DOĞU ÖN ASYA

Ön Asya’nın İran. Afganistan, Pakistan ve Batı Türkeli’ni kapsayaı^ doğu bölümüdür. Doğu Anadolu’dan Viaiha ötede, iki sıradağ demeti, güneydoğuya doğru uzanır. Bunlardan Ku^ey İran Kenar Dağları, El- burs dağları adıyla Hazar gölünün güneyinden geçer; en yüksek doruğu, De- mavend volkanının 5670 m.’ye erişen karlı ye buzlu başıdır. Elburs dağları, daha doğuda, Kafkas dağlarının uzantısını oluşturan Kopet dağlarıyla yan yana gelir. Dağlar Herirud ırmağından ötede, gittikçe yükselir; Hindukuş dağlarında 7000 m. yüksekliği aşar; Pamir yüksekülkesine kavuşur. Güney İran Kenar Dağları, Doğu Anadolu’dan güneydoğuya doğru uzanan yan yana sıralar (sıradağlar demeti) oluştururlar; yer yer 2000, hatta 3000 m.’den daha yukarıya erişirler. Aralarında, dar uzun, birikinti ovaları bulunur. Güney İran Kenar Dağlan, Belucistan’da kuzeydoğuya yönelirler ve Pamir’de Hindukuş- lar’a kavuşurlar. İndüs çukurovasma dönük yamaçlar çok diktir. Sözü edilen iki kenar sıradağları* geniş bir iç bölgeyi kuşatmıştır. Bu iç bölge, İran, Belücis- tan- (Pakistan) ve Afganistan arasında paylaşılmış olmakla birlikte, tümüne İç İran denebilir.
Doğu ön Asya’nın kuzey bölümü, Batı Türkeli (Bak.) çukurovalarla kaplan-mıştır. Her iki bölümde, yılın büyük kesiminde, kuzeydoğu rüzgârları eser. Bunların hızı, özellikle yazm, zaman zaman saatta 100 km.’ye erişir ve her yeri kurutur. Bulutsuz gökyüzünden erişen yakıcı güneş ışınları ile gündüzün çok fazla ısınan kayalar, geceleyin soğurlar ve bu nedenle çatlayıp parçalanırlar, yamaçlardan aşağılara yuvarlanırlar. Kışın, batı rüzgârlarıyle sık sık sağanaklar olur. Yamaçları yalayarak hızla akan sel suları, dağılma ile meydana gelmiş kaya kırıntılarını aşağılara, vadilere oradan da dağlarla kuşatılmış ovalara sürükler; oralarda, biriktirerek kilometrelerce uzanan birikinti konilerini oluştururlar. Çok küçük kırıntılar (kumlar ve topraklar), sel sularıyla birlikte, ovaların ortalarına erişir. Ovaların en çukur yerlerinde, tuzlu göller ve bataklıklar oluşur. Birçok ovanın güney kenarında, kuzeydoğu rüzgârlarının yığdığı kumullar bulunur. Lut çölünün kumulları 200 m. yüksekliğe erişir. Kumlu çöller, kervanların yürüyüşünü güçleştirir. Fakat bunlar, tuzlu bataklıklar kadar tehlikeli değildir. Kervanlar, kurumuş bir bataklıktan geçerken uzunca bir sağanağa tutulursa ya da üstten ince bir kuru toprak örtüsüyle kaplanmış bir bataklığa, aldanarak girmişse, kurtuluş umudu ve yolu kalmamış demektir. Her şey, yavaş yavaş, derin ve cıvık çamura gömülerek görünmez olur.
İç İran’ın kumlu ve tuzlu çöllerinde, hemen hiç bir bitki yetişmez. Dağların eteklerinde çeşitli otlar ve dikenli çalılar bulunur.
Çöllerde ve bozkırlarda, gündüzün, 52° ye kadar erişen sıcaklıklar ölçül-müştür. Bu sırada havanın nemliliği de % 10’a kadar düşer. Buna karşılık ge-celeyin hava çok serinfer; kimi günlerde, gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı 3(P yi bulur. Gecenin serinliği, canlılara, yeni bir güç kazandırır. Fakat kışın acı soğuklar olur; yüksek dağlara kar yağar.
îç bölgenin hiç bir yerinde, sıradağlar arasındaki ovalarda da sulamadan tarla ürünleri alma olanağı yoktur. Bununla birlikte, kenardağların iklimi, iç yörelerdekinden çok daha elverişlidir. Dağlar üzerinde, özellikle kışın, oldukça düzenli yağışlar olur. Yükseklerde meşe ve huş ormanlar gelişmiştir. 2500 m.’den yukarılarda, yüksek dağ bitkileri basamağına erişilir. Kuzey İran Dağları’nın Hazar gölüne dönük yamaçları ormanlıktır (Ceviz, akçaağaç ıhlamur, söğüt, kavak). Genişliği kimi yerde 30 km.’ye erişen kıyı ovaları kalabalıktır; köyler birbirine yakındır ve pirinç, şekerkamışı, tütün, portakal, limon, zeytin bahçeleriyle ve tarlalarıyla kuşatılmıştır.
Doğu Ön Asya (İran ve Afganistan), hemen her çağda, doğu ile batı ve ku-zeyle güney arasında, geçiş alanı olmuştur.. Burada türlü ırklar ve uluslar karşılaşmıştır.
Ahalinin hemen hemen dörtte biri göçebedir ve hayvancılıkla geçinir. Yazı yüksek dağ otlaklarında geçiren göçebeler, kışın koyunları, keçileri, atları, develeri ve kıl çadırlarıyla aşağılara inerler. Çoğunluk çiftçi, kentlerde ve kasabalarda küçük sanat sahibi ve tüccardır. Evlerin pek çoğu kerpiç duvarlı, düz damlıdır. En önemli besin buğdaydır. Bundan başka, mısır, pamuk, tütün, afyon üretilir. Az çok sulak yerlerde, dut, çınar, turunçgiller, incir, şeftali, kayısı, armut ve badem ağaçlan yetişir.
Türkiye’de birkaç yerde görülen (Nevşehir, Derinkuyu) eski su döşemleri, İç Asya’da ve Doğu ön Asya’da da görülür. Yatık dağ yamaçlarında, küçük aralıklarla ve aynı doğrultuda kuyular açılmış, tabansuyuna erişildikten sonra, yeraltı kanallarıyla birbirine bağlanmıştır. Birçok köyler, varlıklarını, böyle yeraltı suyollarına borçludur. Kuyuların hepsinden su alınabilir. Uzunluğu kimi yerde 30 km.’ye erişen derin suyolları, yamacın sonunda, yeryüzüne erişir. Bundan sonra, arklara alman su, tarlalara dağılır.
Kuzeydoğu Ön Asya (Doğu ön Asya’ nın kuzey bölümü) için Batı Türkeli’ne bakınız.

Yorum yazın