Karate Nedir Nasıl Yapılır

Karate Nedir Nasıl Yapılır

İ.S. 500 yıllarında yaşayan ünlü Hint rahibi Bodidharma zamanının en büyük adamlarından biri olarak herkesçe sevilmiş, sayılmıştı. Bodidharma hem Zen Budizm’in hem de dövüşme sanatlarından Karate’nin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Tarihteki bir çok büyük adam gibi o da bencil olmayan bir ereğe sıkı sıkıya sarılmıştı. Tüm isteği bilgi ve becerisini Çin’deki Budist keşişlerle paylaşmaktı.
Hindistan’dan Çin’e gitmek için, uzun, güç ve çok tehlikeli bir yolculuk yapmak gerekti. Hele hele bir kişinin yalnız başına böyle bir yolculuğa çıkması düşünülemezdi bile. Ne var ki, Bodidhar- ma sıradan bir kişi değildi. Yolculuğa çıkarken yalnızca güçlü isteğine ve kararlı oluşuna güvenmişti. Yoluna çıkan engeller gerçek ve ürkütücü idiler. Yüzyüze geldiği en büyük sorunlardan biri, kırsal kesimde cirit atan silahlı eşkiyalar oldu. Bodidharma bir din görevlisi olduğundan, kendini korumak için de olsa, üzerinde silah taşımayı onaylamazdı. Bu silahlı eşkiya sürüsüne karşı sahip olduğu tek savunma aracı “boş eller”i ve karate bilgisiydi. Bu Hint keşişinin yaşamını birkaç kez kurtaran nesneler, yalnızca işte bu eller olmuştu. Bodidharma sonunda geleceği yere, Şevlinizi Manastırına ulaşınca başından geçenleri (deneyimlerini) ve öğrendiklerini bir bir anlattı. Çin keşişleri bunlardan çok etkilendiler ve kendilerini koruyabilmek için karate dövüşme biçimini öğrendiler.

OKINAWA’DÂ KARATE
Okinawa Çin anakarası ile Japonya’nın ortasında yer alan bir adadır. Küçük ve askeri açıdan önemli bir nokta oluşu nedeniyle sık sık düşman saldırısına uğrardı. Onyedinci yüzyılda da ada Japonların eline geçmiş, adadaki tüm silahlar da toplanmıştı. Ancak halk yine de özgürlüğüne yeniden kavuşma tutkusundan vaz geçmemişti. Kendi kendini boş elle koruma yöntemi ise bundan yıllarca önce Okinawa’ya girmişti. Bu dövüşme yöntemini bilenler sonucu ne olursa olsun, bunu kendi vatandaşlarına da öğretmeye kararlı idiler. Böylece halkın duygularının kabaracağını ve özgürlük ateşinin körükleneceğini umuyorlardı. Japon yöneticileri bu gizli tasarıyı öğrendiler. Ancak tepkileri oldukça şaşırtıcı oldu. Kızacaklarına meraklanmışlardı. Acaba karate kendi silahlı ve silahsız dövüşme yöntemlerine karşı ne denli etkili olabilirdi? Bunu anlamak için kendi askerleri ile Okinawali karate uzmanları arasında maçlar düzenlediler. Okinawalilar Japon askerlerini adam-adama dövüşte gösterdikleri ustalıkla büyük ölçüde etkilediler.

FUNAKOŞİ VE MODERN KARATE
Japonya’da karateye olan ilginin büyümesinde en büyük pay Giçin Funakoşi’ye aittir. Bu Okinawa yerlisi, Funakoşi, karate ustası silahsız kavga yöntemindeki olağanüstü eğilimi ile gözlerin üzerine çevrilmesine yol açmıştır. Adını ve ününü adada duymayan yoktu. Ona sayısız adam meydan okumuş, ancak hiç biri yenememişti. Funakoşi bu maçlarda insanları öylesine büyülemişti ki, sonunda 1917 yılında Japonya’daki imparatorluk sarayına konuk olarak çağrıldı ve kendisinden bu “yeni” dövüşme yöntemini sergilemesi istendi. Buraya ilk geldiğinde pek çok kişi karatenin etki gücünden ve Funakoşi’nin kişisel yeteneğinden kuşkulu idi. Bu kuşku biraz da onun dış görünüşünden kaynaklanıyordu. Çünkü 1,52 m. boyunda ve dal gibiydi. Sağlam yapılı Japon güreşçilerinin, dahası sıradan bir Japon vatandaşının yanında bile insana korku vermekten çok çok uzaktı. Ne var ki onu birkaç yarışmada dövüşürken gördükten sonra, Funakoşi’nin daha önce üzerlerinde bıraktığı izlenim çabucacık silindi. Herkes onun garip dövüşme biçiminin etkisine hayranlık ve kendisine saygı duymaya başladı. Onun ünüyle birlikte karate de tüm Japonya’ya yayıldı. Funakoşi ölünce de anısına bir anıt dikildi. Bugün modern karatenin babası olarak anılmaktadır.

