DİYARBAKIR

Güneydoğu Anadolu’nun doğu bölümünde, Karacadağ’ın doğusunda, Dicle ırmağı vadisinin sağında ve dik yamaçlar üzerindeki plato kenarında kent ve 11 merkezi. Nf. 170 000 (1975); Dnz. Yks. 650 m.’dir.
Kentin eski bölümü, çok sağlam ve görkemli bir sur ile kuşatılmıştır. Nüfus artışı, türlü ekonomik ve sosyal etkinliklerin canlanıp gelişmesi dolayısıyla surlardan, ¿dışarıya tasan Diyar
bakır, özelikle kuzeye doğru genişlemektedir. Surun 72 kulesi, 4 kapısı vardır. Güneydeki Mardin kapısı ile kuzeydeki Harput kapısını bağlayan İzzet- paşa Caddesi, kentin belkemiğini oluşturur. Batıdaki Urfa kapısından ve doğudaki Yenikapı’dan kentin merkezine doğru giden geniş caddeler vardır.
İçkale, Deliller ve Husrevpaşa hanları, Zincirli medrese, Mesudiye medre-sesi, Karacami, Ulucami, Husrevpaşa, Safa, Mellkahmetpaşa, Peygamber ve Fatlhpaşa camileri, Yedlkardeş kulesi ünlü tarihsel yapılardır.
Çevrenin başlıca ‘üriinlert buğday, arpa, pirinç, darı, nohut, mercimek, pa-tates, kavun, karpuz, badem, yağ, peynir, yapağıdır. Kentte iplik ve şayak fabrikaları, alkollü içki yapımyerleri. vardır.
Söylentilere göre, şimdiki Diyarbakır’ ın yerinde, önceleri Amida kenti bulu-nuyordu. Fakat kent hakkındaki güvenilir tarih bilgileri, îçkaleyi inşa etmiş olan Romalılarla başlar.
Diyarbakır halife Ömer zamanında Müslümanların eline geçti (639). Doğu Romalılar (BizanslIlar) geri almak için çok uSraştılarsa da başarı sağlayamadılar. Burası 1085’te Selçukluların yönetimine girdi. Yeni burçlar yapıldı. 1183’ te Artukogullarının (Bak.) eline geçti. 1240’ta Anadolu Selçukluları tarafından alındı. 1302’de Îlhanlı hükümdarı Diyarbakır’ı Artukoğullarına verdi. Timur burasını alınca kendisine yardım etmiş olan Akkoyunlu Kara Yölük Osman Beye bıraktı. Birara Şah İsmail’in eline geçti. Çaldıran savaşından sonra Osmanlı ülkesine katıldı (1515).

Yorum yazın