Duyu Ötesi Algılama Nedir

Duyu ötesi algılama nedir?
Bu yazıyı baştan sona okuyup bitiren kişiler, doğal olarak şöyle bir soru yöneltebilirler:
“Duyu ötesi algılama ne demektir?”
Bu sorunun yanıtını tam olarak hiç kimse bilmemektedir. Bu konuda bilinenler, yalnızca sorunun belirli kısımlarını yanıtlamaktadır. Psikologlar, biyologlar, filozoflar ve öteki bilim adamlarının elde ettikleri veriler, bu büyük “duyu ötesi algılama” bilmecesine çok küçük bir katkıda bulunmuştur.
İngiltere’nin önde gelen biyologlarından biri olan Sir Alister Hardy, duyu ötesi algılamanın, insanın hayvansal kökeninde aranması gerektiğine inanmaktadır. Birçok biyolog bu düşünceye katılmaktadır. Çünkü onlara göre; binlerce yıl önce daha konuşma dili bile bulunmadan duyu ötesi algılama, insanların kullandığı bir iletişim biçimiydi. Kimi bilim adamları da duyu ötesi algılamayı, insanların yavaş, ama kesin biçimde daha üstün bir iletişim becerisi varlığının bilincine varmalarına bağlamaktadırlar.
Amerikan Psikoloji Derneği’nin eski başkanı Gardner Murphy ise, duyu ötesi algılamanın bilinmeyen bir enerji alanı olduğunu ileri sürmektedir. Bu psişik (ruhsal) alan, insanlar arasında kurulmaktadır. İnsanlara yakın olduğumuzda bu tür algıları daha sık algılamaktayız. Algılar özellikle kendimizi rahat bıraktığımız anlarda bize ulaşmaktadırlar.
İngiltere’deki büyük düşünürler, duyu ötesi algılamanın enerji dalgalarını, radyo ve televizyon dalgaları ile karşılaştırmaktadırlar. Onlara göre duyu ötesi algılama, beş duyu dünyamız ile zihnimizin imge dünyası arasındaki kısa devreden doğmaktadır.
Bu açıklamada bazı gerçek öğeler bulunabilir. Bugünkü duyu ötesi algılama bilgimizle bir sonuca varabilmek olanaksızdır.

SONUÇ
Birinci bölümde duyu ötesi algılamanın,ilkel topluluklarda nasıl büyü etkinlikleriyle ortaya çıktığını gördük. Sonra birkaç imgeci bilim adamının duyu ötesi algılamayı kuşku ve boş inançlardan ayırdıklarını öğrendik. Görüntülerin varlığı, insanların binlerce yıl önce düşündüklerine benzemeyen biçimde ortaya konmuştur. İnsanların, yarasalarınkine benzer bir tür uzaduyumsal radarları olduğu, düşüncelerini aktardıkları kanıtlandı. Duyu ötesi algılamanın gizemini çözmek için yapılacak şeylerden biri de onu denemeye çalışmaktır.
Bu yazıda verilen tüm duyu ötesi algılama deneylerini herkes uygulayabilir. Deneylerin bitiminde kişi, kendi kendisini değerlendirebilecek bir düzeye erişecektir. İnsanlarda duyu ötesi algılama yeteneği olabilir de, olamayabilir de. Sonuç ne olursa olsun, deneyi yapanlar kendi kişilikleriyle ilgili yeni bir bilgi edinmiş olacaklardır. Yeni beceriler, imge gücünden yararlanılarak ve sorumlulukla kullanılmalıdır. Bu arada duyu ötesi algılamanın, insan zihninin büyük gizemini ve nasıl çalıştığını anlama yolunda atılmış yalnızca bir adım olduğu da unutulmamalıdır.

Yorum yazın