İki Çenekli Bitkiler Nelerdir – Özellikleri

İki Çenekli Bitkiler Nelerdir – İki Çenekli Bitkilerin Özellikleri

En gelişmiş ve en özelleşmiş bitkiler olan angiospermler, tohumlu bitkilerin ikinci ve en büyük gurubunu oluştururlar. Angiosperm “kanal içindeki tohum” ya da “meyve” anlamına gelmektedir. Kapalıtohumluları açık -tohumlulardan ayıran da, bu meyve ve onu oluşturan yumurtalıktır. Bunun nedeni, dişi kozalak pullarında oluşan yumurtacıkların, kendilerini meyve içine kapayan herhangi bir dokudan yoksun olmalarıdır. Ancak yumurtalık, birincil ve ikincil üreme organlarını oluşturan öğelerden yalnızca birisidir. Buna da çiçek denir ve angiospermlerde bulunur. Angiospermler ekzotik orkideden, karahindiba çiçeğine; zarif kokulu inciçiçeğinden, acı kokulu rhododendrana kadar değişen yapı, renk ve kokularla hayranlık verici çeşitliliktedirler. Bu özellikler, en çok insanları çekmekte ve birçok kişi gerek ticarete gerekse güzelliğe yönelik amaçlarla bu bitkilerin üremesine katkıda bulunmaktadır.

Ancak angiospermler özelliklerini sergileme yollarını, insanoğlu ortaya çıkmadan çok önce geliştirmişlerdi. Bunların “müşterileri” başta kuşlar ve böcekler olmak üzere hayvanlardan oluşuyordu. Bir çiçeğin görünüşüne ya da kokusuna kapılarak çiçeğe yaklaşan bu hayvanlar, çiçeğin tozunu ya da balözünü tatlı ve besleyici bulmuşlar ve kendi gereksinmelerini karşılamanın yanısıra, çiçek tozunu rasgele çiçekten çiçeğe ya da bitkiden bitkiye taşıyarak, bitki türlerinin sürekliliğine katkıda bulunmuşlardır. Gimnospermlerin aksine çok az angiosperm türü rüzgarla tozlaşmaktadır; çimenler, ayakotları ve birkaç ağaç türü, sürekliliğin sağlanması için hiçbir etkene gereksinme duymadıklarından çok az “gösterişli” ya da hiç gösterişi olmayan çiçekler geliştirmişlerdir. Hayvanlarla yapılan tozlaşma öyle gelişmiştir ki, çoğunlukla bir bitki türü yalnızca tek bir böcek türüyle tozlaşabilmektedir. Özellikle sinekkuşları başta olmak üzere kuşlar tarafından belirli çiçekler tozlaşmakta, diğer çiçekler ise sümüklüböcek ya da yarasalarla tozlaşmaktadır.

Tozlaşma öğeleri ve bunların yardımıyla döllenen çiçeklerle ilgili söylenecek başka şeyler de vardır. Kuşların gözleri kırmızıya duyarlı olduğundan bu hayvanlar böğürtlenlere yönelecektir. Sinekkuşlarının aynı miktarda balözü salgılayan çiçeklerden kırmızı olanları mavi olanlara yeğler görünmeleri de, bu gerçekten kaynaklanmaktadır. Öte yandan tozlaşmayı sağlayan böceklerin çoğu (kelebekler dışında) kırmızıya duyarsız gözlere sahiptir. Arıların gözleri ise sarı, mavi ve morötesi renklere duyarlıdır.

Evrim düzenlemeleri, rüzgar yoluyla döllenen bitkilerin çiçeklerini şekerli bir sıvı olan balözünden yoksun kılmıştır.

Süreklilikleri, yarasalar, kuşlar, ya da böcekler (Avustralya’da balözü yiyen fare bile bulunmaktadır) gibi canlılara dayanan bitkiler, döllenme için balözü salgılamak zorundadırlar. Bu da, tozlaştırıcıların besin gereksinmelerini karşılamaktadır. Bazı bitkiler gerçekte bitki üreticileri olan yaratıkları çekmek için renkli taç yapraklarıyla donatılmışlardır. Bunun yanısıra, renklerin ışınları ve benekleri, böceklerin besin kaynaklarını daha kolaylıkla bulmalarına yardımcı olur. Bu ışın ve benekler, çoğunlukla insan gözüyle görülebilir, ancak bazıları yalnızca böcekler tarafından görülebilmektedir. Tozlaştırıcılar da beslenebilmek için uyum sağlamak zorundadırlar. Örneğin arılar ve kelebekler gibi böceklerin, çiçeklerin derinliklerini araştırabilecek uzunlukta dilleri vardır. Sinek böceklerinin ise uzun gagaları ve sivri dilleri bulunmaktadır. Bu, doğanın büyük bir bölümünde gözlenen karşılıklı dayanışmaya güzel bir örnek oluşturmaktadır. Ne bitki ne de böcek (ya da kuş, yarasa veya fare) diğeri olmaksızın yaşamını sürdüreme’mektedir. Bitkiler belirli yaratıklara besin sağlamakta, bu yaratıklar da bu besini alarak bitkileri tozlaştırmakta ve onların sürekliliğini sağlamaktadır.

Tohumlu bitkilerin iki gurubu arasındaki diğer bir fark da gövdede belirmektedir. Gövde, kapalıtohumlularda her zaman odunsu; açıktohumlu-ların birçok türünde ise otsudur. Bu guruptaki bitkilerin gövdeleri, bazı zamanlar toprakaltı gövdesi, yumru gövde veya soğanlar gibi yeraltı bölümleriyle ayırt edilmektedir. Gövdenin esas yapısı ise oldukça farklıdır. Açıktohumlularda gövde, yalnızca üst ve alt tarafları kapayan ve destek sağlayan delikli kanalları, yani trakeitleri kapsar. Kapalıtohumlularda ise, trakeitlerin yanısıra lifler de bulunmaktadır.

Botanikçiler kapalıtohumlu bitkileri iki sınıfa ayırırlar. Monokotiledon (tekçenekli) ve Dikotiledon (ikiçenekli). Kotiledonlar ya da tohum yapraklan, bir tohumdaki embriyona bağlanmış küçük yapraklardır. Bunların görevleri, tohümda depolanan besin maddelerini emmek, sindirmek ve tohum filiz verirken bunlarla embriyonu beslemektir. Kotiledonlar ayrıca, bahçe fasulyelerinde olduğu gibi, etli oldukları zamanlarda besin depoları olarak kullanılabilirler. Kotiledonlar bazı durumlarda yeni filiz veren bir gövdede ilk yapraklar olarak belirirler, bazı durumlarda ise toprak altında kalırlar.

