Kömür ocağı işçileri

Kömür ocağı işçileri
Bugün maden işçileri ile konuştuğunuzda onlardan işlerinin ağır olduğunu ama karşılığında iyi ücret aldıklarını duyarsınız. Maden işçileri çoğunlukla günde sekiz saat, haftada beş gün çalışırlar. Ayrıca fazla çalıştıkları saatler için de ücretlerinin dışında para alırlar.
Eğer bir maden ocağını gezdiyseniz, kömür çıkarma işleminin en zor bölümlerinin büyük makineler tarafından yapıldığını görmüşsünüzdür. Ne var ki bu, maden işçisine gerek duyulmadığı anlamına gelmez. En azından bu makineleri çalıştıranlar yine işçilerdir.
Bundan yıllarca önce İngiltere’de ve İskoçya’- da, kadınlar-erkekler ve hatta çocuklar ellerinde küreklerle yer altına iniyor ve kömür çıkarma işinde çalışıyorlardı. Kadınlara ve çocuklara ayrıca ocakta parçalanan kömürleri sepetlerle dışarı taşıma görevi verilmekteydi. Maden işçilerinin hiç ara vermeksizin günde ondört, onbeş saat çalıştıkları olurdu. Ve tüm bu çalışmalarına karşılık onlara doğru dürüst bir ödeme yapılmazdı. Üstelik o günlerde maden ocakları güvenlik önlemlerinden uzak, nemli yerlerdi. İşçiler bu tehlikeli çalışmaları o karanlık madenlerde yapmaya zorlanırlardı.
Maden işçileri, genellikle maden sahipleriyle yaşamları boyunca çalışmak üzere anlaşma yaparlardı. Böylece daha değişik bir yaşam sürdürme ya da iş bulma olanağından yoksun kalırlar, birer tutsak haline gelirlerdi. Yaşamları yoksulluk ve acı içinde geçerdi. Çalışma ve yaşama koşullarının düzelmesi için oldukça uzun bir süre gerekti.
Bu konudaki ilk büyük adım, çocukların madenlerde çalışmalarını yasaklayan yasanın çıkmasıyla atıldı. Giderek Sir Davy’nın feneri gibi buluşlarla, maden ocakları daha güvenlikli bir çalışma alanı oldu.
Türkiye’de maden işçilerinin yaşama koşulları yeraltında ya da yerüstünde oluşlarına göre değişir. Bilindiği gibi maden ocakları insan sağlığı ve iş güvenliği açısından tehlikeli yerlerdir. Eskiden buralarda çalışan işçiler çok kötü bir yaşam sürerlerdi. işçiler haklarını elde edebilmek için yıllarca büyük bir uğraş vermişlerdir. Sonunda kamu otoritesi özellikle maden işçilerinin çalışma yerleri hakkında koruyucu nitelikte emredici hükümler koymuştur.
1937 yılında bir yasa ile sağlık önlemlerine ilişkin hükümler saptanmıştır, örneğin, işçiler için yatakhane ve hamamlar yapılması, sosyal yardım ve emeklilik haklarına sahip olmaları gibi.
Daha sonraki dönemlerde değişik yasa ve tüzüklerle çalışma koşulları düzenlendi. Maden İşletmelerinde Alınacak Emniyet Tedbirleri Hakkında Nizamname (1953) yeraltı maden işlerinde alınacak önlemleri ayrıntılarıyla göstermiştir. Aynı nizamname işverenlerin görevlerine ve denetlenmelerine
ilişkin hükümler de getirmiştir. Bu arada on sekiz yaşından küçük olanların ve kadınların çalıştırılması yasaklandı.
Bugün maden işçilerinin haklarını savunan ve onlar adına işverenle anlaşmalar yapan sendikaları vardır.
Birleşik Devletler’de maden işçilerine eskiden çalışmalarının karşılığı genellikle para verilmezdi. Yalnızca şirketin sahip olduğu evlerin kiralarını verebilmeleri ve yine şirketin sahip olduğu dükkânlardan alış veriş yapabilmeleri için birer kâğıt parçası verilirdi. Bu gibi davranış ve uygulamalar sonunda işçilerle, ocak sahiplerinin arası açıldı. İşçiler zamanla daha iyi çalışma koşulları elde etmek için birleşerek örgütlendiler. Güçlü ve zengin olan şirketler bu tür girişimleri kolayca dağıttı. Ancak maden işçilerinin elinde bir kozları vardı; onlar olmazsa kömür de çıkartılamazdı. Bu yolda çeşitli grevler yapıldı. Hatta sık sık işçilerle işverenler arasında çatışmalar bile oldu.
En sonunda, 1800’lerin sonuna doğru, Birleşik Devletler’deki işçiler ve maden sahipleri belirli ücretler ve çalışma koşulları konusunda anlaşmaya vardılar. Böylece güçlü bir maden işçileri sendikasının ilk adımı atılmış oldu.
Sendikalı işçilerle maden sahipleri arasındaki en kanlı çarpışmalardan biri, 1913’de Birleşik Devletler’de Ludlovv Colorado’da olmuştur. Bu bölgedeki kömür işçileri, ücret artışı için greve gitmişti. Maden sahiplerinin sendikalarını tanımasını istiyorlardı. Buna karşılık maden şirketi, işçileri, sahibi olduğu evlerden çıkarttı. İşçiler ise bu tutuma, maden ocaklarının hemen yanına aileleri için çadır kurmakla yanıt verdiler. Grev sürerken, maden sahipleri askerleri çağırdılar. Her iki taraf birden ateşe başladı. Bu çarpışma sırasında üç erkek, iki kadın ve onbir çocuk öldü.
Ludlow’daki madenciler sendika kuramadılar. Ama ülkedeki tüm maden işçilerine verdikleri cesaret, verilen kavganın bir gün kazanılmasına ve sendikanın gücünün kabul edilmesine yol açtı.
Petrol kaynaklarının giderek azalması ve çok yakında tükeneceğinin araştırmalar sonucu saptanması, dikkatleri yine kömür üzerine çekmiştir. Bir zamanlar ısıtma için kömürün yerini hızla fuel-oil almıştı. Oysa şimdi yine kömüre dönülmektedir. Bu nedenle, kömür üretiminin artırılması gereği doğmuştur. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda yüzlerce, binlerce yeni maden işçisine gereksinme duyulacağını bildirmektedirler.
Bir zamanlar kendileri madende çalışanlar, çocuklarının bu mesleği seçmesini hiç istemezlerdi. Oysa şimdi, bu işçilerin torunları yeniden maden ocaklarında çalışmak istiyorlar. Çünkü yeni makineler, iyi ücret ve çok daha rahat çalışma koşulları kömür madenciliği mesleğini aranılır,cazip ve ustalık isteyen bir meslek haline dönüştürmüştür.

Yorum yazın