DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Birinci
Türk Coğrafya Kongresi’nce (1941), o yılların koşulları göz önüne alınarak saptanan, Türkiye’nin yedi coğrafya bölgesinden biri. Doğu Anadolu bölgesi, oldukça büyük, yüksek ve dağlık bir iç bölgedir (denizlerden az çok uzak). Türkiye’nin beşte biri kadar, bir alanı kaplar. Ancak, bölgenin yüksekliğine (ortalama 1800 m.) dayanılarak «Doğu Anadolu yaylasından söz etmek (Bak. Yayla), yanıltıcıdır. Çünkü, Doğu Anadolu bölgesi, baştan başa bir yaylak (yaylağ, yayla) veya yazlık ■ ıBürücek yaylası, Soğukoluk yaylası ğibi) ya da tümüyle bir plato değildir. Bunun gibi, aynı bölgede, Erzurum-Kars yaylasından (plato anlamında”) da söz edilemez; çünkü Erzurum, Yukarı Pasin, hatta Aşağı Pasin ovaları kuzeyden ve güneyden sıradağlarla —hiç değilse Ege bölgesinin Aydın dağlarını ve Bozdağla- rı’m andıran dağlarla— doğudan ve batıdan belirgin ya da az belirgin eşiklerle sınırlanmıştır. Plato denebilecek yöreler, ancak Aşağı Pasinler’in /(Horasan) doğusunda Sarıkamış, Hınıs, Kars. Ardahan ve Karaköse dolaylarında ve Van gölünün kuzeyinde yer almıştır. Bu durumda Doğu Anadolu bölgesi, aşağıda da belirtildiği gibi, sıradağların, bunlar arasında kalmış olukların ve ovaların, platoların ve bunlar üzerinde yükselen tek veya küme dağların (kimisi volkanik, kimisi volkanik örtü dışında kalmış kıvrımlı dağ) bulunduğu bir «yüksek bölge»dlr. Erzincan ovası için de «yayla içine girmiş çukur ova» denilemez; çünkü, bu ovanın dört yönü
platolarla çevrilmiş olmadıktan başka, yüksekliği 1200 m., yani çukurova de-ğildir.
Doğu Anadolu bölgesinde ve bununla öbür bölgeler a- rasındaki geçiş alanlarında başlıca sıradağların ana çizgileri. kuzeyden güneye doğru. aşağıda gösterilmiştir:
1) Doğu Anadolu bölgesinin kuzeyinde, kimi bölümleriyle veya güney ya-maçları ya da etekleriyle bu bölgeye giren Çimen-Kop, daha dogud?. Dumlu. Karga- pazarı dağlan daha ötede az çok bağlantısız durumdaki. Allahüekber dağları.
2) Birbirinin tersi doğrultuda akan Karasu ve Aras çaylarının veya bunların geçtiği vadilerin ve ovaların güneyinde Karasu-Aras dağlan. Bunlar, batıda Munzur dağlarıyla başlar, Mercan, Palandöken, Çakmak ve Perli dağlarıyla doğuya doğru uzanır. Kağızman güneyinde güneydoğuya yönelerek Ağrı volkanına dayanır. Karasu – Aras dağları, güneybatıda, Munzur dağlarından batıda, Tahtalı dağlarla Orta To- roslar’a bağlıdır ve Doğu Toroslar’ın önemli bir bölümüdür.
3) Güneydoğu Toroslar, Doğu Anadolu bölgesini güneyden sınırlar. Bu dağların bölge içindeki büyük bölümü. batıda, Malatya dağlarıyla başlar; önce Maden ve Mastar dağlarıyla kuzeydoğu doğrultusunda uzanır. Sonra yavaş yavaş güneydoğuya yönelerek Van gölü güneyinde, Hakkâri dağlık yöresini oluşturur (Cilo dağının Reşko tepesinde 4168 m.).
