Ege bölgesi özellikleri – Ege bölgesi hakkında bilgi

Anadolu’ nun batısında, Ege denizi kıyılarından içerilere (doğuya) doğru az çok daralarak uzar nan bir bölgedir. İki bölüme ayrılır: Ege bölümü, lç- batı Anadolu bölümü.
Ege bölgesinin kıyıları, kuzeyde, Edremit körfezinin kuzey kıyılarından (Baba burnundan) Marmaris körfezinin doğusundaki Karaağaç körfezine kadar uzanır.
Bu kıyılar, yalnız Türkiye’nin en girintili ve çıkıntılı kıyısı değil, dünyanın en çok şekillenmiş kıyılarından biri
dir. Kuzeyden güneye doğru başlıca girintiler, Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Mandalya, Hisarönü ve Karaağaç körfezleri, en önemli çıkıntılar da Ayvalık, Foça, Karaburun, Bodrum ve Reşadiye (Marmaris) yarımadalarıdır. Bunlardan başka, daha birçok yarıma- dacık, burun, körfezcik ve koy vardır, ö- zellikle yarımadalar önünden, batıya, Ege denizi ortalarına ve Yunanistan kıyılarına doğru yüzlerce adadan oluşmuş diziler ve kümeler yer almıştır.
Bu kadar çok girintili ve çıkıntılı olmasına, yani birçok korunaklı körfez bulunmasına karşılık, Anadolu’nun Ege kıyılarında, İzmir’den başka, büyük bir liman kurulup gelişememiştir. Bu durumun nedenleri şöyle sıralanır:
a) Fırtınalara ve denizin sert dalgalarına karşı, doğal olarak korunmuş bulunan körfezlerin ve bunların kıyılarındaki kasaba ve kentlerin gerilerinde dağlık, elverişli kara ve demiryollarının yapılmasını çok zorlaştıran, bu yüzden geçilmesi güç yöreler vardır (Menteşe dağlık yöresi gibi). Bu yörelerin kıyılarındaki körfezler, bölgenin iç bölümleriyle ve Anadolu içleriyle bağlantılı değildir.
b) İzmir, Gediz ovası ve aradaki el- verişti geçitler üzerinde Büyükmenderes ovası yollarıyla îçbatı Anadolu’ya ve Göller yöresiyle İç Anadolu.ya kolaylıkla bağlanmıştır. Oralardan gelen yollar, İzmir’de birleşmektedir. Bu ölçüde elverişli koşuldur dolayısıyla İzmir limanı, dış ülkelerle ilişkiyi yeterince sağlamış ve başka limanların gelişmesine olanak vermemiştir.
Geçip giden yüzyıllar için, ileri sürülen bu düşünceler, elbette doğrudur. Fakat, Türkiye’nin nüfusu, hızlı artışını, hâlâ sürdürmektedir. Ekonomik etkinlikler gittikçe artmaktadır. Bu etkinliklerin büyük bölümünü, artan nüfusun türlü gereksinmelerini birkaç Umanla birlikte (İstanbul, Mersin, Samsun, Antalya vb ) İzmir’in daha ne kadar zaman karşılayabileceği önemli bir sorundur. Nitekim Çandarlı körfezinde Aliağa limanı petrol limanı olarak gelişmeye başlamıştır. İleride, zeytin ve ürünleri (yağ, sabun vb.), pamuk (iplik, dokumalar, yağ, küspe) tütün, krom ve benzeri madenler için İzmir’in yükünü a- zaltacak limanların kurulması gerekecektir. Bunların yerlerinin şimdiden saptanması, işlerin planlanması zamanı- gelmiş olmalıdır. Zira, iç bölgelerle kolaylıkla bağlantı kurulabilecek tek körfez İzmir körfezi değildir.
