Alaşımlar

Alaşımlar nelerdir , Alaşımlar hakkında bilgiler

Alaşım nedirÇağdaş uygarlığın gelişmesi ile, insanın çevresini egemenliği altına alma ve onu kendi gereksemelerine uydurma yeteneğinin her gecen gün artması arasında yakın bir bağlantı vardır. İlkel insan, kendine barınak sağlamak ve kendini korumak için, yüzyıllar boyu, çevresindeki taş ve ağaç gibi doğal maddelere bağımlı kalmıştır. Daha sonraları bu maddeleri değiştirip geliştirmesini öğrenmiş ve çömlekler, tuğlalar, madenler üretmiştir. Ne var ki, nükleer enerji üretimi yada süpersonik uçuşlar gibi ileri tekniklerin zorunlu kıldığı aşırı koşullara dayanıklı maddelerin yapılabilmesi ancak geçen yüzyılda gerçekleşmiştir.

Alaşımların önemi

Alaşımlar (bir maddenin bir yada daha fazla elementle olan bileşikleri), binlerce yıllık .insanlık .tarihinde önemli bir rol oynamıştır. O kadar ki, insanlık tarihinin belirli bir zaman dilimi, o alaşımın adıyla (örneğin. «Tunç Devri») anılır olmuştur.

Tunç, genellikle bakır ile kalayın bir karışımıdır. Bu iki bileşenin oranları büyük ölçüde farklılık gösterebilir. Öte yandan, günümüzdeki alaşımların büyük çoğunluğu genellikle tek bir elementten yapılmakta, ancak bu elementlerin, özellikleri titizlikle belirlenen «yabancı maddeler» in tam bir hassasiyetle saptanmış oranlarda eklenmesiyle geliştirilmektedir. Teknoloji, bugün yaygın olarak kullanılan ve küçük oranlarda karbon, krom ve nikel gibi elementlerle karıştırılmış demirden elde edilen paslanmaz çeliklerden, akkor durumunda bile sağlamlığını koruyan nikel süperalaşımlara, onlardan da birçok jet motorunun vazgeçilmez öğesi olan titanyum alaşımlarına doğru bir gelişme göstermiştir.

1950’den Bu Yana Meydana Gelen Gelişmeler

Boryum nitrit gibi elmas yerine kullanılan (ve geliştirilen) maddelerin üretiminde uygulanan molekül ilkeleri 1950’lerden bu yana birçok sanayi kolunda yaygınlık kazanmıştır. Sözgelimi, daha fazla hız yada verimlilik sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalar sonucunda makinaların işletildiği koşullar güçleştikçe, yalnızca yeni yapım gereçlerinin değil, aynı zamanda yağlama maddelerinin de geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Birçok yerde, alışılagelmiş madeni yağların yerini özel olarak yapılmış kimyasal yağlama maddeleri almıştır. Bunların bazıları yalnızca yüksek sıcaklık ve basınçta iyi sonuç vermekle kalmaz. Sözgelimi, bazı kükürtlü yağlama maddeleri yeni makinaların «alıştırılmasında» da yararlı olmaktadır. Modern makina tekniklerinin uygulandığı yerlerde bile kimi zaman yüzeyler düzgün olmayabilir ve işleme sırasında «sıcak noktalar» meydana gelebilir. Bu nedenle bazı yeni makinaların dikkatle «alıştırılması» gerekmektedir. Kükürtlü yağlama maddeleri sıcak noktalarla tepkimeye girmekte ve onları yumuşak madeni sülfür parçacıkları haline getirmektedir. Bunların makinalara verdiği zarar, tepkin olmayan yağlama maddeleri kullanıldığı zaman aşınıp giden küçük maden yada maden oksit parçacıklarının yol açtığı zarardan daha azdır.

Özel olarak yapılmış maddelerin canalıcı bir rol oynadığı başka bir alan da, takma organ cerrahisidir . Silisyum polimerleri ile insan bedenindeki sıvı maddeler ve dokular birbirlerini etkilemezler. Sözgelimi, bir kalp kapakçığının yerine takılacak parçanın, litrelerce kanın aşındırıcı etkisine karşı dirençli olması gerekmektedir. Ayrıca, bedene yabancı olan maddeye karsı kanın olağandışı bir tepkime göstermemesi gerekir. Biyomedikal teknolojinin son zamanlardaki eğilimi, doğanın yarattığı maddelere benzer maddelerin oluşturulması yönündedir. Dolayısıyla yeryüzünün dört bir bucağındaki bilim adamları, son zamanlarda kemiğin yerine takılabilecek maddelerin geliştirilmesi üzerinde çalışmaktadır. Bu maddelerin gerek kimyasal, gerek fiziksel bakımdan gerçek kemiğe benzemesine ve bedenle maden yada plastikten yapılma maddelerden daha iyi kaynaşmasına özen gösterilmektedir.

Bileşimlerin Oluşumu

Maddelerin kullanım ve nitelikleri ile uğraşan bilim alanının bir başka önemli yönü de, çeşitli maddelerin biraraya getirilerek bileşimler oluşturulmasıdır. Genellikle, farklı iki yada üç madde, son derece titiz bir denetim altında kaynaştırılabilir ve böylece özellikleri bileşenlerin her birinin özelliklerinden farklı olan yepyeni bir madde elde edilebilir. Cam elyafıyla pekiştirilmiş plastik (fiberglas) günümüzde otomobil ve hafif sandal gövdelerinde yaygın bir biçimde kullanılarak maden ve tahta gibi eski yapı gereçlerinin yerini almaktadır.
Ne var ki, yeni maddeler «bileştirmek» amacıyla girişilen çabaların hepsi de başarıyla sonuçlanmış değildir. Birkaç yıl öncesine kadar, bileşimlerin, ayakkabı yapımında kullanılan derinin yerini alacağı düşünülüyordu. Gerçi günümüzde sentetik ayakkabı malzemesi kullanılmaktadır, ama doğal deri niteliğinde maddeler üretmek üzere girişilen ve başarısız kalan araştırmalar sonucunda bazı şirketler büyük zararlara uğramıştır. Teknolojinin amacına ulaşamadığı bir başka olgu da, Rolls-Royce RB2-II türbin motorunun vantilatör kanatlarıyla ilgilidir. Başlangıçta, bunların karbon elyafıyla pekiştirilmiş bir bileşimden yapılmaları düşünülüyordu (S). Ne yazık ki, bu bileşim uygulamada yeterli olmadı ve vantilatör kanatlarının yapımında daha ağır ve pahalı bir maden olan titanyum kullanılmak zorunda kalındı. Bu da şirketin 1971 yılında iflas etmesine neden oldu. Ama öyle görünüyor ki, bütün bu başarısızlıklara karşın insanoğlunun maddenin teme! niteliği konusundaki kavrayışı derinleştikçe, teknoloji uzmanları yeni yeni maddeler gerçekleştirmeye devam edeceklerdir.

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın