ÇİN HALK CUMHURİYETİ

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden sonra, en geniş (9 560 780 km*) ve bütün devletlerden daha çok nüfusu (871 milyon; dünya nüfusunun %22’si, Sov- yetler Blrliği’nin 3,5 katı) olan devlettir. Amur ırmağından Çinhindi’ne kadar 35° enleminde, Büyükokyanus’tan Pa- mlr’e kadar 4500 km. boyundadır. Asıl Çin, Doğu Asya’dadır; Kuzey ve Güney Çin diye adlandırılan iki bölgeye ayrılır. İç Asya, önceleri Çin sınırlan içinde değildi. Asıl Çin’e kuzeyde Mançurya, batıda İç Moğolistan, Hsin Kiang (Doğu Türkeli) ve Tibet eklenmiştir. Ama ülke ile batıdaki dış ülkeler arasında önemli: ayrılıklar ve aykırılıklar vardır, fakat
Kuzey ve Güney Çin arasındaki aykırılıklar da küçümsenemez.
Çinliler anavatanları Şensi, Şansi ve Honan bölgelerinin verimli topraklarıdır. Buradan, Kuzey Çin çukurovasına geçerek yayılmışlar ve yerleşmişlerdir. Isa’dan az önce Tsinligşan’ı geçerek Yangçe kesimine ve Güney Çin’e girip yerleşmeye başlamışlar, orada yaşayan Tay kavimlerine karışmışlar ya da onları, güneye, Çinhindi’ne çekilmeye zorlamışlardır.
Çinliler, Iç Asya’dan aralıklarla sürüp giden Türk ve Moğol akınlarına karşı savunmak zorunda kalmışlardır. Savunmayı güçlendirebilmek için, kilometre-lerce uzunlukta Çin duvarını (Bak.) yapmışlardır.
1278 yılında, Moğol orduları, bütün Çin’i ele geçirdi. 90 yıl süren yabancı e- gemenliğinden sonra, Ming soyundan gelen Çin imparatoru, ülkeyi üç yüzyıl yönettiler. 1644’te, Çin, bir kez daha, Çin duvarını aşan Mançuryalıların sal-dırısına uğradı. Mançu imparatorları, ülkeyi 1911 yılına kadar yönettiler. O yıl cumhuriyet yönetimi benimsendi. Yıllarca süren iç kargaşadan ve Japonlara karşı sürdürülen uzun bir savaştan sonra, Kızıl Çin ordularının lideri olan Mao Tse-tung, Çin’in yönetimini ele geçirdi ve 1949’da Çin Halk Cumhuriyetini kurdu.
Portekizler, 1557’de, ilk ticaret sömürgesini (Macau’da) kurmuşlardı. 1842’de, Ingilizler, Hongkong adasına yerleştiler. Daha sonraları, öbür Avrupa devletleri de Çin’den, dayanak noktaları kopardılar. Şimdi, Hongkong ile Macau’dan başka sömürge kalmadı.
Çin, eski bir uygarlık ülkesidir. Büyük akarsular üzerinde, çok önceleri bü-vetler kurmuş, kanallar açmışlar, tarlaları sekilemişler, lös yamaçları sulamış- lardır. Yaklaşık üç bin yıldan beri, topraklarını sabanla işlemişlerdir. Çinliler, Batılı uluslardan çok önce pusulayı biliyor, çelik, kâğıt, porselen ve barut ya-pıyorlardı. Gutenberg’den 400 yıl önce, kitap basıyorlardı. Ipekböceği yetiştir-meyi, ipek yapmayı, ipekli dokumacılığını, AvrupalIlar, Çinlilerden öğrendiler.
XVIII. yüzyıla kadar çay, porselen, cilâlı eşya ve kâğıt, ön Asya’ya ve Avru-pa’ya, uzun ve karmaşık yollardan getirilirdi. Ortaçağ sonralarında, Çin’de mil-yonluk büyük kentler vardı. Fakat Çinliler, el sanatlarından endüstriye geçişi, ancak son yıllarda başlatabildiler.
Sarıırmak’m (hvang = sarı, ho = ırmak) orta bölümünün büyük bir yay (kıvrım) yaparak aktığı bölge, Ordos platosu dışında, Kuzeybatı Çin bölgesidir. Bunun doğusunda ve batısında, yüksekliği 2-3 bin m.’ye erişen dağ sıralan ve bunların arasında bir plato vardır. Akarsuların açtığı, boğaz biçimli vadiler, platoyu, birtakım parçalara bölmüştür. Dağlar ve masamsı tepeler Üzerinde, 60 – 80 m. kalınlıkta, sarı bir lös katmanı vardır.
