BERGAMA

Ege bölgesinde, bakır çayı (Bak.) ovasının kuzey kenarında, Edremit – İzmir ve Soma – Kınık – Bergama yollarının kavşağına yakın bir yerde küçükçe bir kent ve İzmir’e bağlı ilçe merkezi. Nf. 29 750’dir (1975). Bir bölümü o- vanın kenarında, bir bölümü de yamaçlar üzerindedir. Dnz. Yks. 50 – 100 m.’dir. Bergama deresi, kenti ikiye böler. Eski bölüm, dere yatağının kuzeydoğusunda, yeni bölüm batıda olup, hızla gelişmektedir.Bergama’da pamuklu dokuma, zeytinyağı, çırçır, un ve buz fabrikaları ve yapım yerleri vardır. Çevresinin başlıca ü- rünleri tahıl, baklagiller, yağlı tohumlar, zeytin, pamuk, tütün, meyve (özellikle üzüm) ve sebzelerdir.Pazartesi günlerinde hafta pazarı, mayısın 22 – 29. günlerinde panayır kurulur.Bergama ilçesinin 5 bucağı, 119 köyü vardır.Bergama’nın kuruluşu, Ege uygarlığının başlangıcına kadar eski olduğu an-laşılmaktadır. Burasının, Eskiçağ’daki adı Pergamon idi. Bir süre Perslere bağlı kaldı. Granikos savaşından sonra İskender’in egemenliği altına girdi (İ.Ö. 334). Daha sonra Trakya hükümdarı, Bergama kalesinin önemini göz önünde tutarak burasını askerî bir üs yaptı. Devlet hâzinesini de buraya getirdi. Pafla- gonyalı Filetairos adında bir subayı, hâzinenin korunmasıyla görevlendirdi. Filetairos İ.Ö. 283’ten sonra bağımsız bir devlet kurdu (Bak. Bergama krallığı).Bergama İ.Ö. 133’t,e Romalılara katıldı. Uzun süre Doğu Roma imparatorluğunun yönetiminde kaldı. Bizans imparatorluğunun son zamanlarında Karesi- oğullarmın eline geçti (1306). Böylece bir Türk kasabaSı oldu. Bergama’da yapılan kazılarla çok değerli eserler ‘ ortaya çıkarılmıştır. Buradaki yapıların hemen hepsi Helenistik çağa ve Roma devrine aittir. Helenistik çağdan kalanların başlıcalan, Bergama şatosunun en yüksek yerini kaplayan saray, birçok parçası Berlin’e götürülüp o- rada restore edilen Atena tapmağı, içinde pek çok sayıda kitap saklanan kütüphane, dik bir yamaca yaslanmış 10 bin seyirci alacak genişlikte açık hava tiyatrosu, temelleri üstünde kalan mimarlık ve heykeltraşlık kalıntıları Berlin’e taşman ve orada restore edilen Zeus sunağı, Yukarı agora, Demetler tapınağı, jimnasiumlar ve Aşağı agora bulunmaktadır. Roma imparatorluğu döneminden kalanların başlıcaları da, alçak bir tepenin güney yamacına yaslanmış 30 bin kişilik açık hava tiyatrosu,- iki yamaç arasına yapılmış 50 bin seyirci alabilen amfiteatr, Trianus tapmağı ve I.S. II. yüzyılda zamanının en ünlü sağlık merkezlerinden olan Asklepieion’ dur. Burada hastalar telkin, temizlik, su ve güneş banyoları, tiyatro temsilleri, konserler ve çevrede bol yetişen şifalı otlardan yapılmış ilaçlarla tedavi edilirdi.

Yorum yazın