Judo Nedir Nasıl Yapılır

Judo Nedir Nasıl Yapılır , Judo Kemerleri

Japonya’da on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Jigoro Kano adında kısa boylu bir çocuk yaşamıştı. Tıpkı kendi yaşındaki kız ve erkekler gibi Jigoro da küçükken ünlü “buşi” öykülerini dinlemeye bayılırdı, özellikle de Buşinin (samurayın) tehlikenin üzerine bilerek ve korkusuzca gidişi onu çok etkilerdi. Daha küçük bir çocukken, o günlerin en iyi ustalarından eski savaş yöntemlerini öğrenmesine izin verildi. Çok iyi bir öğrenci oldu ve Jiu – Jitsu’-da (civ-citsu) uzman derecesine dek yükseldi. (Jiu – Jitsu- silahsız döğüşün öldürücü biçimine denir). Bir süre sonra da kendisi bir eğitici oldu.
Dr. Jigoro Kano’nun içinde bir gün yaratıcılık duygusu belirdi. Şöyle düşünüyordu: acaba eski döğüşme biçimleri birer yarışma sporu olarak öğ- retilemez miydi? Dr. Kano bu amaçla bir okul açtı ve okula Kodokan adını verdi. Eskinin silahsız olarak yapılan savaş yöntemlerinden bir kaçının en iyi tekniklerini alarak onlardan bir bütün oluşturdu. Bu yeni sporu öteki Uzakdoğu savaş biçimlerinden ayırmak için de ona Judo (cudo) adını verdi. Ondan sonra yaşamı boyunca Judonun ulusal bir spor olarak kabul edilmesi için çalıştı.
Bugün her uygar ülkede Judo sporu yapılıyorsa, bunu Dr. Kano’nun uğraşlarına borçluyuz. Judo ayrıca bugün Olimpiyat oyunlarının da kapsamı içindedir. Tüm bunların kökeninde de Judo sporunun kumcusu ve babası Dr. Jigoro Kono adlı adamın içine doğan esin yatmaktadır.

JUDO SANATI
Judo bir spor, bir korunma aracı olmaktan çok, bir sanattır. Judo sanatı çok küçük bir”çaba harcayarak çok büyük güçlerin üstesinden gelme yeteneğine denir. Judo sanatının temelini oluştu ran ilkeler şunlardır: olduğunca az çaba harcamak; olduğunca çok yarar sağlamak; ve karşılıklı yardımda bulunmak. Bir Judocu karşısındakinin dengesini bozmak için rakibinin vücudunun her yanından yararlanır. Ancak Judoda, vurma, tekmeleme ve çarpma kesinlikle yasaktır. Doğrusunu isterseniz, J udo sözcüğünün sözlük anlamı da budur; Japonca’da Judo “incetmeyen biçim” demektir. Judoka (-cudolar) güçlü vuruşlar yerine, karşısındakini bir şey yapamaz duruma getiren tutuşları yeğlerler. Judoda eğitim yöntemleri ve donanımları kaza ile doğabilecek incinmeleri önleyecek biçimde düzenlenmiştir.

JUDO MİNDERİ
Judo yapılırken minderin dışına hiç çıkmamak gerekir. Dojolarda bu minder genellikle salonun büyük bir bölümünü örtecek kadar büyük olur. Judo minderleri değişik araç ve gereçlerden yapılırlar. Kimileri pirinç sapı, plâstik ya da köpükle doldurulurlar. Yaygın olarak kullanılan Judo minderlerinden bazılarının içi boştur ve üzerinde branda bezi vardır. Bunlar boks ringlerini andırırlar. Ancak Judo minderinin çevresinde ipler yoktur. İyi bir Judo minderi en azından 5 sm kalınlığında olmalı ve en sert düşüşe bile karşı koyabilecek esneklikte bulunmalıdır.
Bir dojo’ya gitme olanağınız yoksa ve yine de Judo yapmayı çok istiyorsanız, cimnastik hareketleri için kullanılan minderden yararlanabilirsiniz. Ancak kendi kendinize çalışırken, minderin yeterince geniş olmasına özen gösteriniz. Judo çalışırken de çevik hareketler yapmanıza kesinlikle engel olmayacak giysiler giymelisiniz.

