BOZKIR

az çok kısa ömürlü (mevsimlik) türlü otlar ve bu arada yabanî tahıl çeşitleri, yarı odunsu bitkiler (yavşan vb.) seyrek çalılar ile çok seyrek bodur ağaççıkların oluşturduğu bitki örtüsü ve bu kurakçıl bitkilerin yetiştiği (kapladığı) yöre. Bozkırlar, sıcaklığa ve dolayısıyla buharlaşmaya yetecek kadar yağış almayan ve toprak neminin ağaç gelişimine yetmediği yerlerdir. Orta enlemlerde (ılıman ve astropikal kuşakların iç ¡bölümlerinde) çok geniş alanlar kaplar. Bitkisel yaşam (hayat), kışın soğuklar, yazın ve yaz sonlarında ise kuraklık yüzünden aralıklanır.
Bozkırlar, Güneydoğu Avrupa’dan ve ön Asya’dan doğuya doğru uzanır. Karadeniz kuzeyinde Sovyetler Birliği’nin güney bölümlerinden ve İran üzerinden geçerek, İç Asya’nın doğu kenarlarına erişir. Bu arada bulunan çok kurak yerler çöllerle kaplanmıştır (İç İran, Kara- kurum, Kızılkum, Taklamakan, Tar çölleri). Gerçek çöllerle bozkırlar arasında, kurak bozkırlar ve çölümsü bozkırlar yer alır. Bozkırlarla ormanlık yöreler ve bölgeler arasında,, nemli bozkırlar, özellikle yabani meyve ağaçlarının yetiştiği ağaçlı bozkırlar bulunur. Türkiye’de, Trakya’nın az çok küçük iç bölümü, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ovaları ve platoları bozkırlarla kaplanmıştır. Kuzey Amerika’nın prerileri, Güney Amerika’nın pampaları, Güney Afrika ve Güneydoğu Avustralya, nemlilik bakımından az çok farklı ve oldukça değişik bitkilerden oluşmuş, fakat genel koşulları birbirine çok benzeyen bozkırlardır.
Bozkırlarda yetişen bitkiler, yağışların yıllık toplamına, mevsimine, toprak türüne (bileşimine) ve yapısına göre az çok değişiktir. Birbiriyle bağlantısı olmayan, sözgelişi ayrı kıtalarda bulunan bozkırları oluşturan bitkiler de değişiktir. Fakat, hemen hepsi, aynı veya az çok benzer hayat (yaşam) koşullarına uymuşlardır
Bozkırlar, sıcaklığın yeterince arttığı ve yağışların toprağı elverişli ölçüde nemlendirdiği mevsimde, baştan başa yeşerir ve çok renkli çiçeklerle bezenir. Ancak, kısa süren yağışlar sona erdikten kısa bir süre sonra, gür yeşillikle çok renkliğin yerini, sarı, kimi yerde griye çalan sarı renk alır. Artık bitkiler, tohumlarını olgunlaştırmış, kısa ömürlerini tamamlayıp ölmüşlerdir. Yalnız küçük akarsuların çok kez kurumuş olan yatakları boyunda, taban sularının çok derin olmadığı yerlerde, pınar başlarında ağaç dizileri veya kümeleri görülür (iğde, söğüt, kavak vb.).
Bozkırlar, genel olarak, yağmura dayalı ekim dikim ve hayvancılık alanlarıdır (tahıl tür! ~d; koyun, keçi, deve, gür otlu nemli bozkırlarda sığır). Kimi bozkırlarda otlar seyrektir; arada az çok geniş boşluklar bulunur. Bunlara halk dilinde dazkır denir; topraklan az çok tuzludur. Böylesinde üretim olanağı yok gibidir. Sulanabilen yerlerde türlü sebze, meyve, şekerpancarı, ayçiçeği üretilebilir. Seyrek nüfuslu ülkelerin bozkırlarında göçebeler, hayvan sürüleriyle, ot-laktan otlağa dolaşır ve çadırlarda barınırlar. Ekim ve üretim yapılabilen bozkırlarda. sulanmayan ve gübrelenmeyen toprakları, bir yıl ekip ertesi yıl birkaç kez sürerek boş bırakmak (nadas yapmak) zorunluğu bulunduğu ve ürünler çok gelir sağlayan türden olmadığı için her çiftçi aileye geniş (birkaç yüz dönüm) tarla gereklidir. Bu nedenle, köyler küçük, seyrek (birbirinden oldukça uzak) dolayısıyla nüfus yoğunluğu azdır.
2’amanımızda, başlıca büyük bozkırlar, sulanarak, gübrelenerek, tarım makinelerinin de yardımıyla ve ileri yöntemler uygulanarak işlenmekte ve eskisinden çok fazla ürün alınmaktadır (A.B.D.’nde, S.S.C.B.’nde, Güneydoğu Avustralya’da, Güney Amerika’nın pampalarında). Kimi bozkırlarda da etleri ve yünleri için beslenen milyonlarca koyun yetiştirilmektedir.

Yorum yazın