Kotiledonlar sayıca değişirler: bir açıktohumlu bitkide genel olarak iki kotiledon bulunur, ancak 20 kotiledona sahip bazı türler de bulunmaktadır; dikotiledon sınıfından bir kapalıtohumlu bitkide 2, monokotiledon sınıfından bir kapalıtohumlu bitkide ise yalnızca 1 kotiledon bulunmaktadır.

Tüm kapalıtohumlu bitkilerin yaklaşık % 75’i ikiçeneklidir; bunlar deniz ortamları dışında dünyanın her yerinde bulunurlar. Bu tür bitkiler ağaçsıl, otsu ya da liyan yapısında olan ve büyük çoğunluğu dişi ve erkek üreme organlarının bir arada bulunduğu çiçeklere sahip hermafrodit bitkilerdir. Taç ya da çanak yaprakları gibi çiçek bölümleri, çoğunlukla iki, üç, dört, beş ya da bunların çarpımları sayısında belirirler. İkiçenekliler, çiçeklerinin yapılarına göre iki alt guruba ayrılırlar. Alt sınıf olan Archichlamydeae, apetal (taç yaprağı olmayan) ya da polipetal (çok taç yaprağı olan) çiçekli bitkileri kapsamına alır. Apetal çiçeklerde taç (korolla) ya da periant (çiçek örtüsü) bulunmadığından, taç yapraklarından yoksundur; polipetal çiçeklerde ise, ayrı ayrı taç yaprakları bulunmaktadır. Bu büyük alt sınıfı oluşturan 24 takım içersinden ilk olarak Fagales (Pelityüksüklüler) incelenecektir.

Fagales takımı iki büyük familyadan oluşmaktadır. Fagaceae ve Corylaceae. Fagaceae, yani kayıngiller 600 türdür. Bu türler arasında ağaçsıl yapılar daha yaygın olmakla birlikte, çalılar da bulunmaktadır. Güneyde bulunan bazı yeşil türler dışında, yapraklar genellikle dökülür. Meyve, çoğunlukla etli ya da odunsu yapraklardan oluşan bir “kubbe” içinde örtülü, ya da kapalı olduğunda ve pullarla ya da dikenlerle çevrildiğinde, bu bitkiler kubbe biçimli olarak da adlandırılırlar.

Çiçekler, ya söğüt ağaçlarında olduğu gibi salkım biçiminde ya da tepelerde kümeleşmiştir. Mavi-gri renkte pürüzsüz bir kabuğa ve dikenli dış kabuklara sahip yemişleri olan Amerikan kayınının (Fagus grandifolia), 30 m.’nin üzerinde bir yüksekliği ve 1 m. genişliği vardır. Avrupa kayını (Fagus Sylvatica) ise daha küçüktür ve daha koyu bir kabuğa sahiptir.

Testere dişli mızraksı yapıdaki yapraklara, dikenli bir dış kabuk içindeki yemişlere ve oldukça pürüzsüz koyu kahverengi bir kabuğa sahip ağaçlar olan kestaneler (Castanea), Güney Avrupa’ya, ABD’nin doğusuna, Kuzey Afrika’ya ve Doğu Asya’ya özgü yaklaşık 10 türü kapsamına alır. İspanya kestanesi (Castanea sativa), yemişleri için yetiştirildiği Akdeniz ülkeleri arasında oldukça yaygındır. Bir zamanlar oldukça değerli bir sert ağaç olan Amerikan kestanesi (Castanea dentata), bu yüzyılın başlarında Uzakdoğu’da ortaya çıkan bir mantarın neden olduğu mürekkep hastalığından, hemen hemen tükenmiştir.

Meşe ağaçlan (Quercus), 400’ü aşan türleriyle kayıngillerin (Fagaceae) kuşkusuz en önemlileridir. Bu cinsin bitkileri çoğunlukla ağaçsıldır ve bazıları yapraklarını döker. Birkaçı dışında, bu bitkiler yalnızca kuzey yarımkürede bulunurlar. Kuzey Avrupa’da yaygın olan iki meşe türü vardır: Quercus robur ve Quercus petraea. Bu iki tür, sağlam ve dayanıklı keresteleriyle tanınmıştır. Quercus robur ya da İngiliz meşesi fazla uzun olmamasına karşın, çok geniş bir ağaçtır. En uzun Avrupa meşeleri, tümü sesil ve esnek keresteli olan Quercus petraeatüründendix .Yaprak dökmeyen pırnal (Quercus Hex) ve sez ü(Q. suber) Güney Avrupa’ya özgü meşe ağaçlarıdır. Sezü, canlı gövdesine zarar verilmeksizin dikkatlice soyulan kalın kabuğuyla dünya mantar gereksinmesinin büyük bir bölümünü karşılamaktadır. Her ağaç yaklaşık 7 yılda bir yeni ürün vermektedir. Kuzey Amerika’da yetişen yaklaşık 60 tür, iki guruba ayrılmaktadır. “Akmeşe” gurubundakilerin çoğunda yuvarlak bölümlere ya da uçları keskin olmayan kenar dişlerine sahip yapraklar bulunmaktadır. Bunların palamutları bir yılda olgunlaşmaktadır ve oldukça iyi tatlan vardır. “Kırmızımeşe” gurubundakilerin çoğunda ise, keskin uçlu loblara, dişlere ya da düz kenarlara sahip yapraklar bulunmaktadır; bunların acı tada sahip palamutlarının olgunlaşması ise 2 yılı bulmaktadır. Corylaceae, yani fındıkgiller 2 alt guruba ayrılırlar. Bunlardan Coryleae fındık ağacını (Çorylus) ve şerbetçiotu gürgenini ya da demirağacını (Ostrya) kapsamına alır; Betuleae gurubunda ise huşağacı (Betula) ve akçaağaç (Alnus) bulunmaktadır. Bunlar arasında huşağacı en bilinenidir; mantarsı çizgilerle belirlenmiş kabuğu, bazı türlerinde kağıt gibi soyulur.

