Boşanma Sonrası Evlilik

Boşanma Sonrası Evlilik

Boşanan kişilerin hemen hepsi yeniden evlenmektedirler, çünkü kendileri için “uygun eş”i bu ikinci evliliklerinde bulacaklarına inanmaktadırlar. Bazı kişiler de, çocuklarının ana ve babanın olduğu bir evde yaşamasının daha iyi olacağını düşündükleri için evlenirler.
İnsanların hepsi de evliliklerinde mutlu olmak ister. Bu nedenle ilk evliliklerinde başarılı olamayan kişiler de, gerek kendileri gerekse çocukları için yeni bir denemeyi göze almaktadırlar. Çocukların sağlıklı ve mutlu yetiştirilmesi için en uygun ortam, mutluluğa, sevgi ve anlayışa dayalı bir evliliğin bulunduğu evdir. Birbirlerini seven ve sayan, kendileri için önemli konularda birbirleriyle içtenlikle konuşabilen, hem iyi birer eş, hem de iyi birer âşık olabilen bir karı koca bu sevgiyi evlerinde çocuklarıyla da paylaşabilirler. Çocuklar için, sürekli kavga edip duran öz ana
babayla bir arada yaşamaktansa, anlaşan üvey baba ya da üvey ana ile yaşamak daha sağlıklı olabilir.
Ne var ki, ikinci kez kurulan bir yuvada ilişkilerin çok iyi yürümesi zaman, sabır ve anlayış isteyen bir iştir. Böyle bir yuvada herşeyin daha ilk anda çok iyi olmasını beklemek gerçekçilikle bağdaşmaz. İkinci kez kurdukları yeni yuvalarındaki ilişkilerini gözlemlemek için iki aileyi ele alalım:
Ayçe’nin annesiyle üvey babası, mutlu bir evliliğe ilk adım olarak, bulundukları yerden başka bir kente taşındılar. Ayçe’nin annesiyle öz babasının bir zamanlar birlikte oturdukları evin yakınında oturmak istemiyorlardı. Yeni ailenin eski aileyle hiç ilişkisi bulunmamalıydı. Ayçe ile erkek kardeşinin varlığı, üvey babaları için yepyeni bir olaydı. Çünkü bu, üvey babanın ilk evliliğiydi ve daha önce hiç çocuğu olmamıştı. Serbest, sakin bir yaşama alışıktı o. Bu nedenle, çoğu kez gürültücü olan ve kendisini uğraştıran iki çocukla hep bir arada yaşamaya alışmak onun için oldukça zor olmuştu. Ama zamanla onlara alıştı. Şimdi zamanının büyük bir kısmını onlarla birlikte geçirmektedir. Evde işlere yardımcı olmakta ve anneleri ev işleriyle uğraşırken çocuklara bakmaktadır. Onların her gereksinimlerini düşünüyor, onları çalışmak için isteklendiriyor, kendileriyle sürekli ilgileniyor. Bununla birlikte, onlara yine de öz ana babaları kadar yakın olamayacağını bilmektedir.
Ayçe ile kardeşiyse, evde bir erkekle uzun süre birlikte yaşamaya alışık değillerdi, öz babaları hep dışarda olduğundan günlerini yalnızca anneleriyle başbaşa geçiriyorlardı. Bu nedenle, annelerine olan sevgilerini şimdi üvey babalarıyla paylaşmak kendilerine güç gelmektedir. Ayçe ile kardeşi, üvey babalarını adıyla çağırıyorlar ve onu oldukça seviyorlar. Ama kendisinden yine de biraz uzak durmaktadırlar. İşler yolunda olduğu zaman ona sokuluyor, yakınlık gösteriyorlar, ama bir terslik olduğu zaman suçu hemen onun varlığına yüklüyorlar. öz babalarına ise böyle davranmıyorlardı.
Çocuklar yaşadıkları yeri sevmekte, derslerine çok çalışmakta ve günlerini böyle mutlu bir şekilde geçirmektedirler. Yalnız, annelerinin kendilerini daha çok sevmesi için bazen birbirleriyle yarıştıkları için üzüldükleri oluyor. Anneleriyse, ikisini de çok seviyor. Onların da birbirlerini sevmelerini istiyor. Ama kimi zaman ne yapacağını şaşırmaktadır. Çünkü, kimi durumlarda çocuklarıyla kocası arasında bir sorun olduğu zaman arada kalmaktadır. Karı koca çocukların isteklerini yerine getirmede kimi zaman anlaşama- maktadırlar. Anne kocasına daha çok zaman ayırmak istediği halde, başbaşa kalmaları için yeterince zaman bulamamaktadır, öte yandan da, her işi eşi ve çocuklarıyla birlikte başaran bir ailenin bireyi olmak kendisini mutlu kılmaktadır. Böyle- ce Ayçe’nin ailesi, güçlükleri uzlaşma yoluyla çözümlemektedir. Ev içinde herkesin gereksinmesi göz önünde tutulmakta, gereksinmeler zamanla arttığı halde bunlar kendilerini korkutmamaktadır. Karşılıklı sevgi ve saygıyla sorunlarını çözüyorlar.
