Meteoroloji nedir

Meteoroloji nedir

Meteoroloji nedirAtmosfer olaylarının yasalarını inceleyen bilim dalı.

Gözlemlerini önceleri yalnızca toprağa yakın tabakaya ayıran meteoroloji, inceleme alanına zamanla troposfere ve alt-stratosfere kadar genişletti. Bilgilerin toplanması, yüksekliklerdeki atmosfer koşullarının, doğrudan doğruya alt tabakalara yansıdığını gösterdi. Bazı araştırmacılar. Güneş olaylarından etkilenen yukarı atmosferin kimyasal ve elektriksel durumunun da (sözgelimi, ozon tabakası), az çok dolaylı olarak, hava durumunu etkileyebileceğini düşünmektedirler. Bu etki kanıtlanmış olsaydı, meteoroloji, tekniklerinde ve araştırmalarında. günümüzde yüksek ve çok yüksek atmosferin incelenmesi konusunda uzmanlaşmış olan jeofizik dallarından ve aeronomiden kaynaklanan konuları da kapsayacaktı. Oysa günümüzde, klasik meteoroloji. 30 km’lik bir yükseltiye kadar olan meteoroloji olaylarının düzenli olarak gözlemine; gazları, bunların hal değişimlerini ve hareketlerini belirleyen fizik, termodinamik ve mekanik yasalarına; istatistik ve olasılık hesaplarına dayanır.

GÖZLEM AĞI

Meteoroloji olaylarının zaman ve uzamdaki büyük değişkenliği, gözlemin. çok yaygın bir alana dağılmış birçok konuyu aynı anda kapsamasını gerektirir: yerkürenin bütününü kapsayan ve bu küreyle ilgili toplanmış bilgileri ulusal meteoroloji istasyonları aracılığıyla birbirine ileten bir sinop-tik meteoroloji ağının gerekliliği buradan kaynaklanır. Meteoroloji istasyonlarının birbirlerine ilettikleri bilgiler uluslararası şifre düzenleme ve saat çizelgeleriyle belirlenir. Dünyada sayıları yaklaşık 8 000 kadar olan gözlem istasyonları, bütün kıtalara ve okyanuslar üstüne (meteoroloji gemileri ve otomatik iletimli meteoroloji şamandıraları) yerleştirilmiştir. Gözlenen ya da ölçülen başlıca etkenler şunlardır: Atmosfer basıncı (cıvalı barometreyle okunur; değişimleri kaydedici aneroyit barometreyle saptanır); hava sıcaklığı ve uç değerleri (cıvalı ya da alkollü termometrelerle okunur; değişimleri kaydedici termometrelerle belirlenir); nemlilik oranı (psikrometreye bakılarak hesaplanır ya da nemölçer aracılığıyla kaydedilir); rüzgâr (yere yakın kesimlerde yel-ölçer [anemometre] ve rüzgâr fırıldağı sayesinde ölçülür); yağış miktarı (belli bir süre içinde yağmurölçer [plüviyometre] aracılığıyla ölçülür); bulutların cinsi, yüksekliği, yönü ve hızı (bulut telemetresiyle [uzaklıkölçerj ölçülür); ayrıca yağış, sis, fırtına, dolu gibi bazı olaylarm betimlenmesi de bu alana girer. Rüzgârın yükseltideki yönü ve hızı hava akımlarıyla sürüklenen bir balonun, görsel (teodolit) ya da radyoelektrik (radyoteodolit ya da radar) yöntemle yörüngesinin incelenmesi temeline dayanır.