Cevizler takımının tümü Juglandaceae ya da cevizgillere ait olan yaklaşık 60 türü kapsamaktadır. Cevizler ve Amerikan cevizleri (Juglans), hikoriler ve Pakanya cevizleri (Carya) bu gurubun üyeleridir. Cevizler, özellikle mobilya yapımında kullanılan odunları nedeniyle oldukça değerli ağaçlardır. En iyi bilinen tür olan İngiliz cevizi (Juglans regia), Güneydoğu Avrupa, Hindistan ve Çin’e özgü bir ağaçtır. Bunun yanısıra, ABD’de de süs ağacı olarak ve ticari yemiş üretimi için yaygın bir biçimde yetiştirilmektedir. Söğütler takımı, yalnızca iki cinsi ve kuzey yarımkürenin ılık bölgelerinde yetişen yaklaşık 325 türü olan salicaceae ya da söğütgilleri kapsamaktadır. Bunlar arasında en iyi bilinen tür salkımsöğüttür (Salix babylonica). Bu, Çin’e özgü bir türdür ancak “hüzünlü” bir biçimde sarkan dallarının verdiği ilginç görünüm nedeniyle Avrupa ve Amerika’da yaygın bir biçimde süs ağacı olarak yetiştirilmektedir.

Diğer cins olan Popolus, kavakları ve toz ağaçlarını kapsamına alır. Hızlı gelişen türler olan tozağaçları, gölge ağaçları ya da rüzgar çitleri olarak ve kağıt yapımında kullanılan selüloz için yetiştirilmektedir.

Urticales (ısırganlar) takımının 4 familyası içinde en çok çeşide sahip olanı, özellikle ılıman bölgelerde olmak üzere tüm dünyaya yayılan’ve 150’den çok ağaç ve ağaççık türü içeren karaağaçgiller (Ulmaceae) familyasıdır. Ancak son yıllarda karaağaçların sayısı, bir tür ağaç kurdunun yaydığı bir mantar hastalığı nedeniyle gitgide azalmaktadır. Çitlembik ağaçları da karaağaçgillerin üyelerindendir. Cannabinaceae ya da kendirgiller gurubunda iki cins vardır: Cannabis ya da kendirin haşişini oluşturan yaprak ve çiçekleri ve iplik yapımında kullanılan dayanıklı iç kabuk lifleri vardır; Humulus ya da şerbetçiotu ise, bira yapımında kullanılan bis bitkidir. Urticaceae ya da ısırgangiller, en çok batıcı türleri Urtica urens ile tanınırlar.

Tropikal bitkilerin 3 takımının ilginç örnekleri vardır. Örneğin, karabibergiller familyası (karabiberler takımından), botanikçiler tarafından Piper nigram olarak bilinir. Bunun kurutulmuş taneleri ve tohumları öğütülerek yemek masasındaki karabibere dönüştürülmektedir. Kuzey Amerika ve Güneydoğu

Avrupa’da Santalales takımından olan bazı asalak ve yarı-asalak ot ve çalılara rastlanmaktadır. Santalaceae ya da sandalgillerin üyesi olan bu bitkiler, klorofile sahip oldukları halde komşu ağaç ve ağaççıkların köklerinden bitki özü emerler. Bu tür asalaklardan biri de, güzel kokulu sarımsı odunu, süs oymacılığında ve tahta işçiliğinde kullanılan Doğu Hindistan sandal ağacıdır (Santalum albüm). Ökseotu (Loranthaceae ya da ökseotu gülerden Viscum albüm), konak bitkiden yalnızca su çeken yarı-asalak bir bitkidir. Gerçek ökseotu Avrupa yz. özgü bir bitkidir; yalancı ökseotu olarak bilinen Phorandendron flavescens ise Amerika’ya özgüdür.

Cactacea ya da kaktüsgiller, Opuntiales takımındaki tek familyadır. Bu familyanın kapsamındaki 1000’den fazla türün çoğu, Kuzey Amerika’nın özellikle güneybatı eyaletlerindeki kurak bölgelerde ve Meksika’da yetişmektedir. Aşırı kuru alanlardaki yaşama uyum sağlamak için kaktüslerin, topraktaki yararlı suyu emen geniş, sığ kök sistemleri ve şişerek suyu yaklaşık bir yıl boyunca depolayabilen etli gövdeleri gelişmiştir. Bu bitkide fotosentez, yeşil gövdelerde yürütülmektedir, çünkü terleme yoluyla su kaybına neden olan yapraklar, bitkiyi hayvanlara karşı koruyan dikenciklere dönüşmüştür. Ancak yine de birçok çöl hayvanı, besinini ve nemini küçük kaktüslerin gövde ve meyvelerinden alır. Ağaçkakanlar, Cereus giganteus’un (tırmanan ve yayılan kaktüs türü) 15 m.’yi aşan gövdelerinde, baykuşların ve diğer kuşların yuva olarak kullandıkları oyukları açabilmektedirler. Büyük, (bir anlamda bitkiden büyük) rengarenk kaktüs çiçekleri, baharda çöl manzarasına renk katarken, bitkiözü için bunlara konan yarasa, kuş ve böcekler bitkiden bitkiye çiçektozu taşımaktadırlar. Centrospermae (ıspanaklar) takımı, çoğu ot cinsinden olan ve bazıları yemek için kullanılan bitkilerdir. Örneğin, ıspanakgillerin (Chenopodiaceae) 500 kadar olan türleri içinde, ıspanak (spinacia oleracea) ile Beta vulgaris’in çeşitleri olan bahçe ve şeker pancarları da bulunmaktadır. Aizoceae familyası (makasotugiller) 112. sayfada gösterilen iki ilginç türü kapsamına alır. Caryophyllaceae ya da karanfilgiller, içinde birçok yabani çiçeklerin ve bildiğimiz hoş kokulu güzel karanfil çiçeğinin (Dianthus caryophyllus) de bulunduğu 80 cins ve 2000 türü kapsamaktadır. Avrasya’ya özgü olan karanfil çiçeği, geniş ölçüde melezleştirilmiş ve tüm dünyaya yayılmıştır.