Nuran ile Erol’un ailesinde sorunlar daha fazladır. Onların öz babaları annelerini bırakıp kaçmıştı. Bir sabah evden çıkmış ve bir daha dönmemişti. Annelerinin parası yoktu, buna karşılık bakmak zorunda olduğu ikiz çocukları vardı. Anneleri çocukları da alarak kendi annesiyle babasının yanına taşındı. Anne işe gittiği zaman çocuklara nineyle dede bakıyordu. Anne çocukların babasına çok kızdığında^ onun soyadını değil, kendi kızlık soyadını kullanmaya başladı.
Erol ile Nuran da annelerinin adını kullanmaya başladılar. Bir süre sonra anneleri yeniden evlendi ve eve bir üvey baba geldi. Üvey babanın da ikinci evliliğiydi bu ve ilk karısından iki çocuğu vardı. Çocuklar ilk karısının yanında kalmışlardı. Anneleri yeniden evlendiği zaman Erol ile Nuran dokuz yaşındaydılar. Bu evlilik onların yaşamlarında birçok şeyi hızla değiştirdi. İlk olarak dede ve ninelerinin evinden çıktılar. Şimdi yalnızca bir üvey babaları değil, iki erkek üvey kardeşleri vardı. İlk günler, babalarını görmeye gelen üvey kardeşleriyle geçinemediler, çünkü ev dardı ve birbirleriyle hep kavga ediyorlardı. Yeni bir erkek kardeşleri de dünyaya gelince başka bir eve taşındılar. Ama onun doğmasından sonra evde yabancı durumuna düştüler, çünkü kendilerinden başka herkes üvey babalarının soyadını taşıyordu. Bunun üzerine üvey baba, onların da kendi soyadını almaları için onları evlat edindi. Nuran ile Erol zamanla üvey babalarına oldukça alıştılar. Üvey babalarının, öz çocuklarını kendilerinden daha çok sevdiğinin annelerinin de yeni kardeşlerine daha çok yüz verdiğinin farkına varıyorlardı. Üvey babalarının kendilerini evlat edinmiş olmaları onları sevindirmişti, ama kendi babalarını da çok görecekleri geliyordu, özellikle Erol öz babasını çok özlüyordu.
Anne, kocasıyla yepyeni bir yaşam sürdürmek istemektedir. Kocasının çocuklarına iyi davranmaya çalışıyor, ama onların yine de kendi annelerini yeğlediklerini seziyor. Kocası ise, beş çocuğun giderlerini ve gereksinimlerini karşılamak için gece gündüz çalışıyor, giderlerin ağırlığı altında kimi zaman ezildiği oluyor. Üvey babaları Erol ile Nuran’ın iyi çocuklar olduğunu düşünmektedir. Kimi zamanlar, onlarla konuşurken anneleriyle birlikte yaşayan kendi oğullarını özlüyor, yapmak istediği şeylere, oğullarının Nuran ile Erol’dan daha fazla ilgi duyacaklarını düşünüyor. Bununla birlikte hem çocukları hem de annelerini seviyor ve her bakımdan mutlu bir aile olacaklarına inanıyordu. Bu arada, çocuklara da bu konuda iş düştüğünü biliyor.
Ayçe’nin ailesi de, Erol ile Nuran’ın ailesi de bu konuda şanslılar. Aile içindeki ilişkilerin uyumlu bir şekilde yürümesi için çok çaba harcamaları gerekiyorsa da, eşlerin birbirlerini sevmesi ve beraberliklerini mutlu bir yaşama dönüştürmeye çalışmaları bütün güçlükleri yenmeye yetiyor.
Yeni bir evlilik genellikle sanıldığından daha çok sorunlar yaratmaktadır. Yeni evlenenlerin ancak yarısının başarılı olabilmesinin nedeni budur. Ne var ki, mutluluk bulacak öbür yarı için yeni evlilik, denenmeye değer bir şeydir. Sevgi ve anlayış temellerine oturtulmuş bir ailede yaşamaktan daha güzel ne olabilir? Yeniden evlenmeye karar verenler de aslında böyle bir mutluluğu düşleyerek bu tür davranmaktadırlar.

Yorum yazın