Neden Enerji Tasarrufu Yapmalıyız

Neden Enerji Tasarrufu Yapmalıyız

Bir noktada bol ve hesapsız enerji kullanımının bazı sorunlar yaratacağı beklenmeliydi. Nitekim 1930’lu yıllarda yeni kaynaklar bulma zorunluğu kendini göstermeye başlamıştı. O yıllara serüvenci gibi görünen birtakım kişiler dünyanın dört bir yanında sondaj kuyusu açacak yerler aramaya başladılar.

Petrol kuyusu açmak çok masraflı olmakla birlikte sonu belli olmayan bir girişimdir. Üstelik petrol bulunduğu kesinlikle saptanmış olsa bile açılan kuyunun hedeften sapması olasılığı her zaman vardır. Tüm bunlara karşın kimi 1930’dan önce, ama çoğu ondan sonra Sovyetler Birliği, Venezüella, Libya, Kanada, İran, Arabistan ve Birleşik Amerika’da çok zengin petrol kaynakları üzerinde yüzlerce kuyu açılmıştır.

1960 – 1970 yılları arasında bilinen petrol yataklarının miktarı sürekli bir artış gösteriyordu. 1975 dolayında yeraltında daha bir trilyon varilden fazla petrol bulunduğu hesap edilmişti. Şimdi ise karada ve denizaltında yürütülen aramalar sonunda bu miktarın çok üstünde petrol yığınları bulunduğu anlaşılmıştır. Kuzey Denizinde, Alaska’da, Meksika’da yeni ve zengin yataklar bulunmuş ve üretime geçilmiştir. Türkiye’nin güney doğusunda Batman yöresinde yeni birkaç kuyudan petrol çıkmıştır. Bu bölgede aramalar sürmektedir. Ülkemizin petrol gereksiniminin dörtte biri Raman – Garzan bölgesinden karşılanmaktadır. Son yıllarda Ege denizinde yapılan sismik araştırmalar, kıyıların hemen açığında petrol bulunduğunu göstermiştir.

Dünyada şu anda yeraltında henüz çıkmamış üç trilyon varil petrol varken yakıt kıtlığından söz etmek pek yerinde görülmeyebilir, ama yılda 20 milyar varil tüketildiği ve bu sayının her on dört yılda bir iki kat arttığı düşünülecek olursa, bilinen yatakların elli yıl bile süremeyeceği anlaşılır. Bırakınız bunu bir yana, tüketim yılda 20 milyar varil düzeyinde kalacak olsa bile, yatakların bugünkü genç kuşaklar yaşlanmadan tükeneceği söylenebilir. Öte yandan tüketim de her yıl yüzde beş oranında artmakta, dünyanın her yanında yollar sayıları hızla artan araçlarla dolmaktadır. Üretilen elektriğin yetmeyeceği kadar konut yapılmaktadır. Sıvı yakıtla çalışan fabrikaların sayısı da çoğalmaktadır.

Günümüz insanı elle yapabileceği işleri makineye yaptırmaya alışmıştır. Öyle ki saç kurutma, diş fırçalama gibi en basit işleri bile makinelere yaptırmaya başladık. Sanıyoruz ki, bir şeyi daha büyük ve daha çabuk yapmak, daha iyidir. Olanaklarımız elverdiğinde daha büyük evler almayı düşlüyoruz, her şeyi büyük boyutlarda tasarlıyoruz.

Ama bütün evler aydınlanacak, ısınacak ve içlerindeki gereçler elektrikle işletilecektir. Başka deyişle, daha çok yakıt kullanma zorunluğu kendini gösterecektir. Dünyanın en hızlı nüfus artış oranına sahip olan ülkemizde sürekli biçimde çoğalan konutlara, fabrikalara ve araçlara yeterli yakıt bulmakta zorluk çekmekteyiz. Yalnız Türkiye değil, dünyanın ileri ülkeleri de bugün yakıt sıkıntısı içindedir. Birkaç yıl öncesine değin tüm dünya ülkelerinin kullandığı enerji toplamını tek başına tüketen Birleşik Amerika, bugün enerji tüketimini azaltmak için önlemler almaktadır.

Birçok ülke artık enerji tüketimini, özellikle petrolden üretilen enerjiyi, daha bilinçli ve tutumlu biçimde kullanmanın yollarını araştırmaktadır.

Eğer bilinçli ve tutumlu bir enerji uygulaması izlenmezse, tüm dünya ülkeleriyle birlikte Türkiye’yi de büyük sıkıntılar beklemektedir. Bunu önlemenin yollarından biri, belki de başlıcası, tutumlu enerji kullanımı ve fazla kullanımları azaltmaktır. Bu da enerji üretiminde en çok kullanılan petrol tüketiminde kısıntı ve azaltma yapmak demektir.