KUZEY YARIKÜREDE KARATE
Karate okulları önce A.B.D.’nin Batı kıyılarında açıldı. Bu okullara başlangıçta yalnızca buraya Uzakdoğu’dan göçmen olarak gelenler üye olabiliyordu. Sonraları büyük kentlerde birer karate dojoları açıldı, giderek de şubeleri tüm ülkeye yayıldı. A.B.D.’de yaygınlaşırken Avrupa- da da karateye duyulan ilgi artıyordu. Derken insanlar karatenin günlük yaşamdaki değerinin bilincine vardılar. Bununla beraber yaygınlaşan karate biçimleri arasında önemli ayrılıklar vardı.

KARATE BİÇİMLERİ
Günümüzde öğretilen karatenin değişik biçimleri vardır. Tümü de en iyisinin kendilerinin öğrettiği biçim olduğunu savunur. Yeni başlayan biri olarak bu başlıca öğretme biçimlerinin temel özelliklerini bilmekte yarar vardır.

ŞOTOKAN
Büyük usta (hoca) Funakoşi yarışmalardan çekildikten sonra Japonya’da, Tokyo’da bir dojo açtı. öğrencileri bu dojoya Şotokan adını verdiler. Şoto öğrencilerin baş öğretmenlerine taktıkları bir ad idi. Kan ise “okul” anlamına gelen Japonca bir sözcüktür. Şotokan batı türü (biçimi) karate eğitimiyle en çok ün yapan okul oldu. Şotokan sert bir karate biçimidir. Doğrudan ve güçlü vuruşlarla sonuca gitmeyi amaçlar.

GOJU
Çojun Miyagi adlı diğer bir Okinavvalı da Goju’- nun yaratıcısı sayılmaktadır. Bu hem “sert”, hem de “yumuşak” bir karate biçimi olarak değerlendirilmektedir. Goju yapanlara sorarsanız en iyi karate yöntemi budur, çünkü Uzakdoğu inanışına uymaktadır. Bu inanışa göre; çok sert ya da yumuşak bir biçim bir insanın gerçek yapısının yalnızca yarısına değinir. Goju ile en iyi karışımın sağlandığı ve böylece karatede kişiye tam bir gi- zilgüce ulaşma olanağı verildiği iteri sürülmektedir.

TAE KVVAN – DO
Tae kvvan – Do Kore’de doğmuştur. Bu ayrı karate biçiminde hareketler için kullanılan tanımlar bugün de özgün Kore diliyle kullanılmaktadır. Tae kwan – do bir bakıma karatenin şoto- kan biçimini andırır, ancak el ve kol vuruşlarından çok ayak ve tekme tekniklerine önem verir:

DERECELER
Karatedeki yeriniz yine birörnek giyilen giysinin üzerine takılan kuşaktan anlaşılır. Karatedeki olağan karate kuşakları önem sırasına göre şöyledir: beyaz, yeşil, kahverengi ve siyah. Ancak son yıllarda geleneksel kuşaklara yenileri de eklenmiştir. Birçok dojoda görülebilecek olan yeni kuşaklar, sarı, mor, mavi ve kırmızı kuşaklardır. Sarı, beyaz kuşaktan sonra gelir. Mor ve mavi kuşaklar kimi karate biçimlerinde yeşil ile kahverengi arasında yer alır. Kırmızı kuşak ise bazı Kore türü okullarda kahverengi kuşağın yerine kullanılır.
Karate öğrencileri yeni kuşağı hak edebilmeleri için bir sınavdan geçirilirler. Bu yeterlik sınavları göreneksel olarak yılda iki ya da üç kez yapılır. Yüksek dereceli, siyah kuşaklı yöneticiler öğrencileri, öğretilenleri sergilemedeki başarılarına göre ödüllendirilirler. İlk sınavdaki başarısızlıktan cesaretsizliğe düşmek yerine daha sonra hakkıyla kazanacağınız bir ödülü düşünün.
Tae Kvvan Do’da kazanılan her derece ve yeni kuşak, ciddi ve dikkatli çalışmaların sonunda elde edilir. Hakettiğiniz kuşağın anlam ve değeri, ilk aşamalarda karşılaştığınız güçlükleri size unutturacak kadar büyüktür.

