Alp nedir – Alp ne demek

Alp, kahraman, cesur, yiğit, savaşçı, zorlu anlamlarında Türkçe sözcük. Bugünkü dilde soyut olarak taşıdığı bu anlamların gerisinde, kökleri Tarihöncesi’ne dayanan bir toplumsal gelişme yatar. Orhun ve Uygur alfabeleriyle birçok Türkçe yapıtta alp sözcüğüne özel ad, sıfat ya da unvan olarak rastlanmaktadır (örn. Alp-Tuğrul, Alp-Tuluk Üge). Orhun Yazıtlan’nda, Ku-tadgu Bilig’dt, Divanü Lügati’t-Türk’tt de geçen sözcük, İslam dini Türkler arasında yerleştikten sonra “alp-gazi”, “gazi-alp” biçimine dönüşmüş, tarikate bağlı olanlar da “alp-erenler” (savaşçı dervişler) adıyla anılmışlardır. Selçuklularda sözcük, resmî bir unvan olarak kullanılmaya başlamış ve özellikle hükümdarlar, büyük emirler bu unvanı taşımışlardır. Sonradan onların kurdukları çeşitli devletlerde de “alp” unvanı, “inanç”, “kutlug”, “bilge” gibi eski Türk unvanlarıyla birlikte hükümdarlann resmî lakapları arasına girmiştir. Harezmşahlar-da, Atabegliklerde ve Artuklularda da “alp-kutlug”, “alp-inanç-kutlug”, “alp-gazi” unvanları kullanılmıştır. Bu gelenek, Gurlu-larda ve Hindistan’daki Türk devletlerinde de sürmüş, büyük emirlere hükümdarlar tarafından “alp-han” unvanı verilmiştir. Alplerden, eski Türklerdeki kabile örgütlenmesinde, oymak başkanının (aşiret reisinin) çevresinde, özellikle savaşlardaki yiğitlik ve yararlıklarıyla öne çıkan bireylerin oluşturduğu bir çeşit ayrıcalıklı sınıf olarak söz edilebilir. Bu niteliğiyle alplik, Roma’ mn ilk dönemlerindeki comitatus(*) ya da Germen krallarının çevresindeki “silah arkadaşlıkları” ile karşılaştırılabilir. Beye, savaş önderine kişisel sadakat bağıyla bağlı bu

savaşçı maiyetler, bir sonraki aşamada yerleşik toprak aristokrasisinin esasım oluşturdu. Bu göçebe soyluluğunun oluşumunda, babadan oğula geçen ayrıcalıkların katkısı olmakla birlikte, kişisel yetenek ilk koşuldu. Çocukluğundan başlayarak avlarda, akın-larda. savaşlarda kahramanlık gösteremeyenler bu sınıfa giremezlerdi. Toplumsal konumlarına göre az ya da çok sayıda hayvana sahip olan alplerin, aynca hizmet* çileri, köleleri de bulunurdu. Büyük başkan ile çeşitli oymak önderlerinin kendi alpleri ile olan karşılıklı ilişkileri belli kurallarla düzenlenmişti.

Dede Korkut Kitabı’nda, Türk töresinde bir çocuğa ad konabilmesi için onun bir yiğitlik göstermesinin şart olduğundan söz edilir, Aşık Paşa da Garibname’de, bir alpte sağlam yürek, pazu kuvveti, gayret, iyi bir at, özel bir giysi, yay, iyi bir kılıç, süngü ve uygun bir arkadaş olmak üzere dokuz niteliğin bulunması gerektiğini söyler. Alperenlikte ise ideal olarak erenlik, riyazet, gayret, aşk, tevekkül, şeriata uyma, bilgi, himmet ve iyi bir arkadaş olmak üzere gene dokuz koşul aranmaktaydı.

Yorum yazın