Yükseltideki sıcaklık, nem ve basınç, hafif bir düzenek yardımıyla ölçülür (küçük bir radyo vericisine bağlı olan barometre, termometre ve nemölçer). Bu düzenek bir balona takılıdır (rad-yosonda). Yayınlanan sinyaller alınır ve hemen fırlatmanın yapıldığı meteoroloji istasyonunda incelenir.
Artık klasik olarak kabul edilen bu aygıt düzenine, az çok uzakta bulunan ve iri su damlacıkları taşıyan bulut kütlelerini saptayıp, fotoğraflarını çekmeye elverişli radarların kullanımını da eklemek gerekir. Uydular, 1960 Nisanında A.B.D’nin “Tiros l”i fırlatmasından sonra, meteoroloji olaylarıyla ilgili bilgilerin önemli ölçüde gelişmesini sağladılar. Ayrıca, bu-, lut oluşumlarının fotoğraflarının çekilmesine ve siklonların gelişmesinin izlenerek, etkilenecek alanların uyarılmasına ve çok sayıda insan yaşamının kurtarılmasına olanak verdiler. Kullanılan çeşitli meteoroloji uyduları arasında Tiros (Television and Infra Red Observation Satellite) dizisinden başka, Tos (Tiros Operational System), Nimbus ve İtos (Improved Tiros Operational Satellite), E.S.S.A. (Environmental Science Service Administration), N.O.A.A. (National Oceanic and Atmospheric Administration), S.M.S. (Synchronous Meteorological Satellite) ve G.O.E.S. (Geostationary Operational Environmental Satellite) dizileri vardır.

Uyduların aktardıkları görüntülernef-analiz denen, hava durumuyla ilgili bilgilerin yer aldığı haritalara dönüştürülür ve bazı merkez istasyonlarından dünyanın çeşitli yerlerindeki meteoroloji istasyonlarına iletilir. Bu haritaların, sözgelimi, sesüstü uzun yol uçağı Concorde’un uçuş planlarının belirlenmesi gibi çeşitli kullanım alanları da vardır.

Meteoroloji uyduları, çok geniş bir dalga uzunluğu dizisinde, özellikle de kızılaltında çalışan ve gece, görüntülerin saptanmasını sağlayan radyometrelerle donatılmışlardır.

Uzay meteorolojisinin günümüzdeki eğilimi, deniz, yerkabuğu ve atmosfer arasındaki ısı alışverişlerini, tahmin yöntemlerini daha yetkinleştirecek biçimde göz önünde bulundurmaktır.

ISI VE SICAKLIK

Belli bir noktadaki ve andaki hava sıcaklığı, gökbilimsel nitelikte (Güneş’e göre Yer hareketleri), jeofiziksel nitelikte (Güneş ışımasının bir bölümünün atmosfer tarafından tutulması, soğurma ve dağılma olayları), salt ısısal ve dinamiksel nitelikteki nedenlerin sonucudur: Değme ve ışıma yoluyla alışverişler, karışımlar, yatay ya da dikey bileşenli hava kütlelerinin hareketleri, özgül ısı ve yeryüzünü kaplayan çeşitli öğelerin (işlenmiş alanlar, çöller, okyanuslar, kar ya da buzla kaplı bölgeler) değişken iletkenliği.

ATMOSFER BASINCI

Yerkürenin çeşitli bölgelerinin üstünde bulunan hava kütlelerinin eşitsiz voeunlusu [sıcaklığa bağlı) ve Yer’i dönmesine bağlı olan dinamik etkilerden dolayı atmosfer basıncı, belli bir düzeyin her noktasında aynı değildir; buna karşılık yerkürenin yüzeyine oranla hafifçe eğik yüzeylerde aynı basınç değerleri bulunur ve bunlara eşbasınç yüzeyleri adı verilir. Bu eşbasınç yüzeylerinin, yerkürenin yüzeyiyle olan arakesitleri eşbasınç çizgileri ya da izobarlardır.

Bunlar kapalı eğriler halindedirler ve yer yer birbirlerinin içine geçebilirler. Böylece, bu bölgelerde ortalama basıncın (1 015 mb ya da 760 mm cıva) altında olan basınç, bölgenin merkezine yaklaştıkta düşer: Bunlar alçak basınç alanları olarak adlandırılır. Basıncı ortalama basınçtan yüksek olan bölgelerde merkeze yaklaştıkça basınç artar: Bunlara da yüksek basınç alanları denir.