Lös, binlerce yıldan beri, Moğolistan’ dan, kış fırtınalarıyle havalandırılıp ta-şman ince tozlardır. Lösler, yağmur sularım emer, kurak mevsimde, bitkilerin beslenmesini sağlar. Buğday, darı, haşhaş, mısır ve soya fasulyesi bu bölgenin başlıca ürünleridir. Köy halkı, çiftçiler, tarlalarının altında, lösler içine oyduklan mağaralarda barınırlar. Mağara evler kuru, kışın sıcak, yazm serin olur. Su, derin kuyulardan alınır. Lösler üzerinde tek tük ağaç kümeleri bulunursa da orman yoktur.
Çinliler, eskiden beri taşkömürü yataklarından yakacak almışlardır. Şansi’ de, Çin’in çok zengin taşkömürü yatakları vardır.
Kuzey Çin çukurovası Hvangho’nun biriktirme alanıdır. Irmağın suları, Ku-zeybatı Çin’den aldığı löslerle bulanıp saranr. Bunları biriktirdiği ovanın top-raklan da sarıdır (San ova). Bulanıp ırmağın döküldüğü kenardenizin suları da mavi değil sarımtraktır (Sarıdeniz). Tabanı sarı çamurla kaplı olan sığ Sa- rıdeniz’de gemiler için tehlikeli yerler bulunur.
Sarurmak’ın yatağı, Sanova’dan 10 m. kadar yüksektir. Çünkü sular, kendi yığdığı setler arasından akar. Çinliler, yatağı iki yandan sınırlayan bu setleri ge-nişletip, yükseltmiş ve güçlendirmişler, Sarıova’yı yazm kabaran suların basma-sından korumuşlardır. Setlerin yıkılması, çok kalabalık (sık nüfuslu) Sarıova için büyük bir yıkım olur. Böyle bir taşmadan sonra, ırmak, çok kez yeni bir
yataktan akmaya başlar. Nitekim son 2500 yılda, Sararmak 40 kez yatak de-ğiştirmiştir. Çinliler, her yeni yatağın yanlarını yeniden güçlendirmişlerdir.
Hvangho’nun doğduğu ve geçtiği yörelerin ağaçlandırılması için, aralıksız olarak çalışılmaktadır. Böylece, suların akışı yavaşlayacak, toprağa sızan sular artacaktır. Ayrıca, kurulan ve kurulmakta olan barajlar da su baskınlarını ön-leyecektir. Sarıırmak’ın ovaya girmeden önce geçtiği boğazda, barajların en bü-yüğü kurulmuştur. Çukurovanm en alçak yeri de setlerle çevrilmiş, sular ka- bardığmda, buraya çevrilerek tehlikenin önlenmesi düşünülmüştür.
Sarıova, Sarıırmak’m Kuzeybatı Çin’ den taşıyıp biriktirdiği, sarı löslerden o- luşmuştur ve çok bitektir. Baştanbaşa buğday, darı, soya fasulyesi ve pamuk tarlalarıyle kaplanmıştır. Ovanın güney kenarına yaklaşıldıkça, pirinç tarlaları çoğalıp genişler. Çukurova’da çayır ve otlak yoktur. Çinliler ancak az sayıda büyükbaş hayvan besler. Fakat her köy evinin avlusunda domuz ve kümes hay-vanı bulunur.
Sarıova’da, demiryolları çok seyrek olmakla birlikte, otomobil yolları büyük bir hızla yapılmaktadır. Ulaşımda, su- yollarından da, eskiden beri yararlanılır. 1500 yıl önce açılmış olan İmparator kanalı yeniden düzenlenmiştir.
Son yüzyılda, özellikle Çin Halk Cum- huriyeti’nin kuruluşundan beri, Çin kentlerinin görünüşü önemli ölçüde değişmektedir. Çok yerde, kale duvarları kaldırılmış, fabrika ve atelyelerden, o- kullar ve evlerden oluşan yeni bölümler eklenmiştir. Kentlerin eski bölümleri de gittikçe değişmektedir.
Tsinlingşan’ın ve Hvai dağlarının güneyinde, Güney Çin, ya da öbür adiyle Yeşil Çin başlar. Güney Çin, Doğu Tibet dağları ve Tsinlingşan ile, kışın iç bölgelerden esen soğuk rüzgârlara ve lös yağmuruna karşı korunmuştur. Kış yumuşak geçer. Ormanlar, çoktan yok edilmiştir; fakat uzun gövdeli bambular, sedir çamları ve defneler çok yaygındır. Yağışlar, yıl boyunca, hemen hemen aynı ölçüde olduğundan, ırmaklar da her mevsimde ulaşıma elverişlidir. Güney Çin’in en büyük ırmağı Yangtsekiyang’dır (Gökırmak).
Güney Çin’de pirinç, çay, şekerkamışı, pamuk, tütün, buğday, haşhaş, por-takal, mandalin üretilir.
