Masonluk nedir

Masonluk nedir – Türkiyede Masonluk – Masonluk tarihi ve amacı hakkında bilgiler
MASONLUK i. {mason’ dan masonluk). Bir takım kardeşlik ilkelerini benimseyen, birbirlerini işaret ve amblemlerle tanıyan ve (loca) denilen bölümlere ayrılan kimselerden kurulu kısmen gizli demek. (Franmasonluk veya Farmasonluk da denir.) || Mason demeğine mensup olma.
— ansİkl. Masonluk, Ortaçağda İngiltere yapı işçilerinin loncalarından geliştiği için, bu loncaların geleneklerini, sembollerini ve adını benimsedi. Masonluğun son iki yüz yıllık tarihi kesin olarak bilinir. Daha öncesi hakkında bilgiler azdır. Bunun sebebi, bütün kapalı demek ve kuruluşlarda (Ahilik, Esnaf loncaları v.b.) sembol ve geleneklerin yazılı olmaması âdetidir. İngiltere’de Masonlukla ilgili en eski yazılı belgeler, XDC. yy.dan kalmadır. Bunlarda da yalnız eski geleneklerin korunması yolunda belirsiz bazı sözlerden başka bir şey yoktur; ancak toplantıların dinî bir niteliği olduğu anlaşılmaktadır. Bu loncalar birtakım meslekî kuruluşlardı. XVII. yy.dan kalma belgelerden, meslekten olmayan kimselerin de bu loncalara alındıkları anlaşılmaktadır. Her zaman, toplumun seçkin kişilerinden olan bu kimselere kabul edilmiş masonlar deniyordu ve sayıları çok azdı. Bu kimselerin de katıldığı toplantılarda, dinî, felsefî konulardan çok, birlikte eğlenmek söz konusuydu. Zamanla, «kabul edilmiş masonlar» kendi aralarında toplanmağa başladılar. Gerçek zanaat mensuplarının locaları önemlerini kaybedince, kabul edilmiş masonların sayısı da çok azaldı. Bu durumda, locaları yok olmaktan kurtarmak için, bir birliğe gidilmesi ve bir «büyük loca»nın kurulması düşünüldü. 24 Haziran 1717’de, başka cemiyetler gibi çeşitli meyhanelerde toplanmakta olan dört loca, aynı meyhanede buluşup ilk büyük locayı kurarak Londra ve Westminster Büyük locası adını aldı, ilk büyük üstat (Büyük loca başkanı) bir centilmen; yani geliriyle geçinen bağımsız bir kişiydi, iki yıl sonra büyük üstat olan fransız fizikçisi Desaguliers Masonluğa felsefî düşünceleri ilk getiren kimse oldu. 1721’de büyük üstat seçilen Montagu dükü ile, İngiliz Masonluğunda, soyluların mason olduğu yeni bir dönem başladı. 1737’den sonra da büyük üstatlık ancak kral ailesinden olanlara verildi. 1732’de, bugün Eski Yükümlülükler adı verilen anatüzüğü yayımlandı. Bu tüzükte, bugün de hiç değişmeden yürürlükte olan maddeler bulunur. Bu yıllarda, İngiltere Masonluğunun menşelerini 1717’de kurulan Büyük Locadan daha önceye götürenler bu bölünmeye yolaçtılar. Bu bölünmede sınıf ayrılıklarının da etkisi oldu. En sonunda iki Büyük loca, 1813’te birleşti. Bugün İngiltere’de, Büyük locaya bağlı