Yükseklerde, her noktanın atmosfer basıncının değerini göz önüne almak yerine şu ya da bu eşbasınç yüzeyinin yüksekliği belirtilir. Böylece, eşbasınç yüzeyi düzeyinin eğrileri (eşyükselti eğrileri ya da izohipsler) çizilebilir. Bu eğriler de ayrıca yüksek ve alçak basınç alanlarının sınırlarını gösterir.
ATMOSFER HAREKETLERİ

Atmosfer hareketleri basınç dağılımına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Gerçekten de, hava, basıncın yüksek olduğu alanlardan (yüksek basınç) daha düşük alanlara (alçak basınç) doğru yer değiştirme eğilimindedir. Bununla birlikte, Yer’in dönme hareketi, yerkürenin yüzeyinde oluşan bütün hareketleri, Kuzey yarıkürede sağa doğru. Güney yarıkürede sola doğru saptıran bir güce yol açar. Bu güce Coriolis gücü adı verilir; nispeten düşük bir basınç gücünün etkisindeki rüzgâr söz konusu olduğunda, Coriolis gücü, rüzgârın yönünü eşbasınç çizgiieı ine dil; biçimde değiştirerek etkir. Oysa. r’.z gârın doğrultusu, basınç kuvveti, sürtünme kuvveti (yere yakın kesimlerde), merkezkaç kuvvet (küçük dairesel alçak basınçlar söz konusu olduğunda) ve Coriolis gücünün bileşenidir. Son olarak da, Kuzey yarıkürede, rüzgâr, yüksek basınçların çevresinde saat yönü doğrultusunda, alçak basınçların çevresindeyse ters yönde eser. Ayrıca, rüzgâr kuvveti, basınç kuvveti ne kadar büyük olursa, yani eşbasınç çizgileri ne kadar sıkışık olursa o kadar büyüktür (Çiz. 1). Atmosferin genel dolaşımını, yani genel hava hareketlerinin ortalamasını bilmek için, yeryuvarlağı üstündeki ortalama basınç dağılımını saptamak yeterlidir.

Bu ortalama dağılım şu biçimde gerçekleşir (Çiz. 2): Kutup bölgelerinde çok az belirgin olan bir yüksek basınç alanı (antisiklon); ılıman bölgelerde nispeten alçak basınçlı alan (alçak basınç); astropikal yüksek basınçlı bir alan; ekvatorda bir düşük basınçlı alan. Bu şemaya, şu rüzgârları içeren, atmosfer akımlarının ortalama bir bileşeni denk düşer: Kutup bölgelerinde doğu-batı bileşenli rüzgârlar; ılıman bölgelerde batı-doğu bileşenli rüzgârlar;dönencelerarası bölgelerde doğu-batı bileşenli rüzgârlar. Bununla birlikte ısıl eylem merkezlerinin çevreye oranla daha soğuk bölgelere yerleşmelerinden (kışın Sibirya’nın soğuk yüksek basınç alanı, yazın astropikal Atlas Okyanusu yüksek basınç alanının yayılması) dolayı yaz ve kış haritaları arasında belirgin değişimler ortaya çıkar.

Buna karşılık, ekvatorda düşük basınç alanları bütün yıl boyunca sürerler, bu da alize rüzgârlarının sürekliliğini açıklar. Tanımladığımız dolaşım, doğu-batı ya da batı-doğu bileşenlidir ve yerkürenin soğuk ve sıcak bölgeleri arasındaki ısıl alışverişlerin açıklanabilmesini sağlamaz. Bu alışverişler, atmosfer tedirginliklerinin oluştuğu ılıman bölgelerde kutup kökenli rüzgârlar ile tropikal kökenli rüzgârların karşılaşmasından doğan dev burgaçlardan kaynaklanır

ATMOSFER TEDİRGİNLİKLERİ

Su, atmosferde, buhar yoğunlaşmadıkça ya da donmadıkça görünmez. Yoğunlaşma, hava sıcaklığının düşmesi, çiy noktasına erişmedikçe ya da onu geçmedikçe gerçekleşmez. Bu soğuma, yüzeyde, soğuk bir yüzeye değmeyle farklı sıcaklıklardaki iki hava kütlesinin karışması ya da hacimdeki bir genleşme sonucunda gerçekleşebilir. Genleşme olayı, bir hava taneciğinin yükselme hareketine başlamasıyla olaya karışır; bir hava akımı yatağında, bir engel (engebe) bu akıma yatay bir bileşen verdiğinde de oluşabilir. Rüzgâra açık dağların çevresinde dağ bulutları doğar. Ama, büyük çaplı hava yükselmeleri, sıcak bir akım, daha yavaş olan bir soğuk havayı yakaladığında gerçekleşirler. Hava kütleleri, hem tropikal bölgelerde, hem kutup bölgelerinde, nispeten uzun süre kalan atmosfer parçalarıdır; bunların her birinin tanecikleri, benzer özellikler taşırlar, ama hava kütlesinden öbürüne büyük farklılıklar gösterirler. Kutup havası ve tropikal hava arasındaki sınır, kutup cephesi olarak adlandırılır; birbirini izleyen bir sıcak cepheler dizisiyle soğuk cepheler dizisinden oluşan “sıcak cephe-soğuk cephe” bütünüyse bir atmosfer tedirginliği oluşturur (Çiz. 3 ve Çiz. 4).

