Astroloji Nedir

Astroloji Nedir

Astroloji ay, güneş ve gezegenlerin insan yaşamı üzerinde önemli bir rol oynadığını ileri sürer. Yüzyıllar boyunca astroloji, günümüzde gökbilim (astronomi) olarak adlandırılan ve evreni inceleyen bilim dalından ayrı değildi. Teknik bakımdan gelişmiş ülkelerde astrolojinin önemi azalmış ve değersiz bir bilgi alanı durumuna gelerek ortadan kalkmıştır, ama bazı Doğu ülkelerinde önemini hâlâ korumaktadır. Öte yandan, astrolojik bilgiyle, bilimsel araştırmalarda ortaya çıkan biyolojik ritim arasında yakın bir ilgi olduğu, günümüzde daha ciddi ve sistematik bir biçimde ele alınmaya başlanmıştır.

Astroloji Nedir

Astrolojinin Amaçları

Bazı dergi ve gazetelerde yeralan yıldız falları, astrologların geleceği tahmin ettikleri izlenimini yaratır. Ama gerçek astrolojinin bununla pek ilgisi yoktur. Astrolojiyle uğrasan ciddi kişiler, gelecekle «ilgili olarak, sadece eğilimlerin ortaya konabileceğini, bundan başka bir şey söyleyemeyeceklerini ifâde ederler.
Astrolojiyle uğraşanlar, tahminlerini güneş sistemini oluşturan gökcisimlerinin durumuna göre yaparlar ve yıldızlardan, sadece çıkış noktası olarak yararlanırlar. Astrolojik haritaların yapımında dünya, merkez olarak kabul edilir. Bu bakış açısı akla yakındır; çünkü astrologlar gözlemlerini dünyadan yaparlar. Hiçbir çağdaş astrolog, yeryüzünün evrenin merkezi olduğuna inanmamaktadır.

Gezegenlerin ve ayın aşağı yukarı aynı düzlemde hareket etmesi nedeniyle, bunların gökte Zodyak takım yıldızları denen bir kuşak meydana getirdiği bilinmektedir. Zodyak takım yıldızları 12 eşit bölüme ayrılmış ve burçlara göre adlandırılmıştır. Bu burçlar Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak. Kova ve Balık adlarını alır. Başlangıç noktaları olmaları dışında bu adların ve yıldız düzenlerinin hiçbir önemi yoktur. Üstelik Koç burcunun ilk noktası yada ilkbaharın dönüm noktası (yani, güneşin izlediği yolun gök ekvatorunu kestiği nokta) artık, M.Ö. 900’de olduğu gibi, Koç burcunda değildir; yanındaki Balık burcuna kaymıştır. Ancak bu değişiklik astrolojik işaretlerde herhangi bir değişiklik yaratmamıştır.
Bir yıldız çizelgesi (horoskop) hazırlarken astrologlar, bir kimsenin doğduğu anda güneşin, ayın ve gezegenlerin tam yerini saptarlar. Bu işlem için kişinin doğduğu yerin de bilinmesi gerekir. Böylece ortaya çıkarılan gök cisimlerinin durumunun, bu burç altında doğan kişiyi, tıpkı denizlerde gelgitlere neden olması gibi, bilinmeyen bir biçimde etkilediği ve bu etkinin kişiliğini belirlediği kabul edilir. Sözgelimi, Terazi burcunda doğan bütün insanların aynı kişilikte olduğunu kimsenin ileri sürmemesine karşın, bazı istatistiksel çalışmalardan astrolojik verilere benzer sonuçlar alındığı görülmektedir.

Astrolojinin Tarihçesi

Batı astrolojisi Mezopotamya’da doğmuş olabilir. Bilinen ilk gezegen tabloları, M.Ö. VII. yüzyıl ortalarında yapılmıştır. İlk Babil astrolojisi, doğrudan kişileri ilgilendirmiyordu. Daha çok savaşlar, su baskınları, güneş tutulmaları gibi büyük olaylarla ve bunların devletin bütün sorunlarından sorumlu olan krallar üzerindeki etkileriyle ilgiliydi. Ayrıca takımyıldızların çeşitli ülkeler üzerindeki etkilerini gözönünde tutarak, iç ve dış savaşların önceden bilinmelerini mümkün sayıyorlardı. Krallar, saraylarında, aynı zamanda danışman ve hekim gibi de rol oynayan müneccimler bulunduruyorlardı. Mezopotamya geleneği Mısır’a, Ortadoğu yoluyla Hindistan’a, Cin’.e ve böylece bütün Asya’ya yayılmış olabilir. M.Ö. IV. yüzyıl sıralarında Yunanlılar astroloji yöntemlerini kendi geleneklerine göre geliştirmeye başladılar. İnsanların doğum ânında kaderlerinin de saptandığını gösteren yöntemi yaygınlaştıran onlar olmuşlardır. Ptolemaios (M.Ö. (120-80). Tetrabiblos adı verilen ilk astroloji kitabını yazmıştır. Zodyak takım yıldızlarındaki gezegenler ve işaretler bu kitapta o biçimde ortaya konmuştur ki, o zamandan beri bunlarda çok az değişiklik yapılmıştır.

Roma İmparatorluğunun bölünmesiyle Araplar, astroloji ve astronomi alanında büyük atılım yaptılar. Gök haritalarını yapabilmek için yıldızların ve gezegenlerin yerlerini büyük bir doğrulukla bilmeleri gerekiyordu. Bu gerekseme onlara gezegen hareketlerini gösteren tablolar ve yıldız katalogları yapma olanağını verdi, Arapların bu konulardaki çalışmaları Yunanlılarınkini aşmıştı. Ama XV. ve XVI. yüzyıllarda Helen kültürünün yeniden benimsenmesi, astroloiinin Avrupa üniversitelerinde en önemli bilim dalı olarak yer almasına yolaçtı.

 

Kopernik’ten Uzay Çağına

Nikolai Kopernik’in (1473-1543) gezegen sisteminin merkezinin yeryüzü değil de güneş olduğunu kanıtlamasıyla, astronomi çalışmaları büyük bir önem kazandı. Isaac Newton’un (1642-1727) çağdaş astronominin temellerinin attığı Principia adlı kitabının yayınlanmasını, teleskopun icadı izledi. Ne var ki. yeryüzünün evrenin merkezi olarak önemini yitirmesine karsın astroloiinin temel ilkeleri değişmedi. Newton ve Kopernik’i de astroloji yakından ilgilendirmekteydi.

Son teknik gelişmeler, evrene ilişkin bilgilerimizi artırmakta ve onun yaşayanlar üzerindeki etkisi anlaşılmaktadır. İnsanların aya gittiği ve öteki gezegenlere mesajlar gönderdiği bir çağda, astrolojiye olan ilginin büsbütün ortadan kalkmaktan çok, yeniden canlanacağını düşünmek doğaldır.

Etiketler: ,

Yorum yazın