Kamu malları nelerdir – Kamu malları özellikleri

Kamu malları . İdare, fonksiyonunu gerçekleştirebilmek için, şahsî araçlara yani personele olduğu kadar, aynî araçlara da muhtaçtır. Bu sebeple, değişik nitelikte mallara sahip kılınmıştır. Gerçekten, idarenin sahip olduğu malların hepsi aynı nitelikte değildir ve aynı hukukî rejime tabi tutulmaz. Çünkü idarenin, gelirlerinden yararlandığı ve özel bir kişi gibi kullandığı, özel emlâki vardır: bir belediyenin kiraya verdiği herhangi bir bina gibi. Bunların yanında, idarenin kamu hizmetlerine tahsis ettiği, bu hizmetlerin yürütülme ve gerçekleştirilmesi için şart kabul ettiği malları da vardır: bir hastahane binası ve buradaki tıbbî araçlar gibi. İdarenin, bu gruba girmekle birlikte, herhangi bir tahsis işlemini gerektirmeyen ve tabiî nitelikleri yüzünden genel yararlanmaya açık bulunan deniz, göl, nehir veya dağ gibi emlâki de vardır. İşte bu şekilde, niteliği veya tahsisi gereği, kamunun yararlandığı mallar, idarenin özel emlâkinden farklı bir hukukî rejime tabi tutulmuştur. Türkiye, kamu mallarının hukukî rejimini düzenlemek bakımından, önde gelen ülkelerden biridir. Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında, önce Tımar kanunu çıkarıldı. Kanunî Sultan Süleyman devrinde, Ebussuut Efendinin fetvalarıyle bu düzenleme geliştirildi. Arazi kanunuyle de son şeklini aldı. Ancak, Cumhuriyetin kurulmasından sonra yürürlüğe giren Medenî kanunun 641. maddesiyle öngördüğü düzenleme yapılmadığından, kamu emlâki konusunda bir boşluk meydana geldi; bu boşluğun doldurulması, doktrin ve içtihat çalışmalarına bırakıldı. Tabiî, tutarlı ve yeknesak bir uygulamanın gerçekleşmesi, bu şartlar altında zor oldu ve bugün, kamu emlâki teorisinin Türkiye’deki gerçek değeri karanlıkta kaldı. Genel teoriye göre, kanunun, kamu emlâki olduğunu açıkça göstermediği idare mallarının kamu emlâki olup olmadığını anlayabilmek için, tabiî niteliğine, tahsis yönüne, doğrudan doğruya yararlanmanın mümkün olup olmadığına bakmak gibi yollar gösterilir. Ancak bunların hiç biri, tek başına kesin bir sonuç vermez. Nitekim bir mal, kamu hizmetine tahsis edilmiş olsa bile, doğrudan doğruya yararlanmaya elverişli olmayabilir. Meselâ millî savunmaya tahsis edilmiş savaş araçları böyledir. Bunun gibi bazen bir kamu malı, bir hizmete tahsis edilmiş olmaz; fakat doğrudan doğruya hizmetin kendisi olur. Meselâ bir devlet kitaplığındaki eserler, müzedeki eşya bu niteliktedir, burada hizmet mala bağlanmış durumdadır. Bir malın kamu malı olup olmadığını anlayabilmek için tahsis, nitelik, yararlanma gibi ölçülerden bazılarını, genellikle birlikte kullanmak zorunludur. Kamu malları üstünde kamu tüzel kişilerinin sahip olduğu hakkın niteliği mülkiyete benzemekle birlikte, bu mülkiyet, özel hukuktakinden farklıdır. Gerçekten idarenin kamu emlâki üstünde yalnız bir denetim ve gözetim yetkisi değil, kamu hizmetleri için kullanma ve yararlanma, zilyetlik, komşuluk hakları gibi, medenî hukukun maliklere tanıdığı haklardan yararlanma imkânı da vardır. Hattâ idarenin, tahsis iglemini geri aldıktan sonra, bazı kayıt ve şartlarla malını devir ve ferağ etmesi de mümkündür, idare, kamu emlâkinin niteliğini, tahsis devam ettiği sürece tahsis yönünü ve halkın doğrudan veya dolaylı olarak yararlanmasını zedelememek şartıyle, kamu mallarından bir malik gibi yararlanabilir. Kamu emlâkinin devit ve ferağı gibi, haczi de mümkün değildir; devlet tüzel kişiliğine ait özel mallar da haczedilemez. Kamu emlâki, özel kişilerin zamanaşımı sebebiyle iktisabına konu olar mayacağı gibi, zarar verici eylemlere karşı da özel olarak korunmuştur. Ayrıca, kamu emlâkinin her türlü vergi ve resimden muaf tutulduğu ve kamulastırılamayacağı kabul edilir. (Bk. kamulaştirma.) Med. kn. md. 912*ye göre halkın yararlanmasına tahsis edilen mallardan, üstünde tescili gerekli bir aynî hak tesis edilenler, tapu sicilinde tescil olunur. Kamu emlâkinden yararlanma, halkın, yollardan, meydanlardan, denizden yararlanması gibi, genel veya önceden izin almak veya bazı kayıtlara tabi tutulmak gibi, özel ve istisnaî olabilir. Meselâ otopark yerlerinden yararlanma özel bir şekildir. Bu yüzden, genel yararlanma parasız olduğu halde bir ruhsata dayanan yararlanmalar, belli bir para karşılığında olur. Kamu emlâkinden özel bir yararlanma sekli de, idareyle özel kişi arasında bir sözleşme yapılmış olması durumunda ortaya çıkar. Bu, bir kira sezleşmesi değil, İdarî nitelikte bir sözleşmedir ve idarenin, gözetim, denetim ve özellikle zabıta yetkilerini sınırlamaz. Sözleşmeyle kamu emlâkinden yararlanma örneklerine, meyve ve sebze hallerindeki satış yerleri konusunda rastlanılabilir. Bir mala kamu emlâki niteliği verilmesine veya tanınmasına sebep olan hususların ortadan kalkması (msl. bir gölün kuruması, tahsisin değiştirilmesinin gerekmesi), o malın kamusal niteliğini kaybettirir.

Yorum yazın