7 930 locada, kayıtlı, 600 000 üye vardır. Almanya’da ilk localar, çalışma izinlerini İngiltere’den aldı. 1723’te Hamburg’da ilk loca kuruldu; 1738’de, o zaman veliaht olan Büyük Friedrich bu locaya girdi. Bu tarihten sonra, Prusya krallarının çoğu mason-oldu. Daha sonra alman imparatorlarından Wilhelm I, Friedrich III mason oldular. Alman filozof ve düşünürlerinden Fichte, Lessing, Herder, Goethe, kumandan von Blücher, besteci Mozart, Beethoven, Liszt, maliyeci Dr. Schacht masondu. Masonluk, Hitler zamanında takibata uğradı. Bugün Birleşik Alman Büyük localarına bağlı 320 locada 20 000’den fazla üye bulunur. Fransa’da ilk loca, Paris’te 1729’da açıldı. Bu ve bundan sonra açılan localara Fransa’nın soyluları girdiler. Montesquieu, filozof Helvetius, astronom Lalande, matematikçi Condorcet, elçi olarak Paris’te bulunan Benjamin Franklin, la Rochefoucauld, Voltaire, Lafayette, d’Alembert, Mirabeau, Beaumarchais gibi düşünür ve yazarlar da Masonluğa girdi. 1737’de kralın emriyle bütün toplantılar yasak edildi; polis müdürü Masonluk aleyhine kitaplar bastırdığı gibi, cizvitler de Masonluğa karşı çıktılar. Bundan sonra Fransa Masonluğu, İngiltere Büyük Locasına bağlı bir büyük loca etrafında gelişti. Bu yıllarda Chevalier de Ramsay adında, iskoçya asıllı bir soylu, Masonluğu yapı işçilerinin değil, St. Jean şövalyelerinin kurduğunu ileri sürdü. Bu düşünce, soylular ve bunlara özenenler tarafından benimsendi. Kılıç, localara bir sembol olarak girdi; çırak, kalfa ve usta unvanları yerine, çeşitli şövalye rütbeleri geçti, iskoçya ile ilişkisi olmadığı halde bir «iskoç üstatları derecesi» kuruldu. Bunlar Templier şövalyelerinin büyük üstadı de Molay’i mason olarak gösteriyorlardı. Localar çeşitli maceracılarla doldu. Böylece Masonluğun özüyle hiç ilişkisi olmayan birtakım usuller türedi. Fransız localarına kadınlar da alınmağa başladı. Eski geleneklere göre çalışan çok az loca kaldı. Bunlar, özellikle adlî reformlar için çalıştılar. Fransız ihtilâli bunların çalışmalarına son verdi. Devrimciler arasında birkaç mason vardı; fakat, şair André Chenier, büyük üstat Orléans dükü Philippe gibi masonlar idam edildi, ihtilâlden sonra yeniden kurulan Fransız Masonluğu, gittikçe geleneksel Masonluktan ayrıldı. 1877 Genel toplantısında büyük loca, üyelerin Tanrı’ya inanması şartının ve inanmayanları üye almamanın düşünce hürriyetine karşı olduğunu; yeminlerin kutsal kitaplar yerine namus üstüne olmasını kabul etti. Bu karar üzerine, Fransız Büyük locası, düzenli büyük localarca, düzensiz, yani Masonluk dişi ilân edildi. Günümüzde Fransa’da üç büyük lo< ca vardır. Bunlardan yalnız Grande Loge Nationale Française (Fransız Millî Büyük locası) geleneksel yolda çalıştığı için, dünya masonlarınca kabul edilir. Amerikan locaları, özellikle bağımsızlık savaşında etkili olan kimseleri içinde topladı. 1760’ta ilk millî büyük loca Boston’da kuruldu. George Washington, Samuel Adams, Alexander Hamilton, James Mon-ree, general Green, Lee, Lafayette gibi ünlü siyaset adamları ve kumandanlar masondu. Washington’dan sonra cumhurbaşkanlarının 14’ü de masondu. Bugün Amerika Birle§ik devletlerinde 3 milyondan fazla mason vardır. Her eyalette bir büyük loca bulunur; yalnız Alaska, Washington Büyük locasına bağlıdır. Amerika Masonluğu, kurulusundan beri, Masonluk ilkelerine bağlı kaldı; siyasetle uğraşmadı. is«-kandinav locaları hıristiyan olmayanları almadıkları gibi, Amerika’da