HAVA TAHMİNİ

KISA SÜRELİ HAVA TAHMİNİ. Birkaç saat ile 48 saat arasında değişen kısa süreli hava tahmini, belli bir andaki (başlangıç durumu) meteoroloji koşullarının incelenmesine, ardından da atmosferdeki fizik yasaları göz önünde tutularak bu koşulların evriminin araştırılmasına dayanır. Başlangıç durumu, yeterince geniş bir alanı içine alan meteoroloji ağı gözlemleri aracılığıyla aym anda sağlanan bir veriler bütünü sayesinde saptanır. Bu gözlemler meteoroloji istasyonlarında, uluslararası simgeler biçiminde coğrafya haritalarına aktarılır.
Basınç ve basınç değişimleri haritalarıyla, sıcaklık, eşyükselti çizgileri (çeşitli düzeyler için), hava kütleleri haritaları ve cephe haritaları bu biçimde düzenlenir. Bu “meteoroloji bi-rim“lerinden yola çıkarak daha sonra havanın evrimini tahmin etmek uygundur. Çoğunlukla, sorunun birden çok çözümü vardır. Tahmin biçiminde açıklanansa, gerçekte, en olası çözümdür.

Kodlu gözlem verilerinden başlayarak, belli bir süre (12 s, 24 s. 48 s) için basınç alanını belirlemeye elverişli hesap makinelerinin kullanılmasıyla kısa süreli hava tahminlerinde yeni ve önemli bir adım atılmıştır.

ORTA SÜRELİ HAVA TAHMİNİ. Günümüzdeki meteoroloji durumuyla geçmişteki meteoroloji durumları arasındaki benzerlikler, kimi değişkenlerin ortaya koydukları özgünlüklere ve bunların devirli niteliklerine dayanan ve gene deneysel olan yöntemler, derki haftalar içinde ortaya çıkacak hava durumları konusunda son derece kesin sonuçlara varılmasını sağlarlar. Öte yandan, bazı araştırmacılar yer-yüzeyine yakın kesimlerdeki meteoroloji koşullarıyla, Güneş olaylarından etkilenen atmosferin en üst tabakalarının kimyasal ve elektriksel durumu arasındaki olası ilişkileri ortaya çıkarmaya çalışırlar.

METEOROLOJİNİN YARARI

Meteorolojinin sağlayabileceği bilgiler, hem geçmiş zamanı (iklimbilim, istatistik), hem de gelecek zamanı (tahmin) ilgilendirir. Geçmiş zamanı ilgilendirenler, etkinlikleri atmosfer koşullarına bağlı olan (havaalanlarının yerinin belirlenmesi, tarım alanlarının seçimi, barajlarm yerlerinin belirlenmesi, vb.) kuruluşların doğmasında önemli rol oynarlar. Gelecek zamanı ilgilendiren bügüerse, gene aym tür kuruluşların işletilmesi için gereklidirler. Bilimsel tahmin, “atmosfer” etkeninin zorunlu olarak araya katıldığı etkinliklerde değerli bir öğedir. Bu etkinlikler arasında, tarım, havacılık, hidroelektrik hizmetler, kara ve demiryolu taşımacılığı, denizcüik, bayındırlık işleri, vb. sayılabilir. Ayrıca istatistiksel nitelikteki veriler (iklimbilim) ile kısa ve orta süreli tahminler sayesinde, meteoroloji, insan etkinliklerinin çoğunun planlanmasında giderek önemli bir rol oynamaya başlamıştır.