JUDO GİYSİSİ
Judo her zaman çıplak ayakla (yalınayak) yapılır. Judo yapılırken giyilen bir örnek giysiye (üniformaya) Gi denir. Gi, sağlamlaştırılmış kalın pamuklu kumaştan yapılan bol bir ceket ile pantolondan oluşur. Bunları dikilmiş olarak satın alabilirsiniz. Gi alırken çekeceğini düşünerek ölçünüzden büyük olmasına özen gösteriniz. Bu giysinin tamamlanması için bir de belinizi iki kez saracak uzunlukta (2,10 m.) bir kuşak gereklidir. Kuşaklar renklerine göre anlam taşırlar.

JUDO DA KUŞAK DİZİSİ
Judo’daki dereceniz giydiğiniz kuşağın renginden anlaşılır. Kuşak renkleri, judo’daki deneyime, teknik bilgiye ve döğüşme yeteneğine bağlı olarak değiştirilirler. Yeni başlayanların kuşak renkleri beyazdır. En son dereceyi gösteren siyah kuşağa Dan denir. Beyaz ile siyah arasında bulunan çeşitli “sınıflara ise Kyu denir. Asıl kuşak renkleri, beyaz, yeşil, kahverengi ve siyahtır. Ancak, bugün judo kulüplerinde sarı, portakal rengi ve mavi kuşaklara da rastlanmaktadır. Judo çalışmalarına küçük yaşta başlarsanız, daha yirmisine varmadan siyah kuşağa hak kazanabilirsiniz. Tokyo’daki Kodokan Dojo’ya çocukların çoğu ilk okul çağında gitmeye başlarlar ve genellikle 10- 20 yaşları arasında siyah kuşak takacak düzeye erişirler, judoda uygulanan kuşak yöntemi aşağıdaki gibidir:

SİYAH KUŞAKTAN AŞAĞI OLAN DERECELER
6. Kyu- beyaz kuşak (yeni başlayanlar)
5. Kyu- beyaz kuşak (ya da sarı kuşak)
4. Kyu – yeşil kuşak (ya da portakal rengi kuşak)
3. Kyu- kahverengi kuşak
2. Kyu- kahverengi kuşak ( ya da mavi)
1. Kyu- kahverengi kuşak

SİYAH KUŞAKLAR

1. dereceye Şodan denir.
2. dereceye Nidan denir.
3. dereceye Sandan denir.
4. dereceye Yondan denir.
NOT: Yondandan yukarı olan derecelerin sayısı oldukça azdır ve yalnızca judo sporuna olağanüstü katkısı bulunanlara verilir.

UKEMİ (DÜŞÜŞLER)
İncinmeden düşmeyi öğrenmek, tüm sporlar için olduğu kadar günlük yaşamımızda da yararlı olur. Hele de “oyuncuların” sürekli olarak birbirlerini düşürmeye çalıştıkları bir oyun olan judoda bu kesinlikle gereklidir. Yukemi öğrenilmeden diğer judo becerilerinde aşama yapmak olanaksızdır. öne, arkaya ya da yana düşerken düşüş ağırlığını en aza indirgemede en çok kollardan yararlanılır. Resimdeki düşüş biçimlerine bakarak, düşme çalışmalarında ellerin mindere nasıl sertçe çarptığına ve başı yere vurmamak için başın nasıl büküldüğüne dikkat ediniz. Ne zaman her yöne korkusuzca düşecek duruma gelirseniz, o zaman bir arkadaşla judo çalışması yapmaya hazırsınız demektir.

TORİ VE UKE
judoda saldıran oyuncuya Tori denir. Düşürülen ya da diğer durumlarda yardımcı olana da UKE denir. Judoda her ikisi de sırası geldikçe öğrenilmelidir.


