Kung fu Nedir Nasıl Yapılır

Kung fu Nedir Nasıl Yapılır

Savaş sporları biçimleri içinde hiç biri Çin Kung – Fu sanatı kadar gizli tutulmamıştır. Bu eski savaşma biçimi ustalarının becerilerini, Çinli olmayan kişilere öğretmeleri yazılı olmayan yasa ile yasaklanmıştı. Bu kural diğer Uzakdoğu ulusları için de geçerliydi ve yüzyıllar boyunca da hiç değişmeden sürdürüldü. Bu gelenek ancak çok yakın bir geçmişte, 1964 yılında bozulmuştur. İlk kez o yıl Sifu denen bir kung – fu öğretmeni okulunun (Kvun) kapılarını her soydan insana açtı. Vong Ark Yuey kararı verdiği zaman kararının bomba gibi etkili olacağını hiç düşünmemişti. Çok kısa bir sürede, kung-fu savaş sporlarını yakından izleyen herkesin beğenisini kazanan bir spor oldu.

KUNG-FU SANATI
Kung – fu, ya da özgün adıyla Vu-şu , bugün yapılan savaş sporlarının tümü içinde en eski olanıdır. Kung – Fu (gung – fu olarak da okunabilir, Çin’de hung çuen ve Okinawa’da tong çuen olarak bilinir). Çekiciliğini vu-şu ‘yu ilk kez ortaya çıkaran Çin’li Taoist. (Tao dinine inanan) rahiplerinin ağzından anlatılan öykülere ve söylentilere borçludur. Kung – fu’yu ilk yapanlar sanıldığına göre, kendilerini yaşamları boyunca bu kapalı sanatın çalışmalarına vermeleri sonucu olağanüstü yetenekler edinmişlerdi. Eski bir Çin inanışına göre, her birimizin içinde bir iç yaşam gücü vardır. Bu, insanı doğal olarak gerçekleştirilmesinin olanaksız olduğunu düşündüğümüz şeyleri başarıyla gerçekleştirmeye doğru iter. Kung – fu bu iç yaşam gücünün nasıl dizginleneceğini ve bundan günlük yaşamda nasıl yararlanılacağını öğretir.

KUNG FU GERÇEK ve KURGU
Klâsik Kung – fu savaşma biçimi yıllarca “demir el” vc “öldüren dokunuş” gibi öykülerle bağdaştırılmıştı. Sözcüklerden de anlaşıldığı gibi, demir el’in demir gibi giice sahip bir yumruk olması gerekirdi. Zehirli ya da öldüren dokunuş ise, kung – fu ustasının parmağıyla küçiik bir dokunuşta bulunarak bir düşmanı öldürebileceği düşüncesine dayanıyordu. Dahası, bazı büyük ustaların düşmanlarına acısı sonradan çıkan vuruşlar bile yapabildikleri söylenirdi. Bu durumda vurulan kişi, vurulduktan ancak dakikalarca ya da saatlerce sonra acı çekmeye başlardı. Bu öykülerin gerçek dışı olduklarını kanıtlamak olanağı bulunmadığından, günümüze dek söylenegelmişlerdir.
Bugün Kung – Fu öğrencilerinin çoğu demir el’in yoğun fiziksel eğitimlerle katılaşmış ve nasırlaşmış elden başka bir şey olmadığına inanmaktadırlar. Ayrıca öldürücü dokunuş ya da acısı sonradan çıkan vuruş gibi şeylerin olduğu kanısında da değillerdir. Ancak yine de, gerçek kung – fu yönteminde öğrencileri diğer zevkli işleri yapmaktan alıkoyacak ve boş zamanlarının çoğunu kung – fu’nun değerli gizlerini öğrenmeye itecek kadar çekicilik bulunmaktadır.


KUNG FU’NUN DEĞERLİ GİZLERİ

Kung-fu’nun kurucuları döğüş biçimlerini oluştururlarken o günlerde bilinen insan iskeleti yapısından ve geleneksel iyileştirme yöntemlerinden de yararlanmışlardır. O zamanlar Çin’de fiziksel bozuklukların iyileştirilmesinde iki büyük yönteme başvurulurdu. Bu yöntemlerden biri, sindirimi kolaylaştırmak için otlardan yararlanma yolu na gidilmesi ile ilgilidir. Eczacılık ilminin doğma sına bu yöntem neden olmuştur. Çin bilgelerince kullanılan diğer iyileştirme yöntemi ise, acının bedendeki canlı sinirlere bastırılarak dindirilmesi- dir. Bundan da tıp ilminin Akupres (uç basıncı) dalı doğmuştur. Bu yöntemleri çok iyi bilen wuşu’nun kurucu babaları, basınç noktalarını ve canlı sinir bölgelerini bastırma konusundaki bilgilerini, korunma aracı olarak kullanmanın yollarını buldular.