KATA
Kata, bloke etmek (el ile önleme), çarpma, vurma, tekmeleme (ayakla vurma) ve duruş gibi eylemleri içeren bir dizi önceden düzenlenmiş savaş sporları hareketlerine denir. Karatede çok değişik katalar vardır. Bunlar güçlük derecelerine göre değişirler. Oyuncunun derecesi yükseldikçe daha çok kata öğrenmesi gerekir. Bazı karate biçimlerinde, karate eğitiminin büyük bir bölümünü katalar oluşturur. Büyük ustalar (hocalar) bu hareket dizilerini geliştirmemiş olsalardı, belki de karate çoktan unutulmuş bir dövüş biçimi olacaktı.
Kata, bir beden eğitimi öğretmeninin hareketi yargılama yöntemine benzer biçimde değerlendirilir. Değerlendirmede katanın güçlüğüne ve gerçekleştiriliş biçimine bakılır. Kimi katalar yalnızca bir dakika sürer, öğrenci katayı kusursuz bir teknikle sergiler ve başladığı noktada bitirirse, ancak o zaman çok güzel bir kata yapmış olur. Beyaz, sarı ve yeşil kuşak katalarında temel duruşlar, ayakla vuruşlar, yumruklar ve elle önlemelere ağırlık verilir. Daha ileri aşamadaki katalar ise soluk almaya, kas hareketi ile bunların denetimine, güce, esnekliğe ve güzelliğe (inceliğe)
önem verirler. Kata’nın temel amacı saldırganın hareketlerini etkisiz bırakmaktır. Katanın bir özelliği de, kız ve erkeklerin birlikte yarışmalarıdır. Bu yarışmalarda, en az serbest biçimde yapılan yarışmalar kadar heyecanlı olurlar.

KÎAY
Karatecinin öğrenciye açıklaması en güç olan ve en yanlış anlaşılan yanı işte budur. Karate üzerine yazılan bazı kitaplarda Kiay, saldırı sırasında toplanan güçü arttıran bir bağırış olarak tanımlanır. Bu bir yere kadar doğrudur. Kiay’ın gerçek anlamı Japonca iki sözcükten kaynaklanmaktadır. Bunlar ki ve ay’dır. Ki, gücün (enerjinin) toplanmış ve bağlantı sağlanmış bir biçimidir. Ay ise, us ile bedenin bütünleşmiş uyumu anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle, kiay, insanın ruhsal ve fiziksel gücünü belirli hedef alanı üzerinde yoğunlaştırabilmesidir. Karatecinin tahtaları ve tuğlaları yalnızca elleriyle kırmasını sağlayan işte bu eğitimdir. Karate denen savaş sanatının özü bu yaşam enerjisinin kavranması ve denetlenmesidir.
Bir eşle çalışmak ya da kata öğrenmeye hazır duruma gelmek için, herşeyden önce karatenin temelini oluşturan duruşları, el vuruşlarını, tekmelemeleri ve el ile önleme biçimlerini bilmek gerekir.

DURUŞLAR
Duruşlar, çevikliği, dengeyi ve doruğuna varan gücü sağlamak için özel olarak düzenlenmişlerdir. En çok görülen karete duruşları 19. sayfadaki resimde gösterilmişlerdir.

EL VURUŞLARI: (TERSYUMRUK)
Karatede en yaygın biçimde kullanılan vuruş, tersten vurulan yumruklardır. Bu vuruşu öğrenmek biraz zor ise de, öğrendikten sonra oldukça etkili bir silahtır. Bu vuruş gücünü, omuz yardımı ile kalçadan alır. Günümüzün ünlü karate öğretmenlerinden Mas Oyama’nın güçlü, dönüşlü yumruklarıyla boğaları öldürebildiği söylenir.

BIÇAK VURUŞU
Bıçak ya da balta vuruşu, karate vuruşları içinde herkesin en iyi bildiği biçimdir. Bu vuruş daha çok tahta kırma gösterilerinde görülür. Korunma sırasında, bıçak vuruşu genellikle saldırganın şakağına, boynuna ve dalağına vurulur. Bileğin hemen altındaki küçük kemik bu vuruşa güç verir.

DİRSEK VURUŞLARI
İnsan iskeletinin en dayanıklı yerlerinden birisi dirsektir. Deneyimli bir karatecinin (karatekanın) dirseğiyle yana ya da aşağı doğru vuruşu bir saldırganı kolayca etkisiz duruma getirebilir. Dirsek vuruşları, dönüşlü yumruklar ve diğer el vuruşları resimlerle gösterilmişlerdir.

