Kumaş Nedir – Kumaş Nasıl Dokunur

Kumaş Nedir – Kumaş Nasıl Dokunur
İplik halindeki çeşitli maddeden dokunmuş beze “kumaş” denir. Nakışsız (düz), ya da nakışlı (desenli) olur.
Kumaş dokumak, ancak dokuma tekniğiyle mümkün olmuştur. Eskiden tezgâhlarda, elle dokunulmasına karşılık, şimdi, makineyle elde edilmektedir. El dokuması İle makine dokuması arasında, teknik bakımdan ancak sağlamlık, mükemmellik gibi farklar vardır. Buna karşılık, makineyle dokunan kumaşlar çok daha çeşitli, çok daha çabuk elde edilebilmektedir. Bugün hâlâ el dokuması kumaşlar vardır: Şile’nin bezleri Alanya’nın bürümcükleri gibi.
Kumaşlar, kullanılacağı yere göre “çamaşırlık”, “elbiselik”, “paltoluk” gibi adlar alır, yapıldığı maddeye göre “pamuklu”, “yünlü”, “ipekli” gibi adlarla anılır.
Kumaş Nedir - Kumaş Nasıl DokunurEskiden beri Türkler kumaş dokumacılığına çok önem vermişlerdir. Bu dokumalarının son derece zengin çeşitleri görülmüştür, ipek ve balı gibi dokuma üstünde kısa lif bırakan kumaşlara “kadife”, sert dokunuşlu ipeklilere “canfes”, uzunlama atkıları üstte kalan kumaşlara “atlas”, keçi yününden, tiftikten dokunmuş olanlara “sof”, yünlü kaba kumaşlara “şayak”, daha kaba yün dokumalara “aba”, çok ince pamuklulura “tülbent”, yarım santimden kalın yünlülere “çuha”, üstüne sarma ipek, sim işlenmiş olanlara “çatma” denir. Türkler arasında öteden beri şöhret kazanmış olan kumaş çeşitlerinden bazıları şunlardır: Aba, ağbânni, atlas, astar, bez, bindallı, bürümcük, canfes, çadır bezi, çatma, çözme, çuha, damasko (Şam işi), diba (Hind kumaşı), kadife, mermerşahi, patiska, sof, şal, şayak, tafta, tülbent (Bk. Dokumacılık).

 

 

Kumaş Nasıl Dokunur

Bir dokuma tezgâhının basit şeması. Büyük makaraların üzerinde sarılı iplikler, “gücü” denen iki çerçevenin arasından geçer. Atılan mekiğin atkı telleri kumaşın meydana çıkmasını sağlar. Tarak, dokunmuş iplikleri sıkıştırır. Dokunan kumaş “selvim” sırığı denilen yere sarılmaya başlar.
Kuşmalar dokuma tezgâhlarında, yukarıdan aşağıya doğru uzatılan, “arıç”, ya da “çözgü teli” denilen ipliklerin aralarmdan, “argaç”, ya da “atkı teli” adı verilen yatay ipliklerin geçirilmesiyle, ileri geri hareket eden bir tarakla dokunur. Kumaşların dokunuşlarındaki özelliklere göre değişik adlar alan birçok çeşitleri vardır. Bunlar, dokunuşlarının inceliğine, hârelerine, resimlerine, renklerinin boyalı ipliklerle, ya da basma olarak yapılmış olmasına, çözgü telleriyle atkı tellerinin birbiri içinden türlü şekillerde geçirilmesine göre adlandırılırlar.
Kumaşların en basit şekli olan düz dokumalar, birbirine dikey durumdaki ipliklerin, birbirleri arasından geçirilerek örülmesiyle yapılır. Uzunluğuna olarak yan yana dizilen, “çözgü teli” denilen iplikler kumaşın boyunca devam eder. Bunlara dikey olarak geçirilen “atkı telleri”, kumaşın enine atılmış ipliklerdir. Bu teller, çözgü tellerinden birinin altından bir sonrakinin üstünden geçirilerek örülür.

El Tezgâhları

Dokuma tezgâhlarının en ilkel olanı el tezgâhlarıdır. Bugün artık elle işleyen dokuma tezgâhları dünyanın pek âz yerinde kullanüıyor. El tezgâhlarmın yerini, birçok ülkelerde makineyle işleyen tezgâhlar almıştır. Yalnız, kumaş dokuma usulleri, el tezgâhlarında da, makineyle işleyen tezgâhlarda da aşağı yukarı birbirine benzer. Bütün fark, el tezgâhlarında birçok işlerin elle yapılması gerektiği halde, makineyle işleyen tezgâhlarda bu işlerin makineyle yapılmasıdır.
El tezgâhında kumaş dokunurken yapılan ilk iş, ipliklerin hazırlanmasıdır. Önce, çile haline getirilen çözgü telleri (arıç iplikleri) tezgâhın bir yanındaki “levend” adı verilen sırığa sarılır. Sonra bu iplikler yan yana getirilir gerilir, dokuyucunun önündeki “selvim” adı verilen dikey sırığa sarılır. Sarılmış olan iplikler birbirinden ayrılarak eşit aralarla sıralanır, küçük bir tahta çubukla, tekler önde, çiftler arkada olmak üzere iki kısma ayrılır, ipliklerin dik durması, kolay işlenmesi için üzerlerine zamklı su sürülür. Sonra atkı telleri çileden açılıp ıslatüır, mekiklere sarılır. Bunlar hazır olunca dokuma işine geçilir.

Dokuma Makineleri

Dokumaya başlamak üzere çözgü telleri bir yandan levende, bir yandan da selvime sarılır. İnce uzun bir çerçeve, tezgâhtaki tek ve çift iplikleri ayırır. Bu iplikler “gücü” denilen iki çerçeveye diklemesine gerilmiş aynı sayıdaki ipliklerin hareketiyle aşağı iner, yukarı çıkar, birbirinden ayrılarak arada bir boşluk meydana getirir. Gücülerin üst çubukları bir iple gücü makaralarına bağlanmıştır. Gücüler bu makaralar sayesinde aşağı, yukarı hareket ettirilir. Gücülerden biri aşağı indirilince, bunun içindeki ipliklerin ortasındaki ilmiklerin içinden geçen iplikler aşağı çekilmiş olur. Bunun aşağı inmesi, öteki çerçevenin yukarı çıkmasına sebep olduğu için, çerçevenin içindeki ipliklerin ilmiklerinden geçen iplikler boşluktan mekik atılarak atkı teli geçirilir. Sonra bu teller bir taraktan geçer. Bu tarak dokunmuş iplikleri sıkıştırmaya, kumaş haline getirmeye yarar. Böylece dokunan kumaş bir yandan selvim sırığına sarılır.
Makineyle işleyen dokuma tezgâhlarında, gücülerin kalkıp inmesi, tarağın ileri gitmesi, mekiğin sağdan sola gidip gelmesi, kumaşın selvime sarılması hep makineyle yapılır.

Bibliyografya:
Bu konuda dilimizdeki başlıca eserler. — Dokuma Desenleri (Prof. L. Lejeunne, 1947); Dokuma örgüleri (K. R. özkalencik, 1947); Dokuma Sanayiinde İstihsal Zayiatıyla Mücadele (C. O. Tobolin, 1947); Dokuma Teknolojisi (K. R. özkalencik, 1947); Dokumacılık Meslek Dersleri (R. Bümen, 1944); Dokumada Suni ve sentetik Elyafın Dokunması ve Haşıldan Alınan Sonuçlar Semineri, 1970 (Sümerbank, 1971, teksir).

Etiketler:

Yorum yazın