DÜNYA METEOROLOJİ ÖRGÜTÜ

Dünya meteoroloji hizmetlerinin yöneticileri, Ekim 1947’de Washington’da-ki bir toplantı sırasında. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün kurulmasına karar verdiler. Birleşmiş Milletler Ör-gütü’nün özel bir kuruluşu olan bu örgüt, 1878’de oluşturulmuş Uluslararası Meteoroloji Örgütü’nün bir uzantısıdır. Konusu, meteoroloji sorunlarının dünya çapında düzenlenmesidir. Öte yandan. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün meteoroloji bölümü daha çok, doğrudan doğruya havacılığı ilgilendiren sorunlarla ilgilenir.

TÜRKİYE’DE METEOROLOJİ TARİHİ

Türkiye’de ölçümlere dayanan ilk meteoroloji çalışmaları XIX. yy’m ikinci yarısında başladı. İlk meteoroloji istasyonu 1868’de İstanbul’da Rasathane-i Amire adıyla Pera caddesinde (İstiklal caddesi) ve deniz düzeyinden 74 m yükseklikte kuruldu. İstanbul’da yapılan ve öbür gözlem istasyonlarından alınan sonuçlar, 1868’den başlayarak yayımlandı. Kandilli Rasathanesi arşivinde bulunan Ağustos-Kasım 1868 gözlem defterinde İstanbul, Sulina, Köstence, Varna, Burgaz, Trabzon, Rodos, Çanakkale, Kavala, Selanik, Manastır,
Avlonya, Elbasan, Draç, Beyrut istasyonlarının adları vardır. Aynı deftere, daha sonraki aylarda İzmir, Diyarbakır, Bağdat istasyonları da işlenmiştir. 1 Haziran 1869’dan sonra Berlin’in, 1 Temmuz 1869’dan sonra Petersburg ve Tiflis’in, daha sonraki yıllarda da öbür Avrupa kentlerinin listeye eklendiği görülür. Telgrafla İstanbul’a, Rasathane-i Amire’ye gelen gözlem sonuçları günü gününe sinop-tik haritalara işlenmiştir.
Türkiye 1873’te Viyana’da toplanan ilk Uluslararası Meteoroloji Kongre-si’ne çağrılmış ve bu kongrede var olan istasyonlara ek olarak Sinop, Avlonya, Bursa’da da birer meteoroloji istasyonu açılması kararlaştırılmıştır. Beyoğlu’nda kurulan ilk Türk gözlemevi daha sonra Maçka’da Topçu Okulunun karşısında bulunan telgrafhanenin bir bölümüne taşındı ama bu gözlemevi 31 Mart Olayı sırasında tahrip edildi.

191Q’da yeni bir gözlemevi kurma görevi Fatin Gökmen’e verildi, Fatin Hoca’mn yaptığı incelemeler sonucunda, gözlemevi için günümüzde Kandili Rasathanesi’nin bulunduğu tepe seçildi. Eski bina onarıldı, Fransız Meteoroloji Örgütü’nün yöneticisiyle bağlantı kurularak, iyi bir meteoroloji is tasyonu için gerekli aygıtlar saptan dı; kısa bir sürede sağlanan bu aygıtlarla Temmuz 1911’den itibaren düzenli ve sürekli meteoroloji ölçümlerine başlandı. Kuruluş yıllarında, İstanbul için yapılan hava tahminleri, her-gün telefonla PTT ve Demiryolları idaresine bildirilerek, kullanıcıların yararlanmaları sağlandı. Kandilli Rasathanesi zamanla meteorolojiden çok gökbilim, deprembilim ve öbür çalışma alanlarına yöneldi, meteoroloji istasyonu da kurulduğu günden günümüze kadar meteoroloji ölçümleri yaparak, çeşitli yayınlar çıkararak çalışmalarını sürdürdü. 1911’densonraTürkSilahlı Kuvvetleri içinde yerini alan Hava Kuvvetle-ri’nin gelişmesiyle meteorolojinin desteğine duyulan gereksinme de artmaya başladı. Bu gereksinme özellikle Birinci Dünya savaşının başlamasıyla daha da arttı ve 1915 Ağustosunda teknik yönetimi Almanların elinde olmak üzere Askeri Hava Rasat İdaresi kuruldu. Merkezi İstanbul’da olan bu örgütün Trakya, Anadolu ve Irak, Suriye gibi bir bölümü bugünkü anavatan sınırlarımızın dışında kalmış birçok yerde 23 kadar meteoroloji ölçümleri yapan istasyonu vardı. Yerli meteoroloji istasyonlarından başka Almanya. Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’dan da özel şifrelerle alınan gözlemlere dayanılarak hava tahminleri yapılıyordu.
1915’ten 1918 sonuna kadar 30 ay süreyle her gün saat 7,14 ve 21’de yapılan gözlemleri ve deniz düzeyinden, gözlem uçurtmalarıyla 500- 3 000 m yüksekliğe kadar yapılan atmosfer derinlik gözlemlerinin sonuçlan telgrafla merkeze bildiriliyordu. Aynı zamanda, yapılan gözlemler aylık grafik ve izobar haritaları haline getirilerek türkçe ve almanca olarak yayımlanıyordu.

