Matem nedir

Matem nedir
MATEM i. (ar. matem). Bir akrabanın, bir dostun, sevilen bir kimsenin kaybedilmesinden duyulan büyük acı: Hep siyah ile kuşattı Rabb-ı izzet âlemi J Farz olup her mümine Şah-ı şehidin matemi (Aşkî). Evlerindeki ilk matem kızkardeşinin ölümüydü. || — Teşm. yol. Bir felâketin yol açtığı derin üzüntü: Dolaşsın sonra, islâmın harem-gâhında nâ-mahrem / Benim hakkım, sus ey bülbül senin hakkın değil matem (M. Â. Er&oy). || Matemin dış belirtileri: Matem elbisesi. || Matemde olunan zaman süresi: Küçük yatağının yanında o matem devresinde, o sinir buhranı saatlerinde, geçirdiği ıstırap gecelerini düşündü (H. Z. Uşaklıgil). || Siyah, siyah renk: Biraz ilerde fakat, âdeta karanlıktı / Bu reng-i mateme dağlar da âşinâ çıktı (M. Â. Ersoy).

— çeş. dey. Matem havası, bir yerde herhangi bir sebepten dolayı hüküm süren üzüntülü durum, ü Matem tutmak, yas tutmak: Bir genç kadın ki duysa bu vakitsiz ölümü / Matemini tutmaya kâfi görür göy-nümü (F. N. Çamlıbel).

— Esk. Matem-dar (veya matem-zede), matemli, yaslı, matem tutan. (Eşanl. yas.) || Matem-engiz, matem, yas tutmayı gerektiren (hal). || Matem-feza, yası, acıyı, ü-züntüyü artıran. || Matem-gîr, yas tutan. || Matem-girâne, yaslı, yaslı halde: Bir sü-kût-i matemgirâne başlar (H.Z.Uşaklıgil). || Matem-gede (mat e m-gâh, matem-sera veya matem-zar), matem tutulan yer, birinin ö-lümüyle yas tutulan yer: Nazar-ı merhameti Allahın / Mahtabıydı o matemgâhın (Ab-dülhak Hâmid). Matemgede gördü bustânı / Rikkat odunu tutuştu cânı (Fuzuli). Dünya evi meşakkatti rene ü a’na imiş / Sahn-ı safa dedikleri matem-sera imiş (Necati). Hüznü hicranımla matem-zâr gördüm âlemi / Şimdi her sahra bana bir Kerbelâ meydanıdır (Nabi). || Matem-künan, yas tutan. |j Rûz-ı matem (veya yevm-i matem), matem günü.

Yorum yazın