Do’;u Anadolu platolarından kinrsi aşınma ve taşınmalarla meydana gelmiş eski, dalgalı yontuk düzeyler du- . rumundadır ve üzerinde tepeler ve dağlar da vardır (Kars ve Ardahan platoları gibi).. Kimisi de volkanların külleri ve lavlarıyla örtülmüş gerçek düzlükler durumundadır. Bu tür platolar üzerinde Nemrut, S’uphan ve Ağrı dağları gibi iri veya az çok küçük volkanlar veya kıvrımlı tabanın lav ve kül birikintileri dışında, adaları andıracak şekildeki yüksek bölümleri görülür. Bunlar dışında Türkiye’de hemen bütün sıradağların yüksek yerlerinde görülen, eski dalgalı düzlüklerin kalıntıları vardır.
Doğu Anadolu’da kış ve yaz mevsimlerinin uzunlukları
Doğu Anadolu’da yeryüzü şekilleri arasında sıradağlar, volkanlar ve platolardan başka dördüncü ve önemli bir öge de sıradağlar ve platolar arasındaki ovalardır. Bunlar, biri, Kuzey Anadolu dağlarının iç sıraları ile Doğu Toroslar arasında, öbürü Güneydoğu Toroslar’la ,Doğu Toroslar arasında olmak üzere iki sıra oluştururlar. Kuzeydeki birinci sırada başlıca Erzincan, Tercan, Erzurum ve Pasin ovalan, ikinci ve güneydeki sırada ise Elbistan, Malatya, Elazığ,
Bingöl ve Muş ovalan ve Van gölü yer almıştır. Bunlar dışında, Doğu Anadolu dağlan arasında daha küçük boyutlu birtakım ovalar serpilmiştir. (Munzur dağlarının güneyinde Ovacık, Darende, Ağın, Van gölünün güneydoğusundaki Gevar ovalan vb.)
Doğu Anadolu bölgesinde ’yükseklik, sıradağların doğrultulan, denizlere karşı az çok açıklık veya kapalılık ve denizlerden uzaklık, iklim üzerinde güçlü etkiler yapar. Bölge, özellikle kuzeydoğu köşesi. Türkiye’nin, iklimi en sert olan bölümüdür. Yazla kış, ggce ile gündüz arasında sıcaklık farkı hayli çoktur. Sözgelişi en soğuk ve en sıcak
ayların ortalama sıcaklıkları arasındaki fark Karaköse’de 31°, Erzincan’la Malatya’da Yuv. 27.5° dir; oysa çok batıda olmayan Sivas’ta 23.3° dir. Mev-simler arasındaki aykırılık, uzun yıllardan beri yapılan gözlemlerde ölçülen en düşük ve en yüksek sıcaklıklar arasındaki farklar da daha açık olarak görülür. Sözgelişi Karaköse’de ocak ayında en düşük —43,2° ve temmuzda en yüksek 38° ölçülmüş olup, aradaki fark 81,2° dir. Bu değer Erzincan’da 73°, Erzurumda 60,1°, Kars’ta 74,2, Malatya’da 66,9° dir. Bunun yanında Van’ da en sıcak ve en soğuk ayların- ortalama sıcaklık arasındaki fark 25,6° ve mutlak sıcaklık farkı 66,2° dir. Yine uzun yıllar süren gözlemlere göre, herhangi bir ayda ölçülen en yüksek ve en düşük sıcaklıklar arasındaki salt farklar da çoktur (sıcaklığın değişebilir- liği). Karaköse bu bakımdan da 55,2° ile (şubatta) en başta yer almaktadır (Malatya’da ocak ayında 40,5°).
Sıcaklığın değişebilirliği genel olarak en az yaz aylanndadır.
İklimin sertliğini gösteren başka bir belirti de kış mevsiminin süresidir. Bu -süre Erzincan’da 5-6, Erzurum’da, Karaköse’de, Karsta 6-7, Van’da 5-6, Ma-latya’da 4-5 aydır. Bunun yanında sıcaklığın 0° nin altına, uzun yıllar boyunca hiç düşmediği aylar Erzincan’da
4, Erzurum’da 2, Karaköse’de 3, Kars’ta
1, Malatya’da 5, Van’da ise 3 aydır.
