Buzul Nedir – Buzullaşma Nedir

Buzul Nedir – Buzullaşma Nedir

Yeryüzünde, su düzeyinden yukarda yeralan toprakların yüzde 10’u buzlarla örtülüdür. Bu kabuğun büyük bir bölümü, Grönland ve Antarktika’yı kaplar. Söz konusu buzul takkelerinin bütünüyle erimesi, deniz ve okyanuslarda su düzeyinin metrelerce yükselmesine yolaçar.
• Bir de, dağlık bölgelerde buzul olayları görülmektedir. Ancak burada soğuk, enlem nedeniyle değil, yükselti nedeniyle ortaya çıkar ve sürekli karlar yıldan yıla değişerek, önce buzlara, sonra da buzula dönüşür.
• Buzullar, Alpler’de birkaç yüz kilometre kare, Pireneler’ de 50-60 kilometre kare yer kaplar ve son derece güzel görüntüler oluştururlar. En yüksek dorukların sivri tepelerinde yükselen birçok toplanma yerinin yan yana dizilmesiyle oluşmuş dev kabul havzasından, buîtul dili yükselir.
• Vadinin kıvrımlarına uyan buzul dili, çözülmenin yolaç- tığı yüzden erimenin yavaş toplanmayı engellediği ana kadar belirsizce akar. Katı ve hareketsiz gibi görünen bu buz kütlesinin hareket ettiği, ancak yüzyılımızda anlaşılmıştır : Doruğun yukarı kesiminden düşmüş dağcıların cesetleri, uzun süre sonra buzulun ucunda raslantısal olarak bulunduğunda, buzulun yılda 30-40 m yer değiştirdiği ilk kez ölçüldü.
• Buz yarıklarıyla birbirinden ayrılan buz bacaları, bazen gerçek buzulaltı mağaralarının çevreyle bağlantısını keserler; buzulaltı mağaralarının dibinde, aynı yönde akan seller, buzulun su boşaltma kanallarını oluşturur. Buzultaşı oluşturan yüzeye serpiştirilmiş birçok döküntü (aşınmanın izidir), birçok dilin aynı doğrultuya yöneldiği yerde toplanır, kenarı ve tabanı örter, özellikle akarsu buzul konisi biçiminde aşağı kesimin ucunda birikir.
• Bu özelliklere kutup buzul takkelerinin kenarlarında raslanır. Antarktika kıtasından ya da Grönland yaylasından çıkan birçok buzul dili, ayrı yönde ilerleyerek, dev bloklar halinde yol aldıkları okyanusta yiterler. Bu donmuş tatlı su kütleleri, ancak onda biri su yüzünde bulunan gerçek buzdağları oluşturur. Titanic gemisinin batışı, buzdağlarının güneye inmesinin tehlikelerini anlatmak bakımından önemlidir.
• Tarih boyunca, her biri birçok ilerleme ve gerileme dönemi kapsayan, üç sıcak dönemle birbirlerinden ayrılan art arda dört soğuk dönem dünyayı etkilemiştir.
• Bunlara Avrupa’da Gunz, Mindel, Riss, Würm, Amerika’ da Nebraska, Kansas, Illinois, Wisconsin dönemleri denir: Ortak noktaları, üçüncü dönemde her yerde en geniş yayılıma ulaşmalarıdır. Dördüncü Zaman’ın tarihini belirleyen bu evreler, insanın tarihöncesi yaşamını ve evrimini de koşullandırmıştır.
• Çok daha yakın bir dönemde, belgelerin, giysilerin, bağbozumu tarihlerinin, metinlerin incelenmesi, iklimin tarihsel evrimini çizme ve XVII. yy’da bir «küçük buzul çağı» nın yaşandığını ortaya koyma olanağı vermiştir: Bu dönemde «buz denizi», Fransa kıyılarına kadar sokulmuştu.
• Günümüzde, buzulların yavaş yavaş gerilemesi, bir ısınmanın belirtisidir; ama bilimsel olarak kanıtlanan bu ısınmayı, insan duyularının algılayabilmesi çok güçtür.
• Bu değişikliklerin kökeni varsayımlara dayanır; söz konusu değişiklikler artık daha iyi anlaşılmaya başlanmış ve karbon 14 yönteminden yararlanılarak tarihlendirmeler yapılabilmiştir : Son buzul ilerlemesi, günümüzden 7 000 yıl önceye raslar. Aşınma değişiklikleri, özellikle de deniz düzeyi değişiklikleri incelenerek, bilgiler elde edilir. Ortaya çıkan ya da sular altında kalan kumsallar, gerçekte erime ya da donma dönemlerine tanıklık eder.
• Son dönem, bir ısınma dönemidir : O halde deniz düzeyinin yükselmesi sonucunu doğurması gerekir. Oysa, İskandinavya’nın yılda birkaç milimetre yükseldiği ve Botten körfezinin giderek daraldığı gözlemlenmektedir. Bu olayın nedeni bambaşkadır: Kıtaların üstündeki buz yükünün azalması, dengelenme yoluyla karaların yükselmesine yolaçmaktadır.
• Buzların çekilmesinden sonra izleri kalır; dikey kenarlar, düzleşmiş taban, havzaların ve daralmaların almaşması, kayaların cilalanması, buzul- taş kalıntıları, eski bir buzul vadisinin özellikleridir. Buzul dili çekildiğinde, ardında aşındırma gücünün izleri kalır. Taşıdığı gereçleri (buzultaşlar) bırakır ve geride tepeler ve tabanı killi bataklıklardan oluşan bir görünüm kalır.
• Önbuzultaş, çoğunlukla bir gölün çevre ile ilişkisini kesen bir doğal baraj oluşturur. Yukarı kesimde ise, başka göller eski havzaları ve buz yalaklarını belirtir; çünkü, buzul yatağının geniş olduğu yer, en çok oyulan yerdir. Buz kütleleri toprağa basınç yaptığında, onu bir keski gibi büyük ölçüde oyar. Sert bir kaya su akışının bütünlüğünü bozarsa, kayganlaşır, koyun sırtı biçimini alır, ama iki havza ya da merkez arasında doğal bir kayalık halinde dayanır. Böylece, hidroelektrik kuruluşları için yararlanılan bir set barajı oluşur.
• İçbuzulların genişliğiyse çok daha yaygın sonuçlar doğurmuştur : Göçmen kayalar, ilk yerlerinden yüzlerce kilometre uzağa taşındılar. Bütün Kuzey Avrupa’da bazı ırmakların yatağı değişti. Amerika’daki Büyük Göller gibi dev göller ortaya çıktı.
• İkincil sonuçlar ve buzlaşmalar hesaba katılırsa, toprakların üçte biri buzullaşmanın izlerini taşımaktadır.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum yazın