zencileri almayan bazı büyük localar vardır. • Teşkilât. Masonluk, üyelerinden kendi aralarında büyük bir dayanışma göstermeleri ister; dövizi Hürriyet, Eşitlik, Kardeş-İifc’tir. Bu birleşmenin sağlayabileceği çıkarlardan yalnız üyelerini yararlandırmak için kabul edeceği üyeleri birtakım fizik ve manevî denemelerden geçirir: meselâ bir aday «çırak» olabilmek için önce üzerindeki bütün «madenler»i çıkarır; sonra lamba iskelet, küp biçiminde taş, bir horoz ve kumsaati, tuz ve kükürt şekilleriyle v.b. süslenen bir odada istiareye yatar. Bundan sonra, görevleri hakkında üç soruya yazılı olarak cevap vermesi ve «vasiyetname»sini yazması istenir. Bunları yerine getiren üye bir kısım elbiselerini çıkartır, gözleri bağlı olarak «mabed»e alınır ve orada kılıçla takdis e-dilir. «Üç yolculuk», «birleşme zinciri» v.b. denemelerinden geçen aday yemin eder ve önlük ile eldivenler kendisine verilir. Masonlar genel toplantılar yapmazlar. Bütün çalışmalar localar halinde yapılır. En az 7 mason bir loca kurabilir; üye sayısı fazlalaşan localar bölünerek yeni localar kurarlar. Masonlar ancak tam ve düzenli localarda toplanabilirler. Bir locanın düzenli sayılması için, bütün toplantıların geleneksel ve genel olarak kabul edilmiş tören kurallarına uygun olarak yapılması, locanın bağlı olduğu büyük locadan alınma bir açılış izninin bulunması gerekir. Her locanın yöneticileri, her yıl gizli oyla seçilir. Büyük loca, aynı töre kurallarına göre çalışan locaların meydana getirdiği birliktir. Genel kongre, her locadan seçilen delegelerin toplanmısıyle yapılır. Bu toplantılarda yönetim işleri görüşüldüğü gibi, her ülkenin kendi nizamlarına göre, belirli zamanlarda genel başkan ve idare kurulu üyeleri de seçilir. Bu toplantı ve seçimler, ülkeler arasında büyük ayrılıklar gösterir. Meselâ inügiltere’de büyük ustanın (genel başkan) kral ailesinden olması, İsveç’te de kralla veliahtın en üst makamları almaları geleneği vardır. İngiltere Büyük locasının büyük üstadı, Kent dükü, İsveç kralı Gustaf VI Adolf’tur; bazı büyük localarda da siyasî mevkilere geçen görevlilerin, masonluk görevlerinden istifa etmeleri geleneği vardır. Her devletin sınırları içinde tek bir büyük loca bulunur, çok eskiden kurulmuş olan bazı büyük localar (iskoçya ve İrlanda gibi) ve federal devletler (A.B.D., Almanya, Brezilya ve Kanada gibi) bu kuralın dışında kalır. Böyle düzenli bir büyük locaya bağlı olmayan locaların gizli üyeleri mason sayılmazlar. Dünya büyük locaları bir merkeze bağlı olmadıkları gibi, birinin ötekine üstünlüğü ve dostluk ilişkilerinden başka ilişkileri yoktur. Milletlerarası toplantı ve kongre yapmazlar. Masonlar, menşelerini meydana getiren yapı işçileri loncalarının geleneklerine uygun olarak, çırak, kalfa ve usta (veya üstat) derecelerine ayrılırlar. Derneğe yeni giren belirli bir süre için çırak, sonra kalfa, en sonunda da üstat olur. Localarda görev almak için üstat olmak gereklidir. Locaların seçtikleri başkanlara üstadı muhterem denir; büyük locanın, bütün locaları denetleme yetkisi vardır. Loca