Böcek kapan Sarracenia purpurea ve güneş gülü (Drosera), Sarraceniales takımının iki küçük familyasının üyeleridir. Çay fidanları ve menekşelerin Parietales takımıyla belirgin ilişkileri vardır. Bu takımın kapsamına giren

Theaceae familyası (çaygiller) Camellia ve Thea cinslerindeki gösterişli yapraklara sahip ağaç ve ağaççıklardan oluşmaktadır (Asya’lı Thea sinensis’den gelen ve içecek olarak kullanılan bildiğimiz çayın yaprakları). Violaceae familyası (menekşegiller), yabani hercaimenekşeyle diğer yabani-menekşe türlerinin melezleştirilmesiyle elde edilen hercaimenekşeyi (Viola tricolor) de kapsamına alan 100’den fazla menekşe türünü kapsamaktadır. Geraniales (sardunyalar) takımındaki Linanceae ya da ketengillerden sağlanan değerli lifler, 4000 yıldan fazla bir zamandır kumaş yapımında kullanılmaktadır. Ayrıca bunların tohumlarından da yağ elde edilmektedir. Sardunyagiller yabani ve yetiştirilebilir nitelikte olan birçok sardunya (Geranium) türünü içermektedir. Rutaceal ya da sedefotugiller, en çok Güney Afrika ve Avustralya’da bulunan 1000’i aşkın türdeki ağaç, çalı ya da otsu bitkilerden oluşmaktadır. Bu türler arasında ABD’nin ve Avrupa’nın sıcak bölgelerinde yetiştirilen portakal, limon, greyfrut, mandalina ve ıhlamur ağacı (citius) çeşitleri de bulunmaktadır. Bu meyveler besin olarak kullanılmalarının yanısıra, yağlı bir esans maddesi olarak da parfüm yapımında kullanılır. Meliaceae ya da mahungillerin, tropikal ya da yarı tropikal bölgelerdeki ağaçlardan elde edilen çok değerli keresteleri vardır. Euphorbicaceae (sütleğengiller) familyasının üyeleri çok çeşitlidir. Avrupa sütleğenleri (Euphorbia) alçak otsu bitkilerdir, ancak bunların birçoğu çöl türü kaktüslere benzemektedir. Bu cins aynı zamanda, Güney Amerika’ya özgü olan E. pulcherrima türünü de içermektedir. Sütleğengillerin kapsamına giren diğer bir tür de, Kuzey Amerika’nın sıcak bölgelerinde bulunan, ancak Afrika’ya özgü olan keneotu bitkisi gerçekte ilaç yapımında kullanılan yağı için yetiştirilmektedir [Ricinus communis (Tohumu zehirlidir)]. Bu familyanın diğer önemli üyeleri Brezilya kauçuk ağacı (Hevea brasiliensis) ve tapyoka bitkisidir (Manihot esculenta).

Ranales takımı (düğünçiçekleri) birçok bilinen yabaniçiçek ve ağaçlardan oluşan 9 familyayı kapsamaktadır. Suzambakları Nymphaeaceae (nilüfergil-ler) familyasını oluştururlar. Düğünçiçeği (Ranunculus), ciğerotu (Hepatica) aneman çiçeği (Anemone), filbahar (Clematis) ve hezaren çiçeği (Delphinium) ise Ranunculaceae familyasını, yani düğünçiçeğigilleri oluşturur. Manolyagillerde (Magnoliaceae) Kuzey Amerika ve Asya’nın sıcak bölgelerine özgü olan, ancak Avrupa ve Afrika’da da yetişen ve hayranlık uyandıran manolya ağaçları bulunmaktadır. Yaprak dökmeyen güney manolyasının (Magnolia grandiflora) yaklaşık 30 m.’yi Ijulan bir boyu vardır. Bazı türler yapraklarını dökerler; yapraklarını her sonbaharda güneyde döken bir tür, kuzeyde yeni yapraklar oluşana kadar yapraklarını dökmezler. Aynı familyadaki görkemli lalekavağı ya da laleağacı (Liriodendron tulipifera) diğerlerine benzemeyen iki loblu yapraklara ve laleye benzer çiçeklere sahiptir. Bu ağaç, yetiştiği yer olan Kuzey Amerika’da, 45 m. yüksekliğe ve yaklaşık 2 m. genişliğe ulaşabilmektedir. Annonaceae ya da hintayvası familyası, 3 ile 10 m. arasında değişen bir yüksekliğe, 30 cm.’yi bulan yapraklara ve 10 cm.’lik bir genişliğe sahip olan Asimina triloba’yı kapsamaktadır. Bu ağacın mor renkte taç yapraklı çiçekleri ve olgunlaştığı zaman yenebilen uzun, biçimsiz bir meyvesi vardır.

Otsu Rhoeadales takımının en iyi bilinen familyası Papaveraceae ya da gelincikgillerdir. Çoğunlukla beyaz ya da mor taç yapraklı olan bildiğimiz haşhaş (Papaver somniferum), parlak kırmızı gelincik çiçeği (P.rhoeases) ve sarı kırlangıç otu – gelinciği (Stylophorum diphyllum), yabani olarak Avrupa’da yetişir. Bunlar Avrupa tarafından Amerika’ya tanıtılmış ve günümüzde Amerika’da da yetişmeye başlamıştır. Buna karşılık, Avrupa’ya da portakal sarısı Kaliforniya gelinciği (Eschscholtzia californica) tanıtılmıştır.

Kızkalbi (Dicentra eximia) ve Hollandat gelincikleri (D. cucullaria) şahteregiller (Fumarioideae) altfamilyasına girerler. Gebreotugiller (cappari-daceae) alçak kebereyi (capparis spinosa) de içeren odunsu bitkilerdir. Avrupa’da yabani olarak yetişen kebere bitkisinin çiçek tomurcuklan toplanmış ya da tuzlanmış olarak soslarda kullanılır Criciferae ya da hardalgiller familyasında turp (Raphanus sativus), beyaz lahana, hardal sebzeleri (Brassica cinsi) ve suteresi (Nasturtium officinale) gibi, birçok yiyecek bitkileri bulunmaktadır.

Görünüm açısından en çok farklılık gösteren türler Rosales takımındadır. Ancak yine de bu takımın kapsamına giren çeşitli türler, tek bir takımda toplanmalarını sağlayan yeterli ortak öğelere sahiptir. Crassulaceae ya da damkoruğugiller familyasının sulu otları, sap ve kalın yapraklarındaki süngerimsi dokuların, bu bitkilerin kuru topraklarda, kayalarda ya da duvarlarda yaşayabilmelerini sağlayacak bollukta su depolamaları nedeniyle, bazen kaktüslerle karıştırılmaktadır. Otların ve çalıların oluşturduğu büyük bir familya olan taşkıranlar (saxifragaceae), adını erken açan ve yabani Mr çiçek olan saxifrage ya da “taş-kıran”dan almıştır (bu ad, böbrek taşlarını yokettikleri varsayılan ve tanecikli soğancıkları kapsayan Avrupa türlerine verilmişti). Bu familyanın bir üyesi de bildiğimiz ortanca bitkisidir. Sulu üzümlerinden nefis reçeller ve marmelatlar yapılan frenküzümü (Ribes) de bu familyadandır. Hamamelidaceae familyası Amerika’ya özgü bir çalı olan Hamamelis’i ve süs bitkisi olarak ve mobilya yapımında kullanılan akan anber ağacını (Liguidambar styraciflua) kapsamaktadır. Çınargiller (Platanaceae), Amerikan çınarı (Platunus occidentalis), daha küçük olan Doğu çınarı ve Londra çınarından oluşmaktadır. Bunların tümü, kabuklarının soyulması sonucunda oluşan kabarık gövdeleriyle ayırt edilirler.

