Gülhane Parkı ve Meydanı

Gülhane Parkı ve Meydanı

Gülhane veya Gülhane meydanı, İstanbul’da, Topkapı sarayı sınırları içinde büyük bir bahçe.
Fatih Sultan Mehmed zamanında Salayı Ce- dîd (yeni saray) adiyle kurulan (bugünkü Topkapı sarayı) ve büyük sarayı çevreleyen duvarların (sûr-i sultânî) içinde kalır, Bâbı Hümayun ve Babüsselâm (Orta kapı) arasındaki Birinci avlu ile Marmara denizi kıyısı arasındaki alanı kaplar. Fr. Kauffer tarafından çizilen İstanbul’un ilk şehir planında (1776) Gülhane bahçesinin, Marmara kıyısına inen araziyi içine aldığı görülür. Gülhane meydanında, Bizans imparatorluğu zamanında, önce Mangana askerî deposu, daha sonra Mangana sarayı, Hagios Geor- gios manastır ve kilisesi, ayrıca bir ziyaret yeri olan Panagia Hodegetria ayazma ve kilisesi vardı. Birinci Dünya savaşından sonra İstanbul’a çıkan fransız kuvvetleri arasında bulunan arkeologlar burada kazılar yaptılar (1921-1923). Buluntular R. Demangel ve E. Mamboury tarafından yayımlandı (Le Quartier des Manganes, Paris 1939). Bu buluntuların en önemlilerinden birisi iki metre boyunda, mermerden yapılmış bir Meryem ikonasıdır. «Gülhane Meryemi» diye bilinen bu eser bugün İstanbul Arkeoloji müzesindedir. Ayrıca, Gülhane meydanında dört bi- zans su sarnıcı da vardır. Osmanlı imparatorluğu devrinde bu meydana Gülhane adının ne yüzden verildiği kesin olarak bilinmiyor. Şarkiyatçı S. H. Moratmann’a göre bu ad, eskiden orada saray için gülbeşeker yapılan bir bina bulunmasından dolayı ortaya çıktı. Bazı bilginlere göre burada sarayın gül bahçesi bulunduğu için bu adı aldı.
Gülhane meydanı yakınında, XV. yüzyılda veziriazam ishak Paşanın yaptırdığı tshaki- ye kasrı bulunmaktaydı. Selim I’in Mermer köşk’n de bu meydandaydı. Mermerleri padişah tarafından Mısır’dan getirtilen bu köşk, memlûk üslûbunda yapılmış, renkli taş kaplamalı idi. İshak Paşanın yaptırdığı tshakiye kasrı, XIX. yüzyıl başlarına, Selim III devrine kadar bu meydanda durdu. Gülhane meydanında, ne vakit yapıldığı kesin olarak bilinmeyen, fakat 1826 yılında Mah- mud II’nin tamir ettirdiği bir Gülhane kasrı da vardı. Fr. Kauffer’in 1776’da çizdiği haritada bu kasrın, daha sonra İç Cebehane olan Hagia Eirene kilisesi (eski Askerî müze) yanında denize doğru İnen yokuşun altında olduğu görülür. Meclisi Vâlâyı Ahkâmı Adliye adlı komisyon, BabIâli’deki binası yapılıncaya kadar* Gülhane kasrında toplandı. –
Hariciye nazırı Büyük Reşid Paşa tarafından Tanzimat fermanının burada okunarak ilân edilmesi Gülhane meydanı adının geniş ölçüde tanınmasına yolaçtı. Gülhane Hattı Hümayunu veya Gülhane Hattı Şerifi denilen ve Tanzimatı Hayriye adlı ıslahat hareketinin bir ifadesi olan bu ferman 3 kasım 1839 tarihinde kalabalık bir topluluk karşısında burada okundu. O gün Sultan Abdülmecid de Gülhane kasrında bulunuyordu. Gülhane meydanı ve kasrı gibi, bu meydanda bulunan, bütün köşk ve kasırların hakimiyle saraydaki on dört bostancı ocağından biri görevliydi. Bu ocak bu yüzden Gülhane ocağı âdını almıştı. Bu arada meydanın bir kısmı düzenlenerek sarayın özel cirit oyunu sahası (cündî meydanı) haline getirildi. Bazı oyun günlerinde padişahlar da burada bulunur ve cirit oyunlarını seyrederlerdi.
Gülhane meydânında anıt olarak, padişahların yaptıkları atış talimleri dolayısıyle dikilen nişan taşları vardır. Bu nişan taşlarının en eskisi Ahmed I âdına dikilmiştir. Başka bir nişan taşı da Selim III adına 1791 tarihinde dikilen taştır. Hattat Yesarı Efendi tarafından yazılmış olan bu küçük anıtın tepesinde mermerden işlenmiş bir lahana yeralır. Bu lahana, Selim IIl’ün bağlı olduğu Lahanacılar ocağının işaretidir. Bu taşın karşısında, 1811 tarihinde Mâhmud II adına dikilen ve Kazasker Mustafa İzzet Efen-
di tarafından yazılan nişan taşı, padişahın tüfekle yaptığı bir atış talimini göstermektedir. Eskiden bu taşın tepesinde Mahmud II’nin bağlı olduğu Bamyacılar ocağının işareti olan bir bamya bulunuyordu.
Gülhane meydanının denize yakın olan kısmında, saray hizmetlilerine ait hastahane, 1855 yılında, Kırım harbi sonunda geliştirildi, daha sonra bugün Gülhane hastaha- nesi haline getirildi. Eski Gülhane bahçesinde XÍX.. yüzyıl ortalarında Matbaayı Âmire (Devlet basımevi) kuruldu ve Saray™ burnu yakınlarında da dört büyük ámbar, bir Baruthane ile bazı çeşmeler yapıldı. (-> Bibliyo.)

Yorum yazın