1725 m. yükseklikteki Van, 1632 m. yükseklikte bulunan Karaköse’ye bakarak, çok az farkla da olsa onun kadar aykırılıklar göstermemektedir. Bu du-rumu, bir yandan Doğu ve Güneydoğu Toroslar arasından buraya kadar gücünü yitirerek erişen Akdeniz havasına, öte yandan 3700 km2 lik alan kaplayan Van gölü su kütlesine bağlama olanağı vardır.
Doğu Anadolu bölgesi, denizlerden uzak olmakla birlikte, yüksekliği dola-yısıyla, ayrıca, geniş bölümleri dağlarla kaplanmış olduğu için, İç Anadolu’daki genellikle daha bol yağışlıdır (Karaköse’de ve Kars’ta 528, Erzincan’da 377 mm.). En bol yağışlı mevsim, Kars dışında ilkbahar, en bol yağışlı ay nisan veya mayıstı*. Kars’ta ise, en bol yağışlı mevsim az bir farkla yaz, en bol yağışlı ay, yine mayıstır, ilkbaharın ve bu arada nisan veya mayısın en bol yağışlı dönem olması. İç Anadolu bölgesinde de görülen bir özelliktir. Doğu Armdolu bölgesinde,- yağışların aylara dağılışında iki özelik göze çarpar. Bunlardan birincisi kuzeydoğu köşeye aklaşıldıkça -yaz yağışlarının artması (Malatya’da 20, Kars’ta 176 mm.), İkincisi de, ekim veya kasım^ ayının bir önceki. ve bir sonraki aylardan daha bol yağışlı olmasıdır. .Yağışlı günler sayısı Malatya’da kışın, Erzincan, Erzurum, Karaköse, Kars ve Van’da yazın, öbür ımevsimlerdekinden çoktur. En az yağlş- 3ı mevsim de yer yer değişiktir (Erzin-can’da, Kayaköse’de, Malatya’da ve Van’da yaz, Erzurum’da, Kars’ta kış).
Sıcaklık ve yağışlar bakımından belirtilen durumlar, ayrı (tek tek) yıllarda belirtilene uymayabilmektedir.
Doğ’j Anadolu bölgesinde doğal bitki örtücünün, aslında bugünkünden çok dab.a değişik, daha yaygın ve daha gür «oİTiuğu kuşkusuzdur.
Doğu Anadolu bölgesi, batı doğrultulu, yani yağış getiren rüzgârlara dönük yamaçlar ve vadiler bir yana bırakılırsa (Sason ve Lice yuv. 1200 mm.), genel olarak az yağışlıdır (İğdır 225, Malatya 383, Karaköse 529 mm.); fakat yükseklik dolayısıyla yaz mevsiminin kısa, serin (üstelik kuzeydoğu bölümde yağışlı), bu nedenle de buharlaşmanın az olması sonucu, belli yüksekliklerden yukarılarda ormanların gelişmesine elverişlidir. Nitekim orman alt sınırı, batı bölümlerde 1500, doğu yanda 2100 – 2200 m. yükseklerdedir. Üst sınır da batıda 2200 m.’den başlar, doğuda 2800 m.’ye, erişir. Dağlık bir bölgede yamaçlar üzerinde 6-7 yüz m.’lik bir orman basamağı küçümsenemez. Ancak, Yenitaş Ça ğı’ndan beri yerleşilmiş olan bu topraklarda, çok soğuk geçen ve uzun süren kış mevsiminde harcanan yakıt ve öbür gereksemeler dolayısıyla or-manlar, büyük ölçüde yok edilmiş bulunmaktadır. Fakat yer yer kalıntıları (özellikle Doğu Toroslar’la Güneydoğu Toroslar’da Sarıkamış çevresinde, Kop dağlarının iç yamaçlarında), görülmektedir.
