Ege Sorunu nedir – Ege Sorunu vikipedi

kıta sahanlığı veya yaygın adiyle Şelf (Bak.), herhangi bir kara parçasının deniz sularıyle kaplanmış kenar şerididir. Derinliği, çok yerde 200 m.’ye erişir. Ancak şelfin sınırı, 200 m. derinlikteki noktaları bağlayan çizgi değil, bu alanın bittiğini açıkça belirten dik veya çok e- ğimli kıta yamacının başladığı yerlerdir. Böyle güçül bir eğim yoksa, derinlik çok olsa bile, şelf alanının sınırını daha ötede ve daha derin yerlerde aramak gerekir. Denizciliğin güvenliğinde, balıkçılık alanında yararlanmada, denizaltı maden ve özellikle petrol ve doğal gaz yataklarının aranıp işletilmesinde önemli sorunlar doğurduğu için, derinliklerin iyi ölçülmesi ve şelf sınırlarının haritalar üzerinde belirtilmesi gerekir.
Ege kıta sahanlığı (şelfi) sorunu da, bu alanlarda bulunan veya bulunabilecek olan deniziçi, denizdibi ve dipaltı doğal kaynaklardan ve bu arada, özellikle petrol yataklarındaki yararlanma haklarıyle ilgili bir sorun oluşturur. E- ge’nin belli birkaç bölümü, özellikle petrol oluşumuna elverişli görülmektedir. Bu olanaklar, Türkiye’yi veya Yunanistan’ı, petrol satan ülkeler arasına itecek kadar geniş olmasa bile, dışarıdan satın alınacak petrolün azalmasına veya tümüyle karşılanmasına yetebilir. Nitekim, Taşoz adasıyle Kavala arasında, A.B.D. – Batı Almanya – Fransa ortaklığı eliyle günde 50 bin varil (yılda 2,5 milyon ton) petrol alınabilen bir yatak bulunmuştur. Ege denizinin kuzey kenarlarından elde edilen petrolün, şimdikinin dört katma çıkarılabileceği de belirtilmektedir. Üretim ne olursa olsun, Ege petrolünün iki ülkenin değil, birinin gereksinmesini bile karşılayamayacağım söyleyenlerin dayanakları ve savları ise daha geçerli görülmektedir. Buna göre, kıta sahanlığı hakkında ileri sürülen Yunan savının gerisinde daha başka ereklerin de yattığı kuşkusuzdur. Bu nedenle, Türkiye’nin çok uyanık olması ve herhangi bir oyuna gelmemesi veya başka bir deyimle Yunan tuzağına düşmemesi gerekmektedir. Bir örnek, durumu az çok aydınlığa çıkarır:
Lozan Konferansı’nda, Anadolu kıyılarına yakın adaların silahlandırılması yasaklanmıştır. Yunanistan, bu adalarda, yalnız jandarma ve polis bulundurabilecektir. Başka bir deyimle, adalar üzerinde, Yunanistan’ın egemenlik hakları kısıtlıdır; oysa komşu devlet oraları silah deposu durumuna sokmuştur ve uçak meydanları yapmıştır. Yakın adalar, Türkiye’ye saldırmak için, bir atlama taşı olarak kullanılacaktır. Yunan savunma bakanı, durumu, 1975’te açıklamak zorunda kalmıştır.
Yunanistan, Ege denizindeki adalarının çevresinde ve batısında bulunan deniz alanlarında hükümranlık hakkına sahip olduğunu, 7.2.1974 günlü notasıyle, Türkiye’ye bildirmiş ve Türkiye’nin oralarda herhangi bir etkinlikte bulunamayacağını savlamıştır. Buna karşı Türkiye kendi kıta sahanlığı üzerinde egemenlik hakları olduğunu ileri sürmüştür. Bu yüzden doğan gerginlik, iki ülkeyi, savaşın eşiğine doğru itmiştir. Yunanistan, büyük bir hızla savaş hazırlığına girişmiş ve bu yönde, birkaç batılı ülkenin de desteğini sağlamıştır.
29.5.1974’te, Çandarlı gemisi manye- tometrik araştırmalar yapmak üzere denize açılmış ve Türk savaş gemileri, Çandarlı’ya eşlik etmiştir. Bu arada, Yunan savaş gemileriyle savaş uçakları; Türk gemilerini uzaktan izlemiştir. 29 – 30 mayıs gecesi, Ege denizinde, bir Yunan gemisinin battığı haberi çıkarılmıştır. Bunun üzerine A.B.D.’nin Atina büyükelçisi, oradaki Türk büyükelçisinden, Ege denizindeki Türk gemilerinin geri çekilmesini istemiştir. Oysa, 29.4.1948’de Cenevre’de yapılan «Deniz Hukuku Konferansında erişilen sözleşmenin 2. maddesinde, her devletin kendi kıta
sahanlığı üzerinde, araştırmalar yapma, bulduğu kaynakları işletme, kısacası egemenlik hakları bulunduğu kabul edilmiştir, ilgili devlet bu yola gitmediğinde, başka bir devletin o kaynakları araştırmasına ve işletmesine de izin verilmemiştir.
Ancak, Yunanistan, adaların da kıta sahanlığı bulunduğu savını ileri sürmektedir ki, bunun, Türkiye’nin savıyle hiç bir ilgisi ve ilişkisi yoktur. Çünkü, Yunan adalarının bir bölümü Türk kıta sahanlığı üzerindedir ve arada dik kıta yamaçlarının sınırladığı derin deniz a- lanları veya hendekleri yoktur. Yunanistan’ın savı, Türk kıta sahanlığı üzerindeki adaların Türkiye’ye bırakılması gerektiği savının haklı olarak ileri sürülmesine yol açar. Ege kıta sahanlığı sorununda, A.B.D.’nin, zaman zaman açığa vurulduğu gibi, Yunanistan’ı desteklemesi, bu devletle Sovyetler Birliği arasında sürüp giden Akdeniz egemenliği yarışmasıyla, da çok yakından ilgilidir.

Yorum yazın