Aydınlatma Nedir

Aydınlatma Nedir – Aydınlatma Hakkında Bilgiler
Aydınlatma NedirAydınlatma olayı çok eski çağlarda başladı ve bu amaçla odun ateşinden yararlanıldı. İlk yağ kandilleriyse, yaklaşık olarak İ.Ö. 3000 yıllarında ortaya çıktı. Bu tarihten yaklaşık 1000 yd sonra balmumu ve içyağı kullanılarak mumlar yapıldı ve Eski Yunanlılar, Romalılar döneminde ayrıca bütün Ortaçağ boyunca kullanıldı. Gerçek anlamda mum XVI. yy’da ortaya çıktı; özellikle stearik asidin bulunmasıyla mum, çeşitli evrimler geçirdi ve XIX. yy’m başında daha çok ışık veren, daha az is çıkaran mumlar elde edildi. XVIII. yy’ın sonunda gazla aydınlatma olanağı doğdu; aydınlatmada gaz kullanımı tam olarak 1820 yılında benimsendi. Bu arada örme fitillerin bulunması ve bunlara lamba şişelerinin de eklenmesiyle, yağ lambaları yeniden ortaya çıktı; ama 1860’tan sonra petrolün, yağın
yerini almasıyla, aydınlatmada yağ kullanımı, XIX. yy’ın sonuna doğru ortadan kalktı.
Elektrikli aydınlatma çalışmaları, 1802 yılında İngiliz kimyacısı ve fizikçisi Davy’nin, platin tele bir pille akım vererek, ilk kez sabit bir ışık elde etmesiyle başladı; aynı bilgin on yıl sonra ark lambası ilkesini buldu. XIX yy’ın ortalarına doğru akkor lambalar gerçekleştirildi; ama ampul içindeki vakum ve filaman konusunda ortaya çıkan birçok sorun, yeterli bir lamba elde etme olanağı vermiyordu. 1879’da Edison iki gün çalışan bir ampul yaptı; ampul içinde vakum gerçekleştirme sorunu çözülmüştü ama, filaman üstündeki araştırmalar sürdü ve 1909 yılında tungsten filaman elde edildi. Aynı yıl, Claude neon lambasını buldu ve 1933 yılından başlayarak cıva buharlı, sodyum buharlı, ardından da flüoresan lambalar ortaya çıktı; bu lambalar düşük bir akım tüketiminin yanı sıra doğal ışığa benzeyen bir renk verme üstünlüğü taşır.

YAPAY AYDINLATMA
Aydınlatma, kaynaktan yayınlanan ışık akışının kullanılış biçimine göre beş türe ayrılır. Dolaysız aydınlatmada akı, aşağı yukarı bütünüyle kullanılır ve kaynaktan geçen yatay düzlemin altına yönelir (dolaysız akı). Kuşkusuz, bu en tutumlu aydınlatma türüdür; ama çok belirgin kontrastlara ve göz kamaşmasına yol açar; çünkü kaynak, aşağı yukarı sürekli olarak görüş alanı içindedir. Yarı dolaysız aydınlatmada, toplam akının % 60 ile 90’ı dolaysız akıyı oluşturur; geriye kalan, tavana ya da büyük bir yansıtıcıya yönelir ve akının % 10 ile 40’ı yansıtıcıdan yere döner. Bu tür aydınlatmada gölgeler daha yumuşak ve doğan ışık etkisi daha hoştur. Karma aydınlatma, opal camdan dağıtıcılarla elde edilir. Işığın dağılımı, bu yöntemde daha da tekdüzedir; çünkü akının yaklaşık % 50’si yukarı yönelir.
Yarı dolaylı aydınlatmada, akının büyük bölümü yukarı yönelir, sonra yansır; bu yöntem konutlar, işyerleri, okullar, vb. için en çok önerilen aydınlatma türüdür.
Dolaylı aydınlatmada akı bütünüyle tavana yollanır ve büyük ölçüde tekdüze bir aydınlık elde edilir; gölgeler bütünüyle ortadan kalkarak çok yumuşak bir ışık etkisi doğar. Gereğince bir aydınlık elde etmek istenirse, tavan ve duvarların yansıtma etmenlerinin yeterli olması zorunludur Sokakları aydınlatmada büyük ölçüde flüoresan lambalar kullanılır. Işık kaynaklarının yerine göre, eksenel aydınlatma ve yanlardan aydınlatma biçimleri ayırt edilir. Birinci biçimde lambalar, tam yolun ekseni üstüne yerleştirilir; ikinci biçimdeyse lambalar, yolun iki yanında, yaya kaldırımlarının kenarında yer alır ve karşılıklı ya da beşli kümeler biçiminde dizilir. Bazı önemli ve geniş yollarda bu iki sistem birlikte kullandır.
Fotoğrafçılıkta ve sinema filmi çekiminde, duyarlı yüzeyleri etkilemek için, bu yüzeylere kimyasal etki yapan ışıklara (aktinik ışıklar} başvurulurdu ışıklar, alüminyum ya da magnezyum yakılarak, ark lambaları, “flaş” demlen lambalar, vb. kullanılarak elde edilir.

Etiketler:

Yorum yazın