toplantılarında, bütün üyeler birer küçük deri önlük takarlar (ahilerdeki şedd, esnaf localarındaki peştemal gibi). XVII. yy.da, özellikle Fransa’da hayli karışık biçimler almış olan tören şekillerinin çoğu, günümüzde bırakılmıştır. Eski yapı işçileri loncalarındaki gönye, pergel, çekül, ölçü ipi, düzeç gibi araçlar, günümüzdeki localarda da sembolik anlaunlar taşıyarak yer alır. Meselâ üyelerin önlüğü, çalışkanlığın; gönye, adaletin; localarda açık olarak yüksek bir yerde duran kutsal kitaplar, dine karşı saygılı olma zorunluluğunun sembolüdür. Loca toplantılarında konuşulanların saklı tutulması yükümü, üyeleri sır tutmağa, dedikoduları önlemeğe zorlar. Gerçek Masonluğa kuruluşundan beri, kadınlar alınmaz. Fransa’daki, kadınları alan veya yalnız kadınların alındıkları localar, düzenli olarak kabul edilmez ve masonların böyle locaları ziyareti yasaktır, özellikle İngiltere’de Masonluk yalnız üç derecedir (çırak, kalfa ve usta) genellikle bu üç dereceye sembolik dereceler denir. Bugünkü yüksek dereceler sistemi, XVIII. yy.dan sonra meydana geldi. Başlıcaları, bazen büyük locaların içinde bulunan «Royal Arch» ile An-cient and accepted Scottish Rite’tir (Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Rit’i). Royal Arc-h’in sembolleri daha çok hıristiyan inançlarından alındı. İkincisi, 33 derece olarak: 4-14. dereceler (= Tekemmül), [15-18 dereceler = Şapitr], (19-30 dereceler = areopag) ve bunların üstünde 31-33 İdarî dereceleri olarak dört grup halinde toplanır. Bu rit’in başkanları (âmir büyük hâkimler) ve 33. derece üyeleri değişmez; ancak ölüm, hastalık veya ihtiyarlık yüzünden yerlerinden ayrılırlar. Yüksek şûralar, mason derneklerinin yöneticileri ve âmirleri değil; üyelerini üstat derecesinde masonlar arasından alan ve aynı amaçlarla çalışan localardır. Dünya masonlarının ancak yüzde 20 kadarı yüksek derecelere devam ederler. • Türkiye'de. Masonluk, 1723’te düzenli bir şekil aldı. 1738’de Halep ve İzmir’de mason locaları gelişti ve bunlara, iler i gelen türkler de üye oldu, ilk defa, düzenli bir büyük locadan izin alınarak açılan loca, iskoçya Büyük locasına bağlı Halep locası oldu. Bundan sonra İskenderun, Hama ve Humus’ta da mason locaları açıldı. OsmanlI devletinin Avrupa kesiminde ilk olarak İstanbul’da, Cenevre Büyük locasına bağlı bir mason locası kuruldu. 1784’te Polonya Büyük locası, İstanbul’da bir loca daha kurdu. 1787’de İzmir’de Cenevre’ye bağ’ bir loca açıldı. 1820’den sonra, İstanbul, Makedonya, Trakya, İzmir ve Suriye’de, çeşitli büyük localara bağlı birçok mason locası kuruldu. Bu localarda, müslüman olmayanlar çoğunluktaydı. Daha sonra İstanbul’da, İngiltere Büyük locasına bağlı olarak kurulan (1856, 1860, 1861) localarda, Mısırlı Prens Mustafa Fazıl Paşa, Prens Halim Paşa, hünkâr yaveri Mahmud Paşa, mevlevî şeyhi Ataullah Efendi, Polis müdürü Said Mehmed, çeşitli din ve ordu ilerigelenleri bulunuyordu. Yine bu tarihlerde Fransa Büyük locasının İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde açtığı localarda, müşir Fuad Pasa, Pertev Paşa gibi seçkin kişiler yer alıyordu. 