Orman alt sınırından aşağıda kalan ovalar, dağların etek bölümleri ve pla-tolar, geniş ve az çok nemli bozkırlarla kaplanmıştır, özellikle yaz mevsiminin de oldukça yağışlı olduğu kuzeydoğu köşede yazın da yeşil olan otluklar ge-niştir. Bu yöreler sığır yetiştiriciliğine elverişlidir. Yaz kuraklığının belirgin olduğu. Karasu – Aras dağlarının güneyindeki- yörelerde ise, otlaklar1 aynı ölçüde gür ©lmadığı için koyun ve keçi, başlıca evcil hayvandır. Van gölünün güneyinde ve güneydoğusunda, Hakkâri dağlık yöresi, hayvancılık bakımından, iki olanağı bir arada tutar görülmektedir.
Doğu Anadolu bölgesinin büyük akarsuları, iki ana doğrultuyu izler. Çok ge-niş bir bölümün sularını toplayan Karasu ve Murat, sıradağların doğrultusuna ve bölgenin genel eğimine uyrak, tç Anadolu’ya ya da Akdeniz’e dökülecekmiş gibi, uzun süre batıya doğru akarlar. Yataklarının bu bölümlerinde, ovalarda sessiz, yaygın akarlar (Erzurum, Tercan, Erzincan ve Muş, Bingöl, Elazığ, Malatya vb. ovalarda ve ovacıklarda). Bu ovaları birbirinden ayıran eşikleri veya sıradağları enlemesine geçerken, dar boğazlar içinde, hızlı akışlı, hırçın ve köpüklüdürler. Karasu, Çaltı suyunu aldıktan sonra, sert bir dirsekle güneydoğuya yönelir ve Mun- zur dağlarının batı yanındaki yarma- vadisinden geçerek Ağın ovasına girer; Murat’la birleşerek Fırat’ı oluşturur. Bu kez Fırat güneybatıya, sonra da güneydoğuya bükülür, Güneydoğu Toroslar’ı (Malatya dağları) enlemesine kesen uzun yarma vadiye (yukarı uçtaki adı Kömürhan boğazı) girer. Bu dağlan aştıktan sonra Güneydoğu Anadolu bölgesine erişir. Bölgede, akarsuların izlediği ikinci doğrultu, doğuya doğrudur (Aras ırmağı, Kars çayı gibi).
Doğu Anadolu’da akarsuların yaz sonlarına doğru küçüldüğü, sonbaharda biraz yükselme (gürleşme) belirdiği, ancak kışın yağışların kar şeklinde oluşu ve erimemesi dolayısıyla, akışın yeniden zayıfladığı görülür. Çaylar ve ırmaklar nisan, mayıs, hatta haziran aylarında kabarır. Çünkü bu dönemde hem karlar erir hem de —genel olarak— yağışlar artar. Bu, elbette bir düzendir ve her yıl, her yerde olduğu gibi, küçük farklarla yenilenir. Akarsu debilerinin (Bak.) mevsimlere göre değişmesi, belli bir düzene bağlıdır. Nasıl okullann yazın uzun, kışın ve belli günlerde tatil yapıp geri kalan zamanlarda öğretim yapması bir «düzensizlik» değilse, akarsuların debilerinin belli zamanlarda yine değişmeyen belli nedenlerle azalıp çoğalması da «akarsuların debisi düzensizdir» demeyi gerektirmez. Çünkü «düzensiz», «hiç bir düzeni olmayan» anlamındadır.