KUNG – FU BİÇİMLERİ
Kung-fu’nun hareketlerinin vahşi hayvanların hareketlerinden alındığı sanılmaktadır. Kung – i ı nun gelişmesinde özellikle en çok etkili olan hayvanlar, kuşlar, ayılar, maymunlar, kaplanlar ve geyiklerdi. Taoist rahiplerin gözlemlerine kaplan ormanın en büyük ve en ağır hayvanlarını gücü ve hızı sayesinde etkisiz duruma getirmekteydi. Maymunların doğal düşmanlarından korunmak için onların ilgilerini başka yöne çekme, şaşırtma gibi ürkütücü yetenekleri vardı. Krsvjc- hareketleri de oldukça ilgi çekiciydi; söz……,
bir turna kuşunun düşmanına kanat vurrrtas. gaga atması. Geyiği ise ormanın tehlikelerinden sıçraması ve tekmelemesi kurtarıyordu. Ayıya gelince, onun da rahipleri etkileyen yanı, tırnaklarını kullanmasıydı. Bu hareketler incelendi, denendi ve giderek kung-fu’nun temel hareketlerini oluşturdu. Canlı basınç noktaları varsayımı, organik gücün kullanımı ve düzgün soluk alıp vermenin sağlığın iyi olmasıyla ilgili olduğu inancı gibi konuların tümü kung – fu eğitiminin bir parçası durumuna geldiler. Bu konuların her birine aynı oranda önem verilmemektedir. Bu yüzden yüzlerce değişik kung – fu biçimleri ortaya çıkmıştır. Bu kung – fu türlerinin çoğu, son zamanlarda silahlı korunma yöntemlerini de öğreten kung – fu eğitim yöntemi ile birleşmişlerdir.

BRUCE LEE: ÜÇ BACAKLI ADAM
Hiç bir döğüş yöntemi uzmanı son zamanların ünlü Bruce Lee’si kadar tanınıp sevilmemiştir. Lee kısa ancak çok hareketli geçen yaşamında savaş sporlarına, özellikle de kung – fu sporuna çok büyük katkıda bulundu. Çok erken yaşlarda kung – fu yapmaya başlayan Lee, hiç bir resmi kuşağa (kung – fu’da derece ve kuşak ödüllendirmesi yoktur) sahip değildi. Döğüşme sanatları gösterilerinde, izleyicileri akıl almaz çevikliği ile titretirdi. Bu yüzden ona “üç bacaklı adam” adını takmışlardı.
Bruce Lee’nin bu gösterileri pek çok insanın, bu arada Hollywood film yapımcılarının ilgisini çekiyordu. Çok geçmeden Bruce bir film yıldızı olacaktı. Filmleri hasılat rekorları kırdı. Kung – fu en çok konuşulan dövüşme biçimi ve Bruce Lee de en ünlü kung -fu’cu oldu. Derken Bruce ansızın hastalandı ve öldü, öldüğünde onu dünyada tanımayan yoktu denebilir, ölümüne milyonlarca insan yürekten yandı.

TÜRKİYE’DE SAVAŞ SPORLARI
Türkiye’de savaş sporları günden güne daha çok ilgi toplamaktadır, özellikle büyük kentlerde do- joların sayısı giderek artmaktadır. Yapılan savaş sporları arasında, Judo, karate, tae kwan -do aikido, eskrim (Japon eskriminden ayrı) vardır.
Bunlar içinde Judo, taekwan-do ve eskrim Gençlik ve Spor Bakanlığının, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünce ulusal spor olarak onaylanmışlardır. Değişik kentlerdeki bölge müdürlüklerinde bu sporları öğreten dojolar bulunmaktadır. Dojo- larda eğitim parasızdır ve her yaştan ilgili kişilere açıktır. Çalışma saatleri genellikle iş saatlerinin dışında tutulmaktadır. Eğitim uzman kişilerce yaptırılmaktadır ve dojolarda sıkıdüzen başta gelmektedir.
Bir Türk dojosunun da duvarları boş bırakılmış ancak duvarlardan birine Türk bayrağı ile savaş sporları ile ilgili resimler asılmıştır. Minderler genellikle içi kauçukla doldurulmuş, plâstikten yapılmıştır ve esneme özelliğine sahiptir.
Judo giysileri (gi) İstanbul’daki Çaputkan ve Köroğlu dikim evlerinden sağlanabilir. Yeterlik sınavları Nisan ve Ekim aylarında yapılır. Hakemler resmi usta sporculardan oluşur. Başarı gösterenler yeni bir kuşakla ödüllendirilirler. Ayrıca bölge ve Türkiye şampiyonaları düzenlenmektedir. Türkiye şampiyonları milli olarak uluslararası yarışmalara katılmaktadırlar.
Büyük kentlerde açılan özel dojolar da vardır. Bunlar Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün onayıyla açılabilirler, özel dojolardaki eğitim paralıdır. Türkiye’de daha önce de belirttiğimiz gibi bu savaş sporları değişik yaşlarda ve değişik uğraşlardaki kişilerin, bu aradaki kızların da ilgisini çekmektedir. Siyah kuşaklı ustaların sayısı da giderek çoğalmaktadır.

Yorum yazın