Yangtse ovasında birçok göl vardır. Yağışlı yaz mevsiminde ırmak yükselir (18 m. kadar). Ovanın çok geniş bölümleri sular altında kalır. Sular, setlenmiş, kıvrımlı yatakta çok yavaş akar; taşıma ve ulaştırma artar/
Yangtse ovası, Çin’in pirinç ambarıdır. Ovadan, yılda iki ürün alınır (yazın pirinç, kışın buğday, fasulye, arpa veya kolza). Güneydeki tepelik yörede çay, Aşağı Yangtse ovasında pamuk üretilir. Tarla sınırlarında, yapraklarıyle ipekbö- ceği beslenen dut ağaçları yetiştirilmiştir.
Güney Çin dağlık bölgesi, çok yerde, yıl boyunca yeşil çalılarla örtülü, kaya-lık dağ sırtlarıyla kaplanmıştır. Bölgenin ancak % 15’i ekilip dikilebilmektedir. Pirinç tarlaları, sulanabilen vadi tabanlarında ve özenle yapılmış sekilerdedir. Yağmurlar, bitki besinlerini eritip götürdüğü için, toprakların verimi azdır. Fakat ekilip dikilen yerlerde nüfus çok sıktır (1 km2.’ye 1200 kişiye kadar). Çekim hayvanı yoktur. Taşıma ve ulaştırma işleri ırmaklar ve kanallar üzerinde yürütülür. Çok kimsenin karada bir barınağı yoktur. Bunlar, kayık evlerde ya-şarlar. Karayolları, sadece patikalarla yamaçlara oyulmuş merdivenlerdir. Yük-leri hamallar, köyden köye ya da bir su- yolundan öbürüne taşırlar.
Mançurya, yazın oldukça sıcaktır; 600 – 700 mm. yağış alır. Fakat kışın, İç Asya’dan ve Sibirya’dan gelen kuru ve soğuk rüzgârlardan etkilenir. Dağların çoğu meşe, akçaağaç, karaağaç ve çam ormanlarıyle kaplıdır. Ovalar, önceleri geniş otluklar durumunda idi. Çinlilerin bu ülkeye göç etmeleri yasaklanmıştı. 1911 devriminden sonra, milyonlarca Çinli, bu tenha ülkece gidip yerleşti. Şimdi Mançurya havzasının nüfusu 50 milyondan çoktur. Otluk ovalar, tarım alanına dönüşmüştür (darı, tahıl, ortada soya fasulyesi, güneyde pirinç ve mısır). Güney Mançurya’da taşkö- mür, demir, boksit ve petrol işletilmekte ve burada önemli bir endüstri yöresi gelişmektedir.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri Çin’de çok şey değişmiştir. Çok küçük parçalara ayrılmış olân topraklar birleştirilerek köy halkı tarafından işletilmektedir. Çin nüfusu yılda 10 – 12 milyon kadar arttığı için, daha çok ürün alınmasını sağlamak üzere, devlet eliyle pek çok kuyu açılmış baraj gölleri meydana getirilmiş,, sulama döşemleri geliştirilmiş, tarım alanları genişletilmiştir. Milyonlarca Çinli, ilkel araçlarla, hatta binlerce fener kullanılarak geceleri de çalışmıştır. Barajların çoğu, makinelerle değil, insan gücüyle yapıl-’ mıştır. Böylece ürünler artınlabilmekte- dir. Bununla birlikte, ülke, 1959 – 1962 yıllarını, kıtlık sıkıntısı çekerek geçirmiştir.
Endüstri ürünleri, olağanüstü artmıştır. Ülkenin birçok yerinde, özellikle Man jjjrya ile Kuzey Çin’de çok sayıda fabrikalar kurulmuştur. Madencilikte yararlanılan türlü araçlar ve makineler, türbjnler ve otomobillerden dikiş maki-nesine, ampule, radyoya kadar her şey, ülke içinde yapılabilmektedir. Yapılanlar henüz çok iyi değil, fakat ucuzdur. Yeni fabrikaların kurulması için de a- ralıksız çalışılmaktadır. Asalaklarla, hastalıklara karşı girişilen savaş, başa- rıyle yürütülmektedir. Yeni demir ve kara yolları yapılmakta, büyük bir düzen içinde işletilmektedir. Her şey devlet buyruğuyle yürütülmektedir.