AYAKLA VURUŞLAR Karate eğitiminde ayakla yapılan vuruşlar, en az el ile yapılan vuruşlar kadar önemli bir yer tutarlar. öyle ki, tam anlamıyla gerçekleştirilen bir ayak vuruşu son derece etkili bir silah yerine geçebilir. Karate sanatının öncüleri de dövüşme sırasında bacakların ne denli önemli olduklarının, güce güç kattıklarının bilincine varmışlardı. Bu
bilincin ışığı altında, belirli saldırıları önlemek ve saldıranı yere düşürmek için bacaktan yararlanılan bir dizi yöntem geliştirdiler. Yeni bir karate öğrencisi çalışmalarını önce bu ayakla vuruş yöntemleri üzerinde yoğunlaştırır ve becerilerini geliştirmeye çalışır. Ayakla vuruş biçimi saldırının türüne ve yönüne bağlı olarak değişir.

SALDIRIYI ÖNLEME
Karatede en önemli öğelerden birini de saldırıyı önleme (bloke etme) yöntemleri oluşturur, öğrenciler, tüm diğer hareketlerde olduğu gibi, bu yöntemleri de öğrenmek için büyük uğraş vermeli ve sonunda bu hareketleri bir şimşek hızıyla ve tepke hareketleriyle yapar duruma gelmelidirler.

EĞİTİM YÖNTEMLERİ
Günümüzde karate öğretmenin en iyi yolunun geleneksel yaklaşım biçimi olduğu kanısı yaygındır. Bu yöntem öğrencilerin ilk derslerinde, daha önce anlatılan yumruk atma, ayakla vurma ve saldırıyı önleme biçimlerini tepke ile yapar duruma getirilmelerine ağırlık verir, öğrenciler bu hareketleri önce dururlarken, sonra hareket ederlerken yapmaya çalışırlar. Bir öğrenci ancak yeterli bir beceri ve denetim sergilediğinde, bir rakiple karşılaşmaya hazır demektir.

TEK ADIMLI SALDIRI VE SAVUNU Eğitimin bu bölümü uygulanırken, öğrenciler ikiye ayrılırlar. Eşler yüzyüze bakacak biçimde dizilirler. Eşlerden biri saldırgan, diğeri korunan kişi olur. Saldırgan bu aşamada ne tür saldırıda bulunacağını eşine bildirir, ancak saldırıyı eşinin hiç beklemediği bir anda yapar. Savunmayı yapan öğrenci saldırıyı önleyebilmeli ve karşı saldırıda bulunabilmelidir. Tüm dikkatini saldırılar üzerine toplamalıdır. Daha açık söylemek gerekirse, çok iyi bir vuruş yapmaya özen göstermelidir, ancak karşıdakinin de gerçek düşman olmadığını akıldan çıkarmamalıdır. Böylece eşler
öldürücü karate vuruşlarıyla birbirlerini incitmemiş olurlar. Bir aşamalı saldırı ve korunma yöntemi, öğrencinin tepkesini arttırması, vuruşunu geliştirmesi ve saldırıyı önlemesi açısından, en iyi yoldur. Dahası, öğrenciyi bu çalışmaları izleyen daha güç aşamada yarı serbest stil dövüşe hazırlar.

YARI-SERBEST STİL
Karate oyuncuları dövüş girişiminde bulunmadan önce, hareket etme, saldırıyı önleme ve vuruş yöntemlerini tümüyle ve tam olarak öğrenmiş olmalıdırlar. Yine, aynı bir – aşamalı çalışma biçiminde olduğu gibi, eşlerden biri saldırgan, diğeri korunan kişi olur. Bu dövüş biçiminde saldırganın hareketleri sınırlanmaz. Saldıran karşısındakine ne zaman ve nasıl saldıracağını söylemez ama vücudunun neresine yöneleceğini bildirmelidir.

SERBEST STİL
Çalışmaların ilerlemiş bir biçimini ve karate yarışma turnuvalarının bir parçasını serbest- Stil oluşturur. Sensey, dojoda bu çalışma biçimini yakından gözler. Yarışmalarda ise, hakem ve yargıçlar, yüksek dereceli yöneticilerden oluşur. Serbest stilde saldırı eşlerden herhangi birinden gelebilir. Saldırının ne zaman, nasıl ve bedenin neresine olacağı söylenmez. İleri düzeydeki bu çalışmanın ereği, bir ipon (bir puan) ya da bir
Vazaari (1 /2 Puan) kazanmaktır. Yarışmada kazanılan ilk puan o maçın üstün gelen oyuncusunu belirler. Bir puan ancak bedenin belirli bir yerine, odaklaştırılmış bir vuruş yapıldığında kazanılır. Bu vuruşun vurulan noktaya gelişi çok hızlı olmayacak biçimde ayarlanmalıdır. Vuruşun yapıldığı oyuncu vuruşu önlerse bir vazoari kazanır. Günümüzde serbest Stil dövüşmeleri oyuncunun derecesine, ağırlığına ve kız ya da erkek oluşuna göre düzenlenmektedir.

Yorum yazın