Ağaçlar, odunsu çalılar ve otlardan oluşan gülgiller (Rosaceae) familyasının bitkileri, süs bitkisi ve besin maddesi olarak yaygın bir biçimde yetiştirilmektedir. Bunların meyveleri erik, elma, aken, çilek ya da kapsül biçiminde olabilmektedir (bkz. s.98). Prunus (erik) cinsindeki birçok ağaç, meyveleri için yetiştirilmektedir. Tohumu yenebilir olduğu halde, yumurta biçimindeki etli meyvesi yenilmeyen badem (Prunus amygdalus), birçok şeftali, kayısı, erik ve kiraz türü bu meyveler arasındadır. Armut, ayva ve belki de bunlar arasındaki en yaygın meyve olan elma Pyrus cinsindendir. Gül gülerdeki bitkilerin diğer meyveleri ise ahududu, böğürtlen (Rubus) ve çilektir (Frageria). Rosa cinsi, tümü süs bitkisi olan 100’e yakın gül türünü kapsamaktadır; çeşitleri ise, sürekli olarak melezler oluşturduğundan, binlerle sayılabilir.

Yine Rosales takımından olan baklagiller (Lega’minosae), halk arasında badıç olarak da bilinen baklamsı meyve’yi taşıyan ağaç, çalı ve otlardan oluşmaktadır. Bu familyanın kapsamındaki çiçekler, yapılarına göre 3 alt familyaya ayrılırlar. Bunlardan mimozagiller (Mimosoideae) esas olarak, sanki tek bir çiçek görünümünü veren ve kalın çiçek durumlarını oluşturan, küçük çiçeklere sahip ağaçsıl ve dikenli türleri kapsamaktadır. Parlak sarı çiçekli bir tür akasya (Acaciafarnesiana), çoğunlukla yanlış olarak beyaz ya da pembe çiçekli mimoza (Mimosa pudica) olarak tanımlanmaktadır. Erguvangiller (Caesalpinioideae) alt familyasında bulunan ve 10-25 cm. arasında değişen boyutlardaki erguvan-kahverengi ve baklamsı meyve zarflarına sahip olan Kentucky kahve ağacı (Gymnocladus dioica), ABD’nin doğusunda yetişmektedir. Baklagiller (Papilionoideae) alt familyası birçok yararlı bitkiyi içermektedir. Boyacıotu (Gerıista tinctoria) boyacılıkta kullanılmaktadır. Yoncalar (Trifolium), acıbaklalar (Lupinus) ve kabayonca (Medicago sativa) yem olarak yetiştirilmektedir. Ayrıca bunlar, toprağa ekildiklerinde, bakteriler tarafından köklerinde toplanan azot nedeniyle “yeşil gübre” işlevini de görürler. Bildiğimiz yerfıstığı (Arachis hypogaeaj, oezeıye (Pisum sativum), mercimek (Lens culinaris), fasulye (Phaseolus vulgaris) ve lima fasulyesi (Phaseolus limensis) yararlı besinlerdir. Süsleyici ve bazen ağaç-boğan sarıcı salkım ve meyankökü bitkisi (Glycyrrhiza lepidota) bu alt familyanın üyeleridir.

Myrtles takımındaki çiçekler arasında, bilinen türden olanlar azdır. Bunlardan biri Onagraceae familyasından sarı eşekotudur (Oenothera). Bu bitkinin parlak sarı renkteki türleri, ABD’nin birçok yöresinde yabani bir biçimde gelişmektedir. Myrtaceae familyasının en önemli üyesi 500 türe sahip olan okaliptüsdür. Avustralya’ya özgü olan bu bitki, dünyanın diğer sıcak yörelerinde de yetiştirilmektedir. Bazen 90 m.’yi aşan yüksekliğiyle sekoyalarla boy ölçüşen sıtmaağacı (Eucalyptus globus) da dahil olmak üzere birçok tür, özellikle Kaliforniya’da yetiştirilmektedir. Çeşitli türlerin kabuklarından kereste ve mazıtuzu sağlanmakta, yapraklarından ise tıp alanında yararlanılmaktadır.

Malvales (ebegümeciler) takımı birçok ilginç ve değerli türe sahiptir. Tiliaceae ya da ıhlamurağacıgiller daha çok ağaç, ot ve çalılardan oluşan ve tropiklerde ya da Ekvatorun güneyinde bulunan 40’ı aşkın cinsi kapsamaktadırlar.

Bununla beraber süs ağacı ve gölge ağacı olarak kullanılan odunuyla değerli olan Amerikan ıhlamur ağacı (Tilia americana), ABD’nin kuzeydoğu yörelerinde yetişmektedir. Malvaceae ya da ebegümecigillerin birçok türünden, ilaç yapımında kullanılan bazı maddeler sağlanmaktadır. Gossypium herbaceum’un beyaz yünlü tohumları, dünya pamuk gereksinmesinin büyük bir bölümünü karşılamaktadır. Althaearosea(Gülhatmi) cinsinin daha çok Hibiscus olarak bilinen ot ve çalıları, büyük ve gösterişli çiçeklerden oluşan bir çeşitlilik sunmaktadır; Afrika’ya özgü olan Hibiscus esculentus daha çok bamya olarak bilinmektedir. Sterculiaceae familyasına (alevağacı-giller) ait olan çikolata ağacı (Theobroma cacao) ise, Güney ve Orta Amerika’ya özgü bir ağaçtır. Son, ancak aynı derecede önemli olan bir ağaç da, Afrika’da yetişen büyük baobap ağacıdır (Adansonia digitata). Bombacaceae familyasından olan bu ağaç, tabanda yaklaşık 30 m.’lik bir çevreye sahiptir.

