Mimaride Sütun Nedir

Mimaride Sütun Nedir

sütun, mimarlıkta, bir gövde, bir başlık ve bir kaideden oluşan düşey taşıyıcı. Taşıyıcı bir işlev görmeden, yalnızca dekoratif amaçla kullanıldığı da olur. Gene düşey bir taşıyıcı olan ve taş ya da tuğla gibi malzemelerden örülerek yapılan ayaktan(*) farkı, tek bir bloktan ya da aynı eksen boyunca üst üste getirilen parçalardan oluşmasıdır.

Eski Yunan ve Roma mimarlıklarında beş temel sütun düzeni (bak. düzen) uygulanırdı. Eski Mısır’da ve Yakındoğu’da kütlesel yapılarda, özellikle kemer uygulamasına gidilmediği zaman, birbirlerine düz kirişlerle bağlanan büyük yuvarlak sütunlar hem taşıma, hem de bezeme amacıyla etkili bir biçimde kullanıldı. Uzakdoğu mimarlıklarında ise sütunlar daha basit biçimlerde oluyor, ama çok zengin bir biçimde bezeniyordu. Gotik ve Romanesk dönemlerin yapı ustaları taşıyıcı sütunların kaide ve başlıklarını karmaşık oyma ve kabartmalarla doldurdular. Barok tasarım anlayışı sarmallar yaparak yükselen burmalı sütunu ortaya çıkardı.

Sütunlar kare, dikdörtgen, daire ya da çokgen kesitli olabilir. Yukarıya doğru inceldiği gibi, hep aynı kesiti de koruyabilir. Eski Yunan mimarlığında sütunlar hem yukarıya doğru incelir, hem de ortaları hafifçe şişkin olurdu. Eski Roma mimarlığında, sonra da klasikçi akımlarda çok karşılaşılan gömme ayak(*) (pilastr), yarısı duvara gömülmüş olarak, duvarla birlikte örülen sütundur. Bunlar dekoratif amaçla yapıldığı gibi, bulundukları noktada duvarı kalınlaştırarak taşıyıcı bir görevi de yerine getirirler. Demet sütun(*) birçok ince sütunun bir araya getirilmesiyle oluşmuş gibi bir görünüm yaratırsa da, gerçekte dış yüzü bir anlamda düşey kanallarla hareketlendirilmiş tek bir büyük sütundur.

sütun arası düzeni, intercolumnium olarak da bilinir. Antik Çağ Yunan ve Roma mimarlıklarında bir kemeri ya da saçaklı-ğı(*) taşıyan sütunlar arasındaki uzaklığı belirleyen düzen. Klasik mimarlığın temel alındığı Rönesans ve Barok Dönem mimarlıklarında sütunların arası, İÖ 1. yüzyılda yaşayan Eski Romalı mimar Vitruvius’un saptadığı düzene göre belirlenirdi.

Bir yapıda sütunların aralığı, kullanılan sütunların çapının katları cinsinden hesaplanır ve ifade edilirdi. Örneğin 3 çap, yan yana iki sütunun aksları arasında bir sütun çapının üç katı bir aralık olduğunu belirtirdi. Böylece yapıdan yapıya değişen boyutlara hiç bağlı kalınmadan, her yapıda geçerli olacak bir ölçü birimi ortaya konmuş oluyordu.

Vitruvius sütun arası düzeni için beş temel ölçü belirlemişti: Sütun aksları arasında 1,5 çap boyu aralık bulunan pyknostylos. 2 çap boyu aralık bulunan systylos, 2,25 çap boyu aralık bulunan eustylos, 3 çap boyu aralık bulunan diastylos ve 4 ya da daha çok çap boyu aralık bulunan areostylos. Beş temel ölçü yaygın olarak kullanılmışsa da, başka çeşitlemelere gidildiği de olmuştur. Dor düzenindeki tapınaklarda, köşelerdeki sütun aralıklarında bazen yapının ön ve yan kenarlarındaki düzenin yarısı uygulanmıştır.

Japon mimarlığında, sütun arası düzeni ken adı verilen temel bir birime dayanır. Ken kendi içinde 20 bölüme, her bölüm de 22 alt birime ayrılır.

sütun başlığı, mimarlıkta, sütun, ayak, gömme ayak gibi düşey taşıyıcıların üstündeki kiriş ya da kemerlere oturma yüzeyi oluşturan yapı öğesi. Yatay taşıyıcılardan gelen yükü toplayarak düşey taşıyıcılara ilettiği gibi bu ikisi arasında görsel olarak da bir geçiş sağlar. Sütün başlığı klasik mimarlıkta değişik üslupların ayırt edilmesinde en belirleyici öğedir (bak. düzen).