Avustralya anakarasından çok daha geniş bir ülkeye sahip plan, ya da başka bir deyimle, geniş ülkeleri sınırları içine alan Çin devleti toprakları, iki büyük bölünme ayrılır: a) Mânçurya’yı, Kuzey Çin’i kapsayan Doğu bölüm, b) Iç Asya ülkeleri. Çinlilerin anavatanı ve Mançurya doğudadır. Orada bitek ovar lar ve tepelik yöreler, ekilip dikilegelmiş kalabalık bölgelerdir. Çin topraklarının %50’sini oluşturan bu bölgelerde Çin nüfusunun %97’si toplanmıştır.. Ülke a- l^nının öbür-yansı İç Asya’dadır; fakatj nüfusun ancak %3’ü oradadır. Onların çoğu da Çin kökenli değildir. Kurak tç Asya, yalnız nüfus bakımından değil, yeraltı zenginlikleri, tarım alanları ba- kımlanndan da yoksuldur. Fakat Hin-distan, ön Asya, Kuzey Asya ve Doğu Asya arasında bulunması dolayısıyle ö- nemlidir.
İç Asya çok büyük bir kaleye benzetilebilir. «Dünyanın Damı» diye anılan Pamir yüksek ülkesinden ve burada bulunan buzullarla dolu yüksek dağlardan güneydoğuya, kuzeydoğuya ve doğuya doğru, yine çok yüksek sıradağlar uza-nır. Güneyde, çok az ve ancak yüksek birkaç geçit veren Himalayalar, bir duvar gibi yükselerek, İç Asya’yı tropikal Güney Asya’dan ayırır. Kuzeyde birbirinin gerisinde Tiyenşan, Altay, Sayan ve Yablonoy dağları sıralanır. Bunlar arasında kalan Kuzey Asya’ya doğru açılan geçit alanları vardır. Moğolistan yönünde 1000 m.’den daha yüksek olan Kin- gan dağlarıyle Doğu Tibet’in sıradağ demeti de îç Asya’yı doğuya karşı kapatır.
îç Asya’da kontinental (kıtasal) iklim egemendir. Yazlar sıcak, fakat kısa, kışlar çok soğuk geçer. Gece ile gündüz a- rasmdaki yüksek sıcaklık farkı, kayaların mekanik yoldan dağılmasını artırır. Yağışlar çok az olduğu için, kayaların dökülen kırıntıları çoğunlukla, oluştukları yerlerde kalır. Bu yüzden dağlar, kendi kınntılarıyle örtülür. Yüksek dağlarda eriyen karlardan ve buzullardan beslenen akarsular, birikinti . konilerinde veya düzlüklerinde, derinlere sızar ya da Lob – nor gibi tuzlu bataklıklara, güçlükle erişirler. îç Asya’nın iç bölümlerinin dışarıya akışı yoktur. Fakat onu kuşatan dağların dış yanlarından doğan büyük ırmakların Amuderya ile Sirderya’dan başkaları, büyük denizlere dökülür.
Türkler ve Moğollar, İç Asya bozkırlarında oluşturdukları atlı ordularla Avrupa’ya, Ön Asya’ya, Hindistan’a ve Çin’e büyük akınlar yapmışlar ve onları izleyen boylardan çoğu, sözü edilen ülkelere yerleşmişlerdir. Zamanımızda, îç Asya’da Moğollar, Türkler, Türk-Tatar-
lar ve Çinliler yaşamaktadır. Ön Asya’ dan Müslümanlık, Hindistan’dan Bu-dizm, Çin’den Konfuçianizm ve Akdeniz çevresinden Hıristiyanlık îç AsyalIları etkilenmiştir. Hvangho boylarından gelerek Nanşan ile Kuenlun dağlarının ku-zey kenarından geçen, Kaşgar üzerinden Semerkant’a ve daha batıya uzanan es-ki îpekyolu ile Doğu Asya’nın bazı ürünleri, Akdeniz ülkelerine ve Avrupa’ya taşınıyordu. Şimdi deve kervanları yerine, Pavtu ile Urumçi arasında, düzenli motorlu taşıt dizileri işlemektedir. 1956’ dan beri, iki önemli îç Asya demiryolu işletmeye açılmıştır: Pekin – Ulan Battır, Lançu – Hami demiryolları. İkinci yolun Sovyetler Birliği’ne kadar erişmesi tasarlanmıştır. Tibet’e ve Tarım havzasının uzak kentlerine, Çin havayolları, yolcu ve eşya taşır; posta bağlantısını sağlar. Zamanımızda, îç Asya ahalisinin çok azı göçebe olarak yaşamaktadır; çoğunluk tarımla uğraşır.
İç Asya çevresinde, Asya’nın iki büyük devleti, yakın komşudurlar; Çin ve Sovyetler Birliği.
Tibet, Çungarya (Bak. Doğu Türkistan), ‘îç Moğolistan, Çin sınırları içinde. Dış Moğolistan 1924’ten beri bağımsızdır.
önemli kentler ve nüfusları:
Pekin (başkent) 7 600 000 Şanghay 11000 000
Tiyençin 4 500 000
Şenyak (Mukten) 4 500 000 Kanton 3 000 000
Vuhan 2 250 000
Çungking 2 200 000

Yorum yazın