Ege bölgesinde dağ sıralarının ve bunlar arasındaki çukurovaların çoğu, batıdan doğuya doğru uzanır (Yund, Manisa ve Aydın dağlarıyle Bozdağlar ve Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyükmenderes ovaları); yani Ege kıyılarının genel doğrultusuna dikeydirler. Arada başka doğrultularda olan dağlar ve ovalar varsa da, bunlar kısa ve dar alanlı olduklarından genel durumu de- ğiştirememektedirler. Çukurovalar, Ege kıyıları ile Anadolu’nun iç, hatta doğu bölümleri arasında yol ve ticaret, bağm tılarıru kolaylaştırmıştır.
Anadolu, kışın, güneye doğru kayan batı rüzgârları kuşağının etkisi altına girer. Bu hava akımları, bir yandan daha ağır olan soğuk hava yığmakları Ü- zeıine kayarak yükselir ve yağış bira kırlar Ayrıca, Ege kıyılarından içerilere doğru, yeryüzüne uyarak yükselirken de yağışlar olur. Ege bölgesinin çok yüksek olmayan batı-doğu doğrultulu sıradağları ve çukurovalan, batı rüzgârlarının ve dolayısıyla denizlerin ılık havasının içerilere girmesini engellemez; hatta kolaylaştırır. Türkiye yazın, kuzeye çekilen batı rüzgârları kuşağının etkisinden sıyrılırken, yine kuzeye doğru yer değiştiren kuzey doğrultulu (kuzey, kuzeybatı ve kuzeydoğu) rüzgâr kuşağının etkisi altına girer. Bu rüzgârların getirdiği hava kütleleri Karadeniz bölgesinde kuzey yamaçlardan başka hemen hiç bir yere yağış bırakmaz. Bu nedenle, bütün Türkiye gibi, Ege bölgesi de yazın kurak, kışın yağışlıdır (astropikal kış yağmurları iklimi veya Akdeniz iklimi), öte yandan, kış mevsimi, denizin ve batı rüzgârlarının etkisiyle, kıyılarda ve çukıırovalarda serin, fakat kimi günlerde ılık, kimi günlerde ise —seyrek de olsa— soğuk, hatta çok soğuk geçer. Sıcaklığın 0“ nln altına düştüğü veya bahar sıcaklığına eriştiği günler yaşanır. Soğuk ve donlu gün lerln sayısı kıyı içerilere doğru artar
Ege belgesinde, yılın en soğuk (ocak) ayı İle, en sıcak (temmuz ve ağustos) ayları arasındaki (yıllık ortalama) fark, kıyılarda 20° dcıı az, içerilerde bu düzeyin üstündedir. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkları da kıyılardan İçerilere doğru artar. Uzun yıllar boyunca yapılageîen gözlemlere göre, sözgelişi İzmir’de, ocak ayında, sıcaklığın —8,2° ye düştüğü ve ağustosta 42,7° ye yükseldiği görülmüştür, ki arada 51° lık fark vardır (Karaköse’de 81°). Bu fark, Aydın ile Muğla’da 54°, Afyon ile Kütahya’da Yuv. (55c dir.
Yine uzun yıllar süren gözlemlere göre, her ay ölçülen en yüksek ve en düşük sıcaklıklar arasındaki salt, farklar (sıcaklığın değişebillrliği). kıyılarda ve denize açık çukurovaların batı bölümlerinde daha azdır (İzmir’de mart ayında 33.7°, Aydın da ekim 36.4°. Afyon’da 48.5°, Karaköse’de ise 55″).
Ege bölgesinde, kıyılarda, gerçek anlamıyla kış ayından, dolayısıyla kış mev siminden söz edilmemekle birlikte kış günleri vardır Nitekim İzmir’de donlu
günler sayısı, üç kış ayında, ortalama o- larak 6 gündür. Kıyıdan oldukça uzakta olan Aydın’da böyle günler toplamı 12 – 13, yüksekçe dağlarla denize karşı engellenmiş ovalarda ve yükseklerde daha çoktur (Muğla’da Dnz. Yks. 646 m.; donlu günler 25).