Zehirli sarmaşık (Rhus radicans) ve zehirli meşe (Rhus toxicodendron) bitkileri, Amerika’nın tropikal bölgelerinde, zamkı ve yemişleri için yetiştirilen mahuncevizi (Anacardium occidentale) ve sumaklarla (Rlkıs) birlikte Sapindales takımının, Anacardiaceae (sakızağacıgiller) familyasını oluşturmaktadırlar. Aynı takımın Aquifoliaceae familyasında çeşitli çobanpüskülü (Ilex) türleri; Aceraceae (akçaağaçgiller) familyasında akçaağaçlar (Acer) ve Hippocastanaceae ya da atkestanesigiller familyasında ise atkestanesi ağaçları (Aesculus) bulunmaktadır.

Rhamnales takımı, bazıları tırmanıcı olan odunsu bitkilerin oluşturduğu iki önemli familyaya ayrılmaktadır. Rhamnaceae familyasının ağaç ve ağaççıklardan oluşan 500 kadar tür, esas olarak ılık ve tropikal bölgelerde bulunmaktadır. Odunu, sepet ve diğer eşyaların yapımı için uygun olan Rhamnus frangula tüm Avrupa’da yetişmektedir. Bu bitki çirkin bir görünüme neden olacak bir biçimde hızla yayıldığı için, ABD’ne özgü bir nitelik kazandırmıştır. Yaklaşık 10 cinsi ve 500 türü içeren Vitaceae ya da asmagiller, diğer familyadan daha önemlidir. Üzüm, Vitis (asma) cinsinden bir meyvedir. Şaraplar en çok Avrupa’nın Vitis vinifera ve Amerika’nın Vitis labruscana türlerinden yapılmaktadır. Bu iki türün kapsamına giren 600’den fazla cinsten yalnızca birkaçı, kaliteli şarap yapımında verimli olabilmektedir. Yaklaşık 100 yıl önce, o zamanlar en çok Avrupa’da yetişmekte olan Vitis vinifera sativa alt türü, kendini yokolma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan Phylloxera vastatrix yaprak bitinden zarar görmüştü. Ancak daha sonra Amerika’ya özgü asma köklerinin phylloxera’ya karşı bağışıklığa sahip olduğu bulunmuş ve Amerikan asma stokları satılarak, bunlarla eski Avrupa asmalarını birleştirme yoluna gidilmişti.

Umbelliflorae takımının şemsiyeye benzer kümeler biçimindeki çiçek düzeni, dile tat, gözlere zevk veren bitkileri belirleyen bir özelliktir. Araliaceae familyası, kökünden tıp alanında yararlanıldığı için Asya’da değerli olan sinsengi (Panax quinquefolium) ve süs bitkisi olarak kullanılan İngiliz sarmaşığını (Hedera helix) kapsadığı halde, etkileyici değildir. Ancak Umbeİliferae familyası, esas olarak kuzeyyarımkürede bulunan yaklaşık 2500 otsu türüyle şu yiyecek ve bitkileri kapsamaktadır; frenkmaydanozu (Anthriscus), kişkiş otu (Coriondum sativum), sap kerevizi (Apium graveolens), maydanoz (Petroselinum crispum), karaman kimyonu (Carum carui), rezene (Foeniculum vulgare), dereotu (Anethum graveolens), yabanhavucu (Pastinaca sativa) ve havuç (Daucus carota). Asya anasonunun (Pimpinella anisum) tohumu, bisküvi, tatlı ve likörlere tat vermek için kullanılmaktadır. Daha çok zehirli baldıran olarak bilinen Conium maculatum, oldukça tehlikeli bir bitkidir. Bu zehirli bitki Sokrates’ı öldürmek için kullanılmıştır. Son olarak Cornaceae ya da kızılcıkağacıgillerin, iri yapılı sürgünler, çalı ve ağaçlardan oluşan 100’den fazla türü bulunmaktadır. Cinslerinin çiçekleri arasında belirgin farklılıklar gözlenen bu türler arasındaki tek görünür bağ, kavisli damarlara sahip oval biçimli yapraklarıdır. Daha çok ılıman bölgelerde yetişen bu türler, Avrupa kızılcığını (Cornus mas), Amerika’nın çiçekli kızılcık ağacını (Cornus florida) ve Cornus stolonifera’yı kapsamaktadır.

Geriye kalan 5 takım oldukça küçüktür. Bunlar, yabani zencefilin (Asarum) ve çiçeği kahverengimsi bir düdüğü andıran loğusaotunun (Aristolochia durior) bulunduğu Aristochiales; tek familyası birçok türleri kapsayan Polygonaceae olan Polygonales; mantardan daha hafif odunluLeitneriafloridana’mn takımı olan Leitneriales; Podostemonales ve Myricales’dir.

Buraya kadar incelenen ikiçenekli kapalıtohumluların tümü, Archichlamy-deae altsınıfının üyeleridir. Bu bitkilerin, taçyapraklarından yoksun ya da ayrı ayrı taçyapraklarına sahip çiçekleri vardır. Diğer altsınıf Metachlamydeae’de ise, az çok birleşmiş taçyapraklarına sahip gamopetalous çiçekli bitkiler bulunmaktadır. Bu çiçeklerin özellikleri, korollanın tabanında boru biçimli bir blade (ince uzun yaprak) içinde yükselen ve daha sonra dairesel bir biçimde ya da düzensiz olarak açılan tek bir taçyaprağına sahip olmalarıdır; Metachlamydeae alt sınıfının 12 takımı vardır.

Ericales (fundalar) takımı, özellikleri Archichlamydeae’nin polipetal bitkilerine benzeyen bitkileri kapsamaktadır. Pyrolaceae familyasında Avrasya’dan çıkan ve daha sonra batı ve doğu cinsleri gelişen otsu Chimaphila umbellata ve diğer bitkilerin kökleriyle ya da çürümüş bitkileriyle beslenen bir saprofit olan mumbeyazı renkli küçük Monotropa uniflora (Monotrop) bulunmaktadır.

Ericaeae familyası, tümü Rhododendron cinsinden olan birçok rhododendron ve açelya türünü kapsamaktadır. Ormanlık alanlarda bulunan bu bitkiler,süs olarak kullanılan gösterişli çiçekleri ve yeşil özlü yaprakları için, yaygın olarak yetiştirilmektedir. Vaccinium cinsindeki yabanmersini, çeşitli süpürge çalıları (Erica cinsi) ve süpürge çalısı (Calluna vulgaris) aynı familyanın kapsamındadır. Kocayemiş (Arbutus unedo), Avrupa’nın batı ucunda yabani bitki olarak büyümesine karşın, diğer bölgelerde yetiştirilir.

