Bilmece Nedir

Bilmece Nedir

Halk edebiyatında, çözüm bekleyen küçük bir sorunun kalıplaşmış şiirsel bir anlatımından oluşan sözlü edebiyat türüne «bilmece» adı verilir. Bilmeceler de, atasözleri, masallar, maniler, destanlar gibi, başlangıçta bir kişi tarafından yaratılmıştır; ancak, halk arasında ağızdan ağıza yayıldık, ça, yaratıcısı unutulur ve anonimleşir.
• Halkbilim uzmanı Pertev Naili Boratav, bilmeceleri, söyleniş özelliklerine göre 4 bölümde toplamıştır:
• 1. Başlangıçları kalıplaşmış bilmeceler: O nedir ki suya düşer ıslanmaz / O nedir ki yer altında paslanmaz / O nedir ki at üstünde seslenmez (ışık, altın, ölü).
• 2. Soruları ses taklidiyle sınırlanan bilmeceler: Vınnn… vıt bunu bilmeyen it (sapan taşı).
• 3. Sözcük oyunlarına dayanan bilmeceler: Lambayı üfledim İS dedi, tabağa vurdum TAN dedi, ben de sana BUL dedim (İstanbul).
• 4. Aynı nesneyi olumlu ve olumsuz – çelişkili – önermeler ile tanımlayarak çözümü güçleştiren bilmeceler : Aheste aheste / Bülbül kafes, te / Yem yer, su içmez / Böyle bir nevreste (ipekböceği).
• Bilmeceler, biçim bakımından da «manzum bilmeceler» ve «mensur bilmeceler» olarak ikiye ayrılır. Konularına göre de «İnsanla ilgili bilmeceler» (Bir küçücük fil taşı / Dolanır dağ: taşı: Göz), «doğayla ilgili bilmeceler-fOn beşinde gencelir / Otuzunda kocalır: Ay), •soyut kavramlarla ilgili bilmeceler» (Kara kaşık / Duvara yapışık: Kırlangıç) diye sınıflandırılmaktadır.
• Bilmece, Anadolu’da kırsal bölgelerde oldukça etkin olan bir eğlence, vakit geçirme ve
yarışma aracıdır. Birlikte yapılan mısır başaklarının soyulması, fındıkların kırılıp ayıklanması sırasında, düğünlerde, akşam eğlentilerinde, bilmece sorup zamanı değerlendirmek önemli bir gelenek, tir. Günümüzde kentlerde bile, özellikle çocuklar arasında, yarışma niteliği taşıyan bilmece eğlenceleri düzenlendiği bir gerçektir. Eskiden İstanbul’da tulumbacılar, ekipler halinde yarışırken birbirlerine bilmece de sorarlardı.

Yorum yazın