Ege bölgesinde, yağışların yıllık tutarları. kıyılardan İçerilere doğru azalır. En bol yağışlı yöre, Muğla çevresidir (1220 mm.). Buna karşılık, yaz yağışları, içeriye doğru artar. Asıl Ege bölgesinde, en bol yağışlı mevsim kıştır. O- nu ilkbahar ve güz izler; yaz genel olarak en az yağışlı, hatta kurak mevsimdir.
Doğal bitki örtüsü bakımından kıyılar ve çukurovalarla iç yöreler arasında ö- nemli ayrılıklar görülür. Kıyılarda ve çukurovalarda, yamaçların alt bölümlerinde yaz kuraklığına uymuş, genellikle sert, küçük, reçineli veya tüylü yapraklarıyla, her mevsimde yeşilliğini koruyan bodur bitkiler bulunur (Maki veya Akdeniz bitkileri: yabanî zeytin, keçiboynuzu, defne, mersin, zakkum, hayıt, kocayemiş, Akdeniz çamları ve pırnal meşeleri) Maki, güney kıyılarda 6-8 yüz, kuzeyde 4 – 5 yüz m. yükseklere kadar erişir İçerilere doğru gidildikçe bu yükseklik azalır; yalnız, her mevsimde yeşil pırnal meşeler çok daha içerilere sokulur ve biraz daha yükseklerde yetişir. Henüz maki basamağında iken kızılçumlar görülmeye başlarsa da, yukarılarda onun yerini karaçamlar alır ve özellikle meşeler ve akçalılarla birlikte karışık ormanları oluştururlar. Akdeniz bitkiieri arasıria, kimi yerde fıstık çamları ve selviler karışır. Yüksek yerlerde, karışık ormanlarda, sarıçamlarla köknarların da katıldığı yerler vardır.
Akarsulardan çoğu Ege denizine dökülür (başlıcalan, Bakırçay, Gediz, Kü- çükmenderes ve Büyükmenderes) Yalnız doğuda Akarçay, Eber gölü aracılı- ğıyle Akşehir gölüne, küçük birtakım dereler Sakarya yoluy’e Karadeniz’e ve Susurluk çayım katılarak Marmara denizine dökülür. Menteşe dağlık yöresinin geniş bölümleri kalkerlerden oluştuğu için, yağmur ve kar sularının büyük bir bölümü, düdenler ve çatlaklar yoluyla yeraltı akarsularına karışırlar. Böyle yerlerde vadiler, çoğunlukla kurudur.
İlkbahardan yaz sonlarına kadar, yağışlar gittikçe azaldığı ve kurak mevsim oldukça uzun sürdüğü için, vadiler boyunca barajlar kurmak zorunluğu vardır. Şimdiye kadar, Demirköprü, Kemer, Afşar, Buldan, Adıgüzel barajları kurulmuştur. Önemli doğal göller. Marmara ve Bafa gölleridir Çukurovalann başlıca ürünleri, zeytin. çekirdeksiz üzüm, tütün, incir, pamuk, susam vb,’dir önemli ve işletilmekte olan madenler linyit (Soma. Tire, Söke. Nazilli. Milas, Buldan), krom, demir (Eğmir, Torbalı, Turgutlu) manganez, manyezit, zımparataşi, civa vb.’dir. Bölgede endüstri gelişmektedir. Bu bakımdan İzmir, en ileri durumdadır (dokuma, makine ve madeıı eşya, un, makarna, konserve, yag, sabun fabrikaları, tütün, incir, üzüm işleme yerleri, vb.)
Ege bölgesinde 50 binden çok nüfuslu 5, 25 – 50 bin nüfuslu 9, 10 – 25 bin nüfuslu 25 kent ve. kasaba vardır. Çukur ovaların kimi bölümünde 1 kilometre kare yere 100 – 150 kişi düşer Ege bölgesi, tarihsel kalıntılar bakımından çok zengindir Bunlara, doğal güzellikler, sıcak denizler ve geniş kumsallar da eklenmiş ve turizm açısından çok canlı bir duruma erişmiştir.

Yorum yazın