Primulales (çuhaçiçekleri) takımı yalnızca, otsu Primulaceae (çuhaçiçeğigil-ler) familyasını içermektedir. Bu familyanın en iyi bilinen cinsi, çuhaçiçeğidir (Primula). Bildiğimiz çuhaçiçeği olan Primula vulgaris Şubat ile Mayıs ayları arasında çiçek açar; Primula veriş ise, Nisan-Mayıs aylarında çiçek verir. Çoğu kırmızı ya da mor korollalı olan diğer birçok tür, bahçelerde yetiştirilmektedir.

Plumbaginaceae (dişotugiller) de Plumbaginales (dişotları) takımının tek familyasıdır. İnce lavanta yaprakları olan kırmızı behmen (Limonium cinsinden) kırmızı kuduzotu (Limonium carolinianum ve Limonium nashii) pembe çiçekli kuduzotu (Armeria maritima) ve süs bitkisi olarak da yetiştirilen Avrupa’ya özgü mavi çiçekli Plumbago europa bu familyanın türleri arasındadır.

Tropikal ya da yarı tropikal bölgelerdeki oldukça büyük odunsu bitkiler, Ebenales takımının kapsamına girmektedir. Kırmızımsı-mor meyvesi, olgunlaştığında oldukça tatlı olan hurma ağacı (Diospyros virginiana) ve meyvesi daha küçük ve siyah olan Teksas hurması (Diospyros texana), Ebenaceae (Abanozgiller) familyasının 300 türü arasında yer alır. Güneydoğu Asya’ya özgü olan abanoz ağacının (Diospgros ebenum) ise, piyano tuşları ve mobilya yapımında kullanılan siyah, sert bir odunu vardır. Sapotaceae familyasına giren Amerikan ısıtma ağacı (Achras zapota), çiklet yapımında kullanılan lateks sakızını oluşturmaktadır.

Oleales (zeytinler) takımında tek bir familya vardır. Oleaceae familyasının (zeytingiller) 20 cinse ve yaklaşık 350 türe sahip ağaç ve ağaççıkları başta kuzey yarımküre olmak üzere sıcak ve ılıman iklimlerde yaygındır. Ekonomik açıdan en önemli olanlar ve iyi bilinenler zeytin ağaçlarıdır (Olea europa). Bu bitkiler Akdeniz’e özgü olmakla birlikte, günümüzde yaygın bir biçimde yetiştirilmektedir. Zeytinlerin boyları, 1 m. ile 9 m. arasında değişmektedir. Beyaz çiçeklere ve mavi meyveye sahip yabani bir zeytin (Ösmanthus americanus). 1 m.’den 23 m.’ye kadar değişen yüksekliklere ulaşabilmektedir.

Dişbudak ağaçları da (Fraxinus) zeytingillerdendir. Yüksekliği 45 m.’ye kadar ulaşan Fraxinus excelsior, Avrupa’nın geniş yapraklı ağaçları içinde en uzunudur. Beyaz dişbudak (Fraxinos ornus) 24 m.’ye kadar büyümektedir. İtalya’da yetişen muzahar dişbudağı (Fraxinus ornus) mannit adı verilen müshil etkisinde bir maddeye sahiptir. Avrupa leylak ağacı(Syringa vulgaris), Asya’nın Syringa persica ve Forsythia türleri, familyanın diğer üyeleridir. Avrupa ve Asya’da çoğunlukla süs bitkisi olarak yetiştirilen kına ağacı (Li-gustrum vulgare) ve diğer türler, günümüzde ABD’nin güney ve doğusundaki ormanlık ve bataklık alanlarda yabani olarak yetişmektedir.

Gentianales (centiyanlar) takımı, ağaççık ve çalılardan oluşan 4 familya kapsamaktadır. Loganiacea familyasındaki güzel kokulu sarı yasemin (Gel-semium sempervirens) sürünücü ya da sarıcı odunsu bir fidan üzerinde gelişmektedir. Gentlanaceae (centiyangiller) familyasının en önemli üyesi, mavi ya da mor renkteki vazo biçimli çiçekleri, birçok türde değişime uğramış olan centiyandır (Genîiana). Bu bitki çeşitli yerlerde, yaz sonlarında ya da sonbaharda ortaya çıkmaktadır. Avrupa centiyanları arasında en güzel olanı Alp Dağlarında yetişen Genîiana aculis’dir. Bu türün gözle farkedilemeyen yaprakları, büyük, derin ve parlak mavi renkte bir çiçeği bulunmaktadır.

Alplerin yamaçlarında yetişen sarı çiçekli Genîiana lutea ise, Enzianwasser olarak bilinen bir liköre tat vermek için kullanılmaktadır (Enzianwasser adı bu cinsin Almanca adından gelmektedir). Püsküllü centiyanda (Genîiana crinita), sarı-yeşil renkteki dört kenarlı bir kaliks tarafından tutulan, mavi-mor karışımı renkte bir korolla bulunur. Şişe biçimli açılışotunun (Genîiana andrewsii), 5’e 2 kümeler biçiminde dizilmiş, büyük mor-mavi çiçekleri bulunmaktadır. Bu bitkinin korollaları öylesine sıkıca kapanmıştır ki, kendi kendine döllenme bu bitkide yaşamın bir gereği gibi görünmektedir. Ancak yine de eşek arıları, kapalı korollalardan kendilerine bir yol bularak, bitkinin çapraz döllenmeden yararlanmasını da sağlarlar. Apocynaceae (zakkumgiller), çoğu sütlü, acı ve çoğunlukla zehirli özsulara sahip tropikal bitkilerden oluşur. Mavi-mor çiçeklere sahip sürgün gövdeleri olan ve yollarla ormanlar boyunca uzanan bildiğimiz mersin bitkisi (Vinca minör), bu familyanın bilinen bir üyesidir. Asclepiadaceae familyası adını, sütotu (Asclepia) bitkisinden almaktadır. Bu bitki, yumurtalarını sütotunun üzerine bırakan kral kelebekleri için özel bir değer taşır. Larvalar yapraklarla beslenirler ve bitkinin acı özsuyundan kaynaklanan ekşi bir tat alırlar. Larvanın kelebeğe dönüşümü boyunca kalıcı olan bu tat, yaşamının herhangi bir evresinde böceği yemek isteyen bir yırtıcıyı düş kırıklığına uğratacak niteliktedir.

