Boşanan Çiftlerde Çocuğu Görme Hakkı

Boşanan Çiftlerde Çocuğu Görme Hakkı

Çocukların bakımı boşanan eşlerden yalnız birisine verilmiş olsa bile, öbür eş kendilerini belirli aralıklarla görme hakkına sahiptir. Sizin de çevrenizde Ayçe ile Tan gibi hafta sonlarında evlerinde bulunmayan arkadaşlarınız olabilir. Ya da Nuran ve Erol gibi ana babalarını uzun süre görmemiş çocuklarla karşılaşabilirsiniz. Çocukların, ana babalarını sık sık görmemeleri ya da uzun süre birlikte yaşadıkları bu kişileri şimdi ara sıra görmeye gitmeleri, sizi şaşırtıp aklınızı karıştırabilir. Çok karışık gibi görünen bu konu, aslında o kadar karışık değildir. Şöyle ki; çocuklara kimin bakacağı konusunda olduğu gibi, onları belirli aralıklarla görme hakkı da eşler tarafından, mahkemeye gitmeden önce düzenlenebilir. Ya da mahkeme, çocukların hangi zamanlarda ana babalarını görebileceklerini kararlaştırır. Mahkemeler genellikle, çocukları kendisinde olmayan eşin onları görme hakkı konusunda cömert davranırlar. Birçok mahkeme kararları, eşlerin “akla uygun” aralıklarla çocuklarını görme hakları olduğunu yalnızca belirtmekle yetinir. Buna ek olarak, görüşme günlerini ve zamanlarını belirttikleri de olur. Bunların düzenli olarak uygulanması eşlerin iyi niyetine bağlıdır.
Ayçe’nin annesiyle babası bu konuda genel olarak iyi anlaşmaktadırlar. Ayçe, annesi başkasıyla evlenip Antalya’ya taşındıkları zaman, babasını sık sık göremeyeceğini sanarak üzülüyordu. Ayçe ile erkek kardeşi babalarım ayda bir görmeyi uzun süre yadırgadılar. Oysa artık, birçok hafta sonu tatilleriyle yaz tatillerini hep onun yanında geçirmektedirler. Yazları iki hafta, hep babalarıyla birlikte kalıyorlar. Kısa da olsa, görüşme günlerini çok iyi değerlendiriyorlar ve babalarıyla gittikçe artan sıkı ilişkiler kuruyorlar. Ayçe ve kardeşinin örneğinde, anası babası olsun, üvey babaları olsun, iki kardeş olsun görüşmelerin yararlı olması için ellerinden geleni yapıyorlar. Hepsi de, çocukların babalarını yakından tanıma gereksinimlerini kabul ediyorlar.
Bazı eşler arasında, çocukları görme hakkı boşanma sırasında ve sonrasında bir tür pazarlık konusu haline getiriliyor. Örneğin, kimi anneler, çocuk için belirli bir bakım parası almadıkça ya da istedikleri mal, eşyalar kendilerine verilmedikçe çocukları babalarına sık göndermeyeceklerini söyleyerek boşandıkları eşlerine karşı çocukları baskı aracı olarak kullanırlar. Buna karşılık bazı babalar da, çocuklar kendilerine verilmezse eski karılarına hiçbir ödeme yapmayacaklarını söyleyerek karşılık verirler. Böyle davranmalarının nedeni, istediklerini koparamamalarından ya da gerek kendilerinin gerekse çocuklarının rahat
yaşamalarını istemelerinden kaynaklanmaktadır. Ancak hangi amaçla yapılırsa yapılsın, bu gibi tutumlar düşmanlığa yol açmakta, eşleri ve özellikle de çocukları sarsmaktadır. Tan’ın ailesinde de böyle bir durum oldu.
Az olmakla birlikte kimi babalar, örneğin Nuran ile Erol’un babası boşanmadan sonra çocuklarıyla ilişkilerini sürdürmede nasıl davranacağını bilememektedir. Bazıları, eski karılarına kızdıkları ve onun bir daha yüzünü görmek istemedikleri için çocuklarını da görmek istemiyorlar. Bazı babalar da, boşanmaya kendilerinin sebep oldukları düşüncesiyle, kendilerini suçlu saydıklarından dolayı çocuklarını görmek istemiyorlar. Belki de, kendileri olmadan çocukların daha iyi bir yaşam sürdüklerini sanıyorlar. Oysa bu gibiler, çocukların annelerine de babalarına da gereksinimleri olduklarım unutuyorlar. Nuran ve Erol gibi çocuklar, zaman zaman ana babalarının birbirlerini bırakıp unutmalarına kendilerinin mi neden olduklarım düşünüyorlar. Fakat, gerçekte Nuran’ın da, Erol’un da bir suçu yok. Bütün sorun, kimi ana babaların sorumluluk duygusu taşımamalarında, akıllarını kullanmamalarında ve bencil olmalarındadır.
Uzun süre bir arada yaşanılan bir kişiyi ara sıra görmek zorunda olmak, ilk günler garip bir duygu yaratabilir. Çoğu insan nasıl davranması gerektiğini bilememektedir. Kimi ana babalar bir Noel Baba gibi davranmaktadırlar. Yani, görüştükleri zamanlarda çocuklarına birçok armağanlar vererek, çocukların kendilerini görmek için zaman ayırmalarını ödüllendirmek gibi bir amaç güdüyorlar. Ya da her görüşme gününün eğlence ve oyun gününe dönüşmesine önem veriyorlar. Oysa bu durum, çocuğun evdeki gündelik normal yaşamı ile tam bir çelişki yaratmaktadır. Çocukların bu oyun ve eğlence ortamından hoşnut olup olmadığı da pek belli değildir. Ana babalarının birbirlerine karşı anlayışlı davranmaları belki de çocuklar için daha büyük mutluluk kaynağı olacaktır.
Bazen de eşler, çocuklarının kendilerini ötekinden daha çok sevmelerini sağlamak için tam bir yarışa girmektedirler. Bu konuda en doğalı, ölçülü davranmak olduğu halde kimi durumlarda çok ileri gidilmektedir. Eşlerden biri, çocuğu bazen öbürüne karşı kışkırtmaktadır. Örneğin annenin: “Baban çok kötü bir adam. İnşallah sen de onun gibi olmazsın” ya da babanın: “Annen inceliğin ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi” sözleri, hiçbir zararlı amaç taşımıyor gibiyse de, amaç çocuğu incelikle anne ya da babasından soğutmaktır. Bu çekişmede çocukların tarafsız kalması güçtür. Çocuklarını seven, aklı başında ana babalar onları böyle durumlara düşürmekten kaçınmalıdırlar. Bunun için de, çocukların gerek kendileriyle birlikte olan yaşamlarını ve gerekse öbür eşle görüşmelerini, iyi değerlendirerek onların olgun birer insan olarak yetişmelerini sağlayacak bir araç olarak kullanmalıdırlar.