1861’de Mısırlı Prens Halim Paşa Osmanlı Şûrayı Âlisi’ni kurdu. Bu sırada şehzade Murad Efendi (Murad V), kardeşleri Nureddin ve Kemaleddin Efendiler, Reşid Paşa, Fuad Paşa, Süleyman Paşa gibi kimseler de mason locasına girdiler. Yalnız Abdüthamid II Masonluğa karsıydı. Bu sebeple Abdültıamid II zamanında Türk Masonluğunun gelişmesi durdu. Fakat Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa, sonradan maarif nazırı olan Em-rullah Efendi, Meşrutiyetten sonra sadrazam olan Hakkı Pasa gibi kimseler mason oldu. Meşrutiyetten sonra, Selânik’te mason olan Jön Türkler, Hareket ordusuyle İstanbul’a gelerek iktidarı ele alınca, Türkiye’de Masonluk için yeni bir dönem başladı. Mason geleneklerine aykırı olarak önce, İstanbul’da bir yüksek şûıa kuruldu. Bunun başında liva kumandanı Mısırlı Prens Aziz Haşan Pasa bulunuyordu. Daha sonra yine geleneğe aykırı olarak, bu yüksek şûranın koruyuculuğu altında Türkiye maşrıkıazamı (Büyük loca) kuruldu (25 haziran 1909). Bu kuruluşa, o sırada faaliyette olan localardan Bisanzio Aizorta, Rönesans, Mace-donia Rizorta, Constitution, Vatan, Mu-hibbanı Hürriyet, Vefa, Şafak ve Resne locaları katıldı. Yapılan seçimde, Meclis ikinci başkanı Talât Bey (sadrazam Talât Paşa) büyük üstatlığa, filozof Rıza Tey-fik kâtipliğe, sonradan Jandarma Genel kumandanı olan albay Galib Bey (Paşa) büyük üstat yardımcılığına getirildi. Daha sonra katılan ve yeni açılanlarla, bütün osmanlı ülkesinde büyük locaya bağlı loca sayısı 32’ye yükseldi. Balkan savaşı başlayınca prens Aziz Haşan savaşa katıldı. Yüksek şûranın başına miralay (albay) Dr. Mehmed Ali Bey (Baba) geçti. Talât Paşa da büyük üstatlıktan çekildi; yerine, sonradan kolordu kumandanı olan Süleyman Faik Bey (Paşa) geçti. 1912’de Dr. Mehmed Ali Bey büyük üstat seçildi. Birinci Dünya savaşı başlayınca mason çalışmaları azaldı. 1916’da büyük üstatlığa seçilen Süleyman Faik Paşa şehit olunca, yerine maliye nazırı Cavit Bey geçti. Bu sırada bahriye nazırı Cemal Paşa, Talât Paşa, şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi, evkaf nazırı Hayri Efendi, polis müdürü Bedri Bey, Ziya Gökalp gibi tanınmış kimseler mason oldular. Enver Paşa bu kurula karsı cephe aldı. Bu dönemde türk masonları Hilâliahmer cemiyetini (Kızılay) kurdular. Cemiyetin başkanı Prof. Dr. Besim Ömer Paşa, 1921-1923 yıllarında büyük üstattı. Türkiye’de masonluğun üçüncü dönemi Birinci Dünya savaşından sonra başlar. Maşrıkıazamin kuruluşundan beri Masonluğun siyasetle ilgilenmeme ilkesi bu dönemde bozuldu. Mütarekede, itilâf fırkasına mensup masonlar, ittihat ve Terakki partisinden olan mason ilerigelenlerini Masonluktan çıkardılar. Bu sırada Dr. Rıza Tevfik büyük üstat, Fuad Süleyman Paşa büyük üstat yardımcısıydı. 30 Ağustos 1922’den sonra, büyük üstatlığa Fuad Hu-lûsi (Demirelli) geçti. Bu yıllarda İstanbul'da 19, İzmir’de 5, Bursa’da 2, Ankara, Manisa ve Gaziantep’te birer mason locası bulunuyordu. Maşrıkıazam, dünya Masonluğuna kendini tanıtamadı ve düzenli bir teşkilât kuramadı. 