Doğu Anadolu bölgesi tümüyle göz önüne alındığında”, Türkiye’nin başka bölgelerindin seyrek nüfusludur. Fakat dağlık yöreler bir yana bırakılırsa, yani ovalar, geniş vadi tabanları aynı ölçüde seyrek nüfuslu değildir. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu yer ovalardan yoksun, vadilerin dar, dağların çok sıkışık olduğu Hakkâri yöresiyle (1 km2, yere 10 kişiden az) Van gölünün doğu-su ve Tunceli yöresi (1 km2 yere 10 – 20 klşi)dir,
Türkiye nüfusu, 1935 sayımına oranla 1970 sayımına kadar % 112 oranın- dş artmışken, şimdi nüfusu 10 binden yukarıda olan Doğu Anadolu kasaba ve kentlerinde aynı süre içindeki artış % 281, yani genel artışın 2,5 katıdır. Bu durum, Doğu Anadolu bölgesinde de kentleşmenin hayli hızlı olduğunu gösterir. Bunun yanında, aynı süre içinde nüfusu, Van gibi % 500, Karaköse, Ağrı ve Malatya gibi % 370 oranında artanlar da vardır. Kasabalar arasında İse çok daha yüksek artış oranı gösterenler bulunmaktadır. Öte yandan 1935 sayımında en kalabalık kentin (Erzurum) nüfusu bile 33100 kadarken, 1970’ te 100 binden çok nüfuslu kentlerin 3, |p0 -100 bin nüfusluların 2, 25 – 50 bin nüfusluların 2 tane olduğu görülüyor. Yine 1935’te on binden çok nüfuslu 6 (yerleşme yeri varken, 1970’te bu sayı §4’e yükselmiştir.
• Bir yandan bölgenin dağlık ye bu yüzden ekim dikim alanlarının az oluşu, öte yandan yükseklik dolayısıyla, özellikle Murat ırmağının aşağı ve orta bölümlerinin kuzeyinde kalan yerlerde kışların sert ve uzun olması nedeniyle ürünler, Anadolu’nun birçok yerinde olduğundan az çeşitlidir. Cumhuriyetten önce taşıma ve ulaştırma güçlükleri de buna eklenmiş, nüfusun az olduğu dönemlerde bile yerel gereksinmeden artacak ölçüde üretim yapılmamıştır. Cumhuriyet döneminde, kara ve demiryolları yapılmış ise de nüfus hızla arttığı için, üretim arttığı halde öbür bölgelere satış olanağı bulunamamıştır. Buna karşılık güdülerek uzak yerlere götürülebilen hayvanların yetiştirilmesine önem verilmiştir. Tahıl türleri, hemen bütün ovalarda ve çok yüksek olmayan platolarda üretilir. Buğdaya elverişli- olmayan yerlerde arpa özellikle çavdar önem kazanır. Malatya, Elazığ, İğdır ovalarında pirinç, üretilir. Patates, özellikle kuzeydoğu köşede yaygındır. Endüstri bitkilerinden pamuk (İğdır, Elazığ ve Malatya ovalarında): tütün (Malatya, Bitlis ve Muş yörelerinde), şekerpancarı (Elazığ, Erzincan, Pasin ovaları vb.), meyveler (Malatya, Elazığ, Erzincan, İğdır, Kağızman çevrelerinde) üretilir.
E;u bölgede, madenlerin yeterince araştırıldığı söylenemez. Bununla birlikte Maden kasabası yakınlarında bakır, Divriği ve Hekimhan yakınlarında demir, Keban’da kurşun ve çinko, Maden yakınında (Guleman) krom, dağınık olarak bulunan Linyitler işletilmektedir. Küçük maden belirtileri de oldukça yaygındır.
Doğu Anadolu’da gelişmiş endüstri merkezlerinden henüz söz edilmemekle birlikte, birkaç büyük kentte ve çevresinde kurulmuş fabrikalar vardır: Malatya, Elazığ, Erzurum, Erzincan şeker fabrikaları, Malatya tütün – sigara, pamuklu dokuma, Erzincan iplik – dokuma, birkaç çimento fabrikası gibi.
Anayollar, sıradağlara uygun olarak doğubatı doğrultusundadır: alçak geçitler üzerinden aşan enlemesine yollar, bunları birbirine bağlamıştır.

Yorum yazın