ÇOCUKLARIN HİÇ HAKKI YOK MU?

Tüm bu anlatılanlardan sonra aklınıza şöyle bir soru takılabilir: “Bu durumda çocukların yapabileceği bir şey yok mu? Kiminle yaşayacakları ya da ana babalarını ne zaman görecekleri konusunda onların da görüşlerini belirtmeleri gerekmez mi?
Bu sorulara karşılık olarak, gerçek şu ki, çocukların genellikle böyle bir hakkı yok. Ancak kimi özel durumlarda, on beş ya da on altı yaşındaki çocuklar yeğleme yapabilirlerse de, bu da ana babanın ya da mahkemenin kabulü koşulu ile gerçekleşebilir. Mahkemelerle psikologlar, genellikle, kiminle yaşamak istediğini çocuğa sormanın uygun olmayacağı görüşündedirler. Onlara göre çocuk, ana babasından birini seçmekle öbürünü
inciteceği, üzeceği duygusuna kapılabilir. Tan’ı anımsayalım; annesinin yanındayken durumundan hoşnut değildi, bu nedenle haklı olarak babasının yanına gitmeyi yeğledi, ama annesini kızdırdığını düşünerek üzülmektedir.
Mahkemeler, çocukların kiminle yaşayacağına karar verirken en çok çocuğun mutluluğunu düşünürler. Kimi devletler, boşanmada uygulanmak üzere Çocuk Hakları Yasası çıkarmışlardır. Bunlarda, boşanan eşlerin çocuklarının iyilik ve sevgi dolu bir evde büyümelerini sağlayacak yargılar bulunmaktadır. Ayrıca bu yasalarda, çocukların annelerini de babalarını da yakından tanıyıp sevmelerini ve onların yaratacakları olanaklardan boşanma olmamışçasına yararlanmalarını sağlayacak yargılar da yer almaktadır.

Yorum yazın