Şu da unutulmamalı ki petrol ve doğal gaz sadece enerji üreten yakıt olarak kullanılmamaktadır. Petrolden elde ettiğimiz plastikler, çözgenler, gübre maddeleri, haşere ilaçları, arıtıcılar, asfalt ve sanayide kullanılan daha birçok madde yaşantımızın vazgeçilmez gereksinmeleri haline gelmişlerdir. Eczanelerde satılan birçok ilâç ve makyaj malzemesi, kremler, briyantinler hep petrol türevlerinden yapılmaktadır. Hatta bazı hayvan yemleriyle insanların kullandığı besinleri petrol türevleri içermektedir. Ancak petrolün enerji üretimi dışında bu çeşit tüketimi, tüm petrol üretiminin çok az bir oranını oluşturmaktadır. Petrolü yakıt olarak kullanmanın dışında yalnız bu gibi maddelerin üretiminde kullansak bile, ilersi için gene de sakıngan ve tutumlu olmak zorundayız. Ya böyle davranarak eldeki kaynakları olabildiğince uzun süre kullanarak bizden sonrakilere aktarmanın yollarını bulacak ya da bugün bilinen yakıt kaynaklarının yerini alacak başka enerji kaynakları geliştireceğiz. Yoksa bizden sonraki kuşaklar şimdi bizim kullanmakta olduğumuz bu yararlı maddelerden büyük bir olasılıkla yoksun kalacaklardır.

Onun için şimdiki orta yaşlılar ölmeden ya da sîzler orta yaşa geldiğiniz sıralarda ister istemez birtakım kesin değişiklikler kendini gösterecektir. Çünkü hiç kimse yakıtsızlıktan fabrikaların kapanmasını, satacak şey bulamayan dükkânların kepenklerini indirmesini, milyonlarca kimsenin işsiz kalmasını görmek istemez. Hiç kimse kışın üşümeyi, yakıtsızlıktan evinde yemek pişirememeyi ya da taşıtsızlıktan bir yere gidememeyi, ışıksız yaşamayı düşünemez. Bu nedenle,değişiklere yalnız hazırlıklı bulunmakla kalmayıp bunların uygulanmasına da yardımcı olmalıyız.

Gelmekte olan değişikliklere olabildiğince zahmetsiz ve sarsıntısız uyum sağlamak için de ilk yapmamız gereken iş, her türlü enerjiyi, ama özellikle fosil kökenli enerjiyi, savurganlık yapmadan ve tutumlu biçimde kullanmayı öğrenmektir.
Batının gelişmiş ülkeleri şimdiden yakıt ve enerji kullanımını düzenleyici önlemler almaya başlamışlardır. Tehlikeyi geciktirmek ya da beklemektense onu bir an önce ortadan kaldırmak için gerçeklerle cesurca savaşımı yeğlemişlerdir. İlk olarak enerji sakinimi yolunda, yani enerjiyi ancak gerektiği zaman, bilinçli ve tutumlu biçimde kullanmak için tüm yurttaşlara ciddi uyarılarda bulunmuşlar, bu konuda onları aydınlatıcı hareketlere girişmişlerdir. Bundan başka gerek petrol arama, gerek yeni enerji kaynakları bulma yolunda çalışmaları özendirici büyük para yardımları yapılmaktadır. Bir yandan da taşıl yakıt kaynaklarını genişletmek ve üretimi arttırmak için ödüller konmaktadır. Bunların yanı sıra sıvı yakıt yerine kömür kullanılmasını öneren propagandalar etkin biçimlerde yürütülmektedir. Enerji sakınımında olabildiğince az sıvı yakıt kullanmak için otomobillerin fazla hız yapmamaları gereği sürücülere her an anımsatılırken, bir yandan da evlerini güneş pilleriyle ısıtanlardan daha az vergi alınmaktadır.
Ama tüm bu önlem ve çalışmaların başarıya ulaşabilmesi ancak yurttaşların işbirliğiyle olanak kazanabileceği gerçeği de unutulmamalıdır. Aslında enerji sakınımının en etkin yolu,tüm olarak yurttaşların, sorunun ciddiliğine bilinçle inanmalarını sağlamaktır. Uzmanlar böyle bilinçli bir işbirliğiyle bugün tüketilen yakıt miktarında üçte bir oranında azalma olacağını hesap etmektedirler. Burada, herkesin enerji sakınımındaki payım ve bu yoldaki uygulama yollarını birlikte göreceğiz.

Yorum yazın