EĞİTİM YÖNTEMLERİ

Ukikomi (pratikten, uygulamadan): Yeni öğrenilen becerilerin uygulanması için Yuk, Toriye pek karşı koymaz ve fırlatılmasına izin verir. Bu Torinin biçim ve akıcılık kazanmasına katkıda bulunur.
Randori (özgürce çalışma): Eşler birbirlerini mindere atmaya çalışırlar. Randoride oyunculardan her ikisinin de sonuna dek dayanmaları istenir.
Nevaza (özgür yer çalışması): Eşler minder üzerinde yatırma, kolla – kilitleme ve ileri düzeyde sıkma (boğma) çalışmaları yaparlar.
Şiai (yarışma): Bir hakem ve iki yargıç gözetiminde iki judo oyuncusu arasında maç düzenlenir. En iyi yetenek ölçme yolu şiaydır. Şiayda önemli olan rakibi iyi biçimde atarak, yatırarak ya da kolla kilitleyerek îpon denen puanı ilk kez alan oyuncu olmaktır.

NAGE VAZA (FIRLATMA TEKNİKLERİ)
Başarılı bir Judo atışı zamanlama, eşgüdüm ve denge ister. Denge judonun temel ilkesidir. Tüm judo atışlarında erek, kendi dengenizi bozmadan karşınızdakinin dengesini bozmaktır. Japonlar bu beceriye Kuzuşi derler. Dengesi kendiliğinden bozulmuş olan bir kişi rakibi için kolay bir fırlatma hedefi olur. Ancak rakibin dengesi genellikle onu atılacak yöne doğru iterek ya da çekerek bozulur. Bu nedenle judocuların sürekli olarak birbirlerinin giysilerine yapıştıkları görülür.
Judo çalışsaydınız çok değişik fırlatma türleri olduğunu öğrenirdiniz. Nage vaza , ya da fırlatma yöntemleri resimlerde görüldüğü gibi başlıca dört kümeye ayrılırlar. Bu kümelerin her birinin içerdiği atış bileşimlerinin tümünde ustalaşmak için yıllarca çalışmak gerekir. Turnuvalarda tamamlanmış bir hareketi yapılan karşılaşmayı kazanmış sayılır. Bu kuralın nedeni şudur: eğer bir oyuncu düşme yöntemini tam olarak bilmiyorsa, sert bir yere fırlatılıp atılacağından en azından bir an için kıpırdayamayacak- tır (felç olacaktır). Şihanlar denen judo öğretmenleri
kendilerini judo kapsamına giren tüm fırlatmaları en iyi biçime getirmeye adamışlardır. Ancak oldukça kısa bir sürede bir kaç temel atış biçimi öğrenilebilir.

OSAE KOMİ VAZA (YER ÇALIŞMALARI)
Olağan bir judo maçında oyunculardan biri ya da her ikisi birden, tam fırlatılmadan da yere düşerler. Bu durumda yarışma sürer. Judonun yarıdan çoğu minder üzerinde olur. Minder ya da yer çalışmasında istenen, rakibi otuz saniye altta tutarak bir puan kazanmaktır. Bu rakibi kaçamayacak biçimde kilitlemekle olur. Oyuncular minder üzerinde birbirlerini çok incitmemeye özellikle özen göstermeli ve rakiplerinin her hareketine karşı uyanık olmalıdırlar. Bir oyuncu eliyle ya da ayağıyla mindere iki kez vurduğunda da onu anında serbest bırakmalıdır. Yine bir oyuncu maçı “Matay!” diye bağırarak kendi isteğiyle de durdurabilir. Matay, “bırak git – vaz geçiyorum” anlamına gelir, judoda oyuncular birbirlerini hiçbir zaman bilerek incitmezler. Böylece “incitmeyen biçimde” yaparak daha çok eğlenirler.

Etiketler:

Yorum yazın