Birinci Dünya savaşının bitiminde Alman görevlilerin ayrılması ve yedek subay olan Türk personelin de terhis edilmesiyle Askeri Hava Rasat İdare-si’nin çalışmaları da sona erdi. Mütareke yıllarında işgal kuvvetleri tarafından Yeşilköy ve Maçka kışlasından bazı hava gözlemlerinin yapıldığı biliniyorsa da sonuçları hakkında elde bilgi yoktur.
Cumhuriyet döneminde, 12 Kasım 1925’te Etlik’te günümüzdeki meteoroloji örgütümüzün temeli olan Meteoroloji Enstitüsü ve Teşkilatı kuruldu* Aym tarihlerde Milli Savunma Bakanlığı da Hava Rasat Teşkilatı adıyla bir meteoroloji kuruluşu oluşturdu. 1929’da Bayındırlık Bakanlığı, daha sonraki yıllardaysa Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı da ayrı birer örgüt kurarak çalışmalar yaptılar. Kandilli Rasathanesi’yse Milli Eğitim Bakan-lığı’na bağlı olarak çalışmalarını yürütüyordu.

Her bakanlık ve kuruluşun kendi amacına uygun olarak kurduğu çeşitli meteoroloji örgütlerinin neden olduğu para ve güç israfını önlemek amacıyla 10 Şubat 1937’de Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü kuruldu. Böylece Kandilli Rasathanesi bünyesinde bulunan Meteoroloji İstasyonu dışında kalan bütün istasyonlar, adı geçen genel müdürlüğe bağlandı. İlerleyen teknolojiye koşut bir gelişme gösteren Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Başbakanlığa bağlı, merkezde Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Hava Tahminleri Dairesi Başkanlığı, Zirai Meteoroloji ve İklim Rasatları Dairesi Başkanlığı, Araştırma ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Personel Dairesi Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı ile bütün yurt düzeyine yayılmış 16 meteoroloji bölge müdürlüğünden meydana gelen bir örgüt olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

METEOROLOJİ i. (yun. meteorologia’dan fr. météorologie). Atmosfer olaylarının kanunlarını inceleyen bilim.

— Giz. ilm. Meteoroloji astrolojisi, yıldızların hareketlerine ve gezegenlerin etkilerine dayanarak hava tahmini yapmak a-macını güden astroloji.
— ansİkl. Meteorol. Daha Eskiçağdan itibaren atmosfer olaylarına ilgi duyulmuş (A-ristoteles), bununla birlikte meteoroloji u-zun süre salt gözlem safhasında kalmıştır. Kesin açıklamaya dayanan gerçek bir bilimden bahsedebilmek için XX. yy.ı beklemek gerekti (yerdeki gözlem ağlarının yayılması ve aeroloji tekniklerinin geliştirilmesi). iki dünya savaşı da bu ilerlemeyi hızlandırdı; çünkü uçak, en büyük gözlem araçlarından biri olduğu kadar, meteorolojiden en çok yardım bekleyen konuların başında geliyordu.