1935’te, Masonluğun çalışmasını durdurması, kendisi de mason olan dahiliye vekili Şükrü Kaya tarafından Büyük maşrıkıazam yöneticilerine bildirildi ve cemiyet, büyük üstadın bir bildirisiyle kapandı. Bundan sonra Masonluk Türkiye’de, kendi deyimleriyle, uyku devresine girdi. Fakat yabancı büyük localara bağlı bazı localar çalışmalarını sürdürdüler. 1948’de Prof. Dr. Mim Kemal öke’nin başkanlığında, Türkiye Yüksek şûrası çalışmağa başladı ve Türkiye Mason derneği kuruldu. Bundan sonra, yine mason geleneklerine aykırı olarak, Yükek şûra, ilk üç derecedeki locaları faaliyete geçirdi. Bütün görevlilerinin her yıl, merkez kurulunun ise iki yılda bir seçilmesi gereken locaların, Yüksek şûra gibi seçimle gelmemiş bir kuruluşun yönetiminde olması, Masonluk içinde çekişme konusu oldu. En eski mason yasası, seçimle gelen büyük locadan başka ve onun üstünde hiç bir masonik güç tanınmamasını ve bir ülkede sadece tek bir büyük locanın bulunmasını öngördüğü için, yeni kurulan localar mason yasasına aykırı sayıldı. Yüksek şûra, 1 mayıs 1954’-te localara yarı bağımsıızlık vermek zorunda kaldı; Ankara, İstanbul ve İzmir’de, «ünite» adını verdiği birer kuruluş meydana getirildi. Bu üniteler yine Yüksek şûra üyeleri tarafından yönetiliyordu. Bir bu-çuik yıl sonra, bu ünitelerin, federasyon olarak, birbirine bağlanmasıyle yeni bir sistem denendi. Teşkilâtlanışı uygun görme-en Türkiye’deki masonlar, her ülkede oldu-u gibi, bir millî büyük loca kurulmasında ısrar ettiler. Bunun sonunda, Ankara’da, Türkiye Büyük locası kuruldu. Yüksek şûra ile olan ilişkileri bir konkordato yapılarak tespit edüdi. Bu durum da mason gelenek ve törelerine aykırıydı. Dünyadaki diğer mason localarınca tanınabilmek için, kuruluşun büyük localar dışında bir kuruluş tarafından yapılmamış olması gerekti. Türkiye Yüksek şûrası ise, Türkiye’de Masonluğun kurucusu olduğunda direniyordu. Türkiye’deki Masonluğun başlangıcını 1907’-ye bağlamaktan vaz geçmek yolundaki istekleri uygun görmeyen bir kısım masonlar ayrılarak Türkiye Büyük mahfili adı altında ve gene bir Yüksek şûranın kontrolunda bir kurulug meydana getirdiler. Bu kuruluş, dünya muntazam masonluğunca tanınmadı; ancak Fransız Büyük maşrıkı gibi, bazı düzen dışı büyük localarla ilişki kurdu. Türkiye Büyük locası (Türk Yükseltme cemiyeti) 1964’te İskoçya Büyük locası ve 1970’-te İngiltere Büyük locasınca da, başlangıcı 1908’den önceye varan eski bir kuruluş olarak resmen tanındı. Bu arada Türkiye Yüksek şûrası da, biri muntazam, öteki gayrımuntazam olarak ikiye ayrıldı. Muntazam Yüksek şûra, Türkiye Fikir ve Kültür derneği adiyle yeniden düzenlendi; üyelerini muntazam masonlar arasına alan bir kuruluş haline geldi. Bugün Türkiye’de, İstanbul’da 26, Ankara’da 14, İzmir’de de 18 loca vardır; Büyük locanın merkezi de İstanbul’dadır, iskcç ritine göre çalışan Türkiye Yüksek şûrası (Tüıkiye Fikir ve Kültür derneği) üyelerini yalnız Türkiye Büyük locası üyeleri arasından alır; İstanbul, Ankara ve İzmir’de şubeleri vardır. (-» Bib-liyo.) [lm]

Yorum yazın