Sütun başlığının en basit iki çeşidi, bir dikmenin üstüne konan kare biçimli ahşap bir blok (abaküs) ve uzun kenarları üstteki kirişe paralel olmak üzere yerleştirilmiş dikdörtgen biçimli bloktur (yastık). Bu blokların kenarlarına çeşitli biçimler verilmesiyle, yanlara doğru genişleyen gerçek sütun başlıkları doğmuş ve bunlara çeşitli

parçaların, silmelerin, bitkisel, hayvansal ve soyut bezemelerin eklenmesiyle de daha karmaşık bir görünüm ortaya çıkmıştır.

Mısır ve Mezopotamya’da ilkel abaküs başlıklar biliniyordu. Sakkara’daki basamaklı piramit ve çevresindeki yapılarda (İÖ y. 2890-2686) iki tür basit taş başlık bulunmuştur. Bunlardan biri bükülmüş kamış ya da yapraklarla bezenmiştir ve biçimi semere benzemektedir: öbürü ise papirüs bitkisinin stilize edilmesiyle oluşturulmuş bir ters çan biçimindedir. Mısır mimarlığında daha sonraları palmiye ve lotus gibi bitkisel, antro-pomorfik ve basit abaküs biçimli başlıklar da kullanıldı. Volütlü başlıklar daha İÖ 870’te Anadolu Hitit mimarlığında ve Mezopotamya’da bilinmekteydi. Ahameniş dönemi İran mimarlığında da karmaşık biçimli başlıklar yapıldı.

Başlık biçimlerinin en yaygın üç tanesi Eski Yunan mimarlığında ortaya çıkmıştır. Dor düzeni başlık, echinus adı verilen oval profilli yuvarlak bir öğe üstünde yer alan kare biçimli bir abakustan oluşur. Altta, başlığı sütuna bağlayan birkaç ince, gittikçe daralan silme bulunur. Büyük olasılıkla Batı Asya’daki volütlü başlıklardan türemiş olan İon sütun başlığı, abakusla echinus’un arasına yerleştirilmiş yatay bağlantılı bir çift volütten oluşur. Korent sütun başlığında ise stilize edilmiş akantus yaprağı dizileriyle çevrili, kesik bir ters koniye benzeyen bir alt bölümle bunun üstüne oturtulmuş bir abaküs vardır. Roma mimarlığında bu başlık çeşitlerine Dor düzenindeki başlığın değişik bir biçimi olan Toskana başlığı ve İon volütleri ile Korent başlığının akantus yapraklarını bir araya getiren kompozit başlık eklenmiştir.

İslam mimarlıklarında genellikle mukarnas sıralarıyla çevrilmiş başlıklar kullanılmıştır. Osmanlılarda bundan başka ince uzun baklava biçimleri ve üçgenlerle çevrili baklavalı başlıklar vardır. Hindistan, Çin ve Japonya’da ise çoğunlukla lotus çiçeği örgeleriyle bezenmiş, çan biçiminde başlıklarla yuvarlak kenarlı başlıklar kullanılmıştır. Bizans mimarlığında ters bir kesik piramit biçiminde ve yüzeyi karmaşık bitkisel örgelerle dantel gibi oyularak bezenmiş mermer sütun başlıkları dikkati çeker. Bunların dört yüzünde, yuvarlak bir kartuş içinde dönemin imparatoruyla imparatoriçesinin adlarının baş harflerine de rastlanır. BizanslIlar bu sütun başlıklarını bazen çift olarak üst üste de kullanmışlardır.

Ortaçağda Avrupa’da sütun başlıklarının tasarımının genellikle Roma örneklerine dayandığı görülür. Kare üstlüklü ve yuvarlak tabanlı kübik ya da yastık biçimli başlıklar, kemer ayaklarıyla bunları taşıyan yuvarlak sütunlar arasında görsel geçişi sağlar. Romanesk üsluptaki sütun başlıklarının özelliği, üstlerindeki garip hayvan ve kuş kabartmalarıyla başka simgesel biçimlerdir. Gotik Dönemin başlangıcında, özellikle Fransa ve İngiltere’de egzotik tasarımların yerini, stilize edilmiş yalın yaprak ve dal biçimleri ve geometrik silmeler almıştır. Ortaçağın sonlarında, demet sütun ve bileşik kemer ayaklarının yaygınlık kazanması sonucunda sütun başlığının önemi azalmaya başlamıştır.

Yorum yazın