Birçok türü bulunan Tubiflorae takımı, bazı yemeklik bitkileri içerdiğinden, ekonomik açıdan büyük bir değer taşımaktadır. Üyelerinin çoğu sarıcı sap ya da gövdelere sahip olan Convoİvulaceae (çitsarmaşığıgiller), tropikal Amerika’ya özgü, bildiğimiz gündüzsefası çiçeğini (îpomoea purpurae) ve yabani gündüzsefasını (Convolvulus sepium) kapsamaktadır. Polemoniaceae familyası Phlox cinsindeki birçok türden oluşmaktadır. Unutmabeni (Myosotis scorpioides) ve bu bitkinin bahçe türü (Myosotis sylvatica) Boraginaceae familyasına girer. Baharlı bitkiler büyük ve karmaşık Labiatae familyasında yeralırlar. Familyanın adı, çiçeğin korollasınm biri içte diğeri altta olmak üzere 2 dudaktan oluşmasından kaynaklanmaktadır. Bu dudaklar, bazı durumda ayrı, bazı durumda ise birleşmiş bir görünüm alırlar. Bu bitkiler, bahçe süsleri olarak ve tıbbi amaçlar için yetiştirilmelerinin yanısıra, güzel kokuları için de yetiştirilmektedirler. Nane (Mentha piperita), bahçe nanesi (Mentha spicata), adaçayı (Salvia officinalis), geyikotu (Satureja hortensis), fesleğen (Satureja vulgaris), farekulağı ya da yabani mercanköşkü (Origanum vulgare), kekik (Thymus serpyllum), kedinanesi (Nepeta cataria) ve biberiye (Rosmarinus officinalis) bu bitkiler arasındadır. Lavandula (lavanta çiçeği) cinsi parfüm esanslarının yapımında kullanılan kokulu türleri içerir. Solanaceae familyasında ise, şu değerli bitkiler bulunmaktadır. Güney Amerika’da yetiştirilen patates (Solanum tuberosum); kavun biçimli patlıcan (Solarium melongia); domates (Lycopersicum esculentium); ve kökeni tropikal Amerika olan tütün bitkisi (Nicotiana tabacum). Scrophulariaceae familyası nevruzotu (Lirıaria vulgaris), aslanağzı (Antirrhinum orontium dan daha büyük olan Antirrhinum majus) ve eflatun yüksükotu (Digitalis purpurea cinsi adını, kuru yapraklarında bulunan kuvvetli kalp uyarıcısından almaktadır) bitkilerini kapsamaktadır.

Plantaginales takımının üyeleri, yalnızca boş alanlarda ve bakımsız bahçelerde yetişen Plantaginaceae familyasını kapsamaktadır. Buna karşılık, tropikal ya da yarı tropikal bölgelerde yetişen odunsu ve otsu bitkilerin oluşturduğu Rubiales (kökboyaları) takımı, hem çekici hem de ekonomik açıdan değerli olan türleri kapsamaktadır. Oldukça seyrek rastlanan, ancak meyvesinin tadı yaygın bir biçimde bilinen kahve ağacı, Rubiaceae (kökboyasıgiller) familyasının Coffea cinsine aittir. İlk olarak Habeşistan’da (bugünkü Etiyopya) ortaya çıkan kahve ağacı, 15. yy.’ın sonuna doğru Venedjklilerce Avrupa’ya tanıtılmıştır. Bugün çok yaygın olarak yetiştirilen bu bitki, Brezilya ve Kolombiya gibi ülkelerin ekonomisinde büyük rol oynamaktadır. Rubiaceae familyasının diğer üyeleri: sıtma hastalığının tedavisinde kabuğu kullanılan ve vücut kuvvetlendirici kinin maddesi çıkarılan kınakına ağacı (Chinchona officinalis); tropiklere özgü olan ve sarı ya da beyaz çiçeklerinin güzel kokusu ve çekici görünümü için yetiştirilen Gardenia cinsinin ağaç ve ağaççıkları ve yaz ayları boyunca açık alanlarda yetişen Houstonia caerula’ân. Caprifoliaceae familyasının en iyi bilinen üyesi, gösterişli çiçeğinden çok güzel bir koku yayılan hanımeli bitkisidir (Lonicera). Bu bitkinin etkileyici kokusuyla, Sambucus cinsinin (mürver) çalı, ot ve ağaççıklarının kesildikleri zaman çıkardıkları keskin koku arasında büyük bir farklılık vardır. İki tür de kuzey yarımküreye geniş bir biçimde yayılmıştır. Kediotu bitkisi (Valeriana officinalis) Valerianaceae familyasına aittir. Cucurbitales (kabaklar) takımının tek familyası olan Cucurbitaceae (kabakgiller), küçük olmasına karşın, oldukça tanınmış meyveleri kapsamaktadır. Bunlar kabak (Cucurbita maxima), helvacıkabağı (Cucurbita pepo), kavun (Cucumis melo), hıyar (Cucumis sativus) ve karpuzdur (Citrullus vulgaris).

Campanulales takımı, tür ve cins sayısı açısından en küçük familyalarından biri olmakla birlikte, çiçekli bitkilerin en geniş familyasından oluşan eşsiz bir takımdır. Bitkilerinin çoğunluğu ot olan bu takımın, çeşitli iklim koşullarına kolayca uyum sağlayabilmeleri nedeniyle, geniş bir biçimde yayılmışlardır. Küçük olan Campunulaceae familyasının özelliği, 5 loblu çan biçimindeki korollalara sahip olan çiçekleri kapsamasıdır. Aynaotu (Speculariaperfoliata) bunun ilginç bir örneğidir. Çançiçeği (Camparıula rapurıculoides) çoğunlukla yabani olarak yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Nemli toprakta yetişen kardinal çiçeği (Lobelia cardinalis) parlak ya da koyu kırmızı bir korollaya sahiptir. Bu bitkinin 3 loblu alt dudağı, dilleri, uzun çiçek tüpünün içine giremeyecek kadar kısa olan böcekler için elverişli olmadığından, bu bitki, yalnızca uzun dilli sinekkuşları yardımıyla döllenebilmektedir. Bunun yanısıra, bu bitkiler, yan dallarla da çoğalmaktadırlar. Compositae ya da bileşikgiller, kapsadığı yaklaşık 1000 cins ve 20000 türle kapalıtohumlu bitkiler arasındaki en büyük familyadır. Disk biçimindeki tümsek ya da düz bir çiçek tablasının üstünde toplanan birçok küçük çiçeğin oluşturduğu bir tepe, bu familyadaki bitkilere özgü bir çiçek durumudur.

Yorum yazın