Bugün meteoroloji^ Yer fiziğinin dallarından biridir. Kendi çerçevesi içinde, meteorolojinin de çeşitli bölümleri vardır. Analitik meteoroloji, sıcaklık, rüzgâr, yağışlar v.b. gibi, havanın fiziksel elemanlarını ayrı ayrı gözler. Dinamik meteoroloji, atmosfer hareketlerinin kanunlarını ve bu hareketlerle çeşitli hava olayları arasındaki ilişkileri araştırır. Bu bölümün de, temel olarak hidrodinamik ve termodinamik’e dayanan bir teorik yönü vardır. Dinamik meteorolojinin pratik incelemelerinde, belirli saatlerde ve sinoptik uzay denen kısıtlı bir alanda, atmosferi şema halinde gösteren haritalardan ve diyagramlardan yararlanılır. Bu pratik incelemeler sinoptik meteorolojiyi meydana getirir ve günlük hava tahminlerinde uygulanır. Aeroloji*, serbest atmosferin yapısını inceler. îklimbilim, toprak düzeyinde atmosferden ayrılan elemanların uzaydaki dağılımını (klasik iklimbilim) veya yerde ve yükseklerde hava tiplerinin uzaydaki dağılımını (dinamik iklimbilim) inceler. Tarım meteorolojisi, atmosferin toprafc ürünleri üstündeki etkileriyle uğraşır. Mikroklimatoloji mikroklima-lan ve t>u kavramın tarıma, biyolojiye, insan yarârrna v.b. uygulamalarını inceler. Tıbbî meteoroloji, havanın veya elemanlarının insan organizması üstündeki etkilerini araştırır. (Bk. EK CİLT) İLİ Meteoroloji işleri Gettel müdürlüğü (devlet), Türkiye’nin meteoroloji işleriyle meşgul olmak, bu alanlara giren sivil ve askerî hizmetleri görmek üzere 10 şubat 1937 tarih ve 3127 Sayılı kanunla kurulmuş, Tarım bakanlığına bağlı devlet teşkilâtı (kuruluşu 1925). Başlıca görevleri; dünya meteoroloji teşkilâtı ve milletlerarası sivil havacılık standartlarını uygulamak, havayolları ve denizyollarında askerî ve sivil seferleri korumak amacıyle gözlem ve hava tahminleri yapmak, milletlerarası hava rasatlarını alarak ilgililere vermek veya yaymak, memleketin ziraat, sanayi, ekonomi, sağlık, sosyal, bayındırlık ve şehircilik yönlerinden iklim bölgelerini tespit etmek ve buraların iklim karakterlerini araştırmak, bu amaçlarla hava, su ve iklim gözlemleri yapmak, gerekli görülen yerlerde, deniz seviyeleri ve pusula sapmaları üstünde araştırmalarda bulunmak, bu faaliyetler sonunda toplanan bilgileri çeşitli yollardan yayımlamak, gerekli yerlerde gözlem istasyonları kurmak ve çalıştırmaktır. Esas birimleri: Hava İşleri müdürlüğü, Klimatoloji müdürlüğü, İdro Meteoroloji işleri müdürlüğü, Mikroklimatoloji İşleri müdürlüğü, Tetkikler ve Yayın şubesi, Âletleri Kontrol ve Ayarlama müdürlüğü, Telekomünikasyon müdürlüğüdür. Yardımcı birimleri: Tetkik ünitesi müdürlüğü, Zat İşleri, Sicil ve Levazım müdürlüğü, Muamelat ve Muhaberat şubesinden meydana gelir. Danışma birimi Sivil Savunma uzmanlığıdır. Taşra teşkilâtı, Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Diyarbakır, Malatya, Erzurum, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun, Trabzon, Van bölge müdürlükleri ile Ankara ve İstanbul’daki milletlerarası hava meydanları meteoroloji istasyonları, 52 yerde kurulu hava meydanları meteoroloji istasyonları, 211 büyük kilimatoloji istasyonu, 135 küçük klimatoloji istasyonu, 26 tarım müesseseleri meteroroloji istasyonu, 650 yağış istasyonu, 620 feneloji istasyonundan meydana gelir. Bu genel müdürlüğe bağlı, orta dereceli bir uzmanlık okulu da vardır.

Yorum yazın