Dünyadaki Ormanlık Alanlar

Dünyadaki Ormanlık Alanlar

Dünyadaki kıtaların hepsinde, yedi ana orman türünden birinin ya da birkaçının bulunduğu alanlar vardır. Ancak beşinci büyük kıta olan Antartika karlarla kaplı olduğundan, burada bitkisel ya- ^am ancak çok ilkeli bir düzeyde var olabilmektedir. Ne var ki, doğal olarak ormanlık olan bölgelerin büyük bir bölümü özellikle Avrupa’da, tarım Ve başka amaçlar için yok edilmiştir. Bugün Avrupa’nın yaklaşık yüzde 30’u ormanlıktır. Bu aran Asya’da yüzde 20, Afrika’da yüzde 25, Güney Amerika’da yüzde 50 ve Avustralya’da yalnızca yüzde 7 kadardır.

Afrikadaki Ormanlar
30.250.000 km2’deri çok alanı olan Afrika, çöller, otlaklar ve tropikal ormanlarla kaplı dünyanın ikinci büyük kıtasıdır.
İklimin ılıman, yağmurun bol olduğu yerlerde |sık ağaçlı yağmur ormanları görülür. Afrika’daki başlıca yağmur ormanlarının bulunduğu bölgeler, güneybatı kıyıları ile Kongo havzasıdır. Sülekli yağmur ormanları, güneş ışınının orman tabanına ulaşmasına engel olacak biçimde sıktır. Abanoz, maun, tik ve hurma ağaçları gibi ticari |nemi olan pek çok ağaç bu ormanlardan sağlanmaktadır.
Daha az yağış alan bölgelerde yer yer yaprağı- döken ormanlar vardır. Mangrov ağaçları hem ağu, hem de batı kıyılarında yetişmektedir. Ilangrov ağaçlarının kabuğunun içerdiği renklen-
dirici tanin maddesi, güneşte yanmayı kolaylaştırdığından ticari önem taşır.
İturi (Kongo nehrinin bir ayağı) yağmur ormanlarının içinde “Bambuti pigmeleri (cüceleri)” yaşarlar. Bunlar ilkel ve göçebe insanlar olup, kendilerine “orman çocukları” adını vermişlerdir. Boyları genellikle 1 ile 1,5 metre arasındadır. Pigmeler günlük gereksinimlerini yağmur ormanlarından karşılarlar.
Yağmur ormanlarının bazı kesimlerinde de Afrika gorilleri bulunurlar. Bu goriller alçak ağaçlar üzerinde ya da yerde yaşarlar. Korkunç görünümlerine karşın, oldukça uysal hayvanlardır. Yağmur ormanlarında ayrıca şempanze, antilop ve değişik türde maymunlar bulunmaktadır. Filler hem ormanlarda, hem de otlaklarda yaşarlar. Orman, kobra gibi zehirli yılanların ve türlü böceklerin de barınağıdır.


Asyadaki Ormanlar

Dünyanın en büyük kıtası olan Asya 44.000.000 kilometrekareyi aşkın bir alan kaplar. Bu alanın büyük bir bölümünde dağlar, çöller ve yaylalar bulunmaktadır. Başlıca ormanlık alanları, Hindistan’ın ve güneydoğu ülkelerinin tropikal ormanları ile kuzeydeki “tayga” denen iğne yapraklıların oluşturduğu ormanlardır. Ayrıca, kıtanın değişik kesimlerinde yer yer, karışık ormanlar ve tropikal bölge dikenli ormanları da bulunmaktadır.

Tayga, Rusça bir sözcük olup “karanlık ve gizemli orman” anlamına gelir. Çoğunluğu ladin ve köknar ağaçlarının oluşturduğu bu ormanlar genellikle seyrektir. Ancak tayga bölgesinin en güneyinde, akarsu boylarında ağaçların sık olduğu alanlar da vardır. Sibirya taygasının başlıca ağaç türü kuzey çamıdır. Bu iğne yapraklı ağaç her yıl yapraklarını döker.
Asya’daki tropikal yağmur ormanlarında genellikle, tik ve sandal ağaçlarıyla yabani hurma gibi palmiye türünden ağaçlar bulunur.
Japonya’dan Hindistan’a dek uzanan tropikal ormanlarda pek çok maymun türü, Kuzey Asya’da ise ren geyiği ve yassı boynuzla geyik türleri bulunmaktadır.

Avustralyadaki Ormanlar
7.703.000 kilometrekarelik alanı ile Avustralya, kıtaların en küçüğüdür. Öteki kara kütlelerinden çok uzakta olduğundan, gerek bitkileri ve gerekse hayvanları değişik özelliklere sahiptir.
En çok rastlanan ağaç okaliptüstür. Altıyüzü aşkın okaliptüs cinsinin bulunduğu, Avustralya’da, bu ağacın değerli sert kerestesinden çok yararlanılır.

Avustralya’nın tropikal ormanlarında ise çatalköklü mangrov, hindistan cevizi, muz ve ekmek ağacı gibi meyveleri yenen ağaçlar bulunur.
Avustralya kıtasının kuzeydoğusundaki Queensland eyaletindeki yağmur ormanları ulusal parklara dönüştürülmüştür. Bunyabunya denen iğne yapraklı ağaçlar burada yetişmektedir. Bir başka değerli kozalaklı ağaçlar ise, batıdaki ovalarda yetişen selvi çamıdır.
Avustralya’nın kendine özgü tanınmış hayvanları, yavrularını bir torba içinde taşıyan keseli hayvanlardır. Kanguru ve koala,keselilerin başlı çalarıdır. Bu kıtaya özgü hayvanlar içinde en ilginç olanları tekdelikliler’dir (monotremler). Bü tün memeliler gibi tekdelikliler de sıcak kani olup, yavrularını emzirirler. Ancak, diğer memeli lerden farklı olarak, yumurtlama ve kuluçka yoluyla çoğalırlar. Dünyada yalnızca iki cins tekdelikli vardır: Karıncayiyen(Kirpiye benzer dişsi bir hayvan) ile suda yaşayan olatipus. Platipu yalnızca Avustralya ve Yeni Gine’de bulunmak tadır.

Avrupadaki Ormanlar
Dünyanın ikinci küçük kıtası olan Avrupa’da dünya nüfusunun yüzde 25’i yaşar, yüzölçümü yaklaşık 10.236.000 kilometrekaredir. Avrupa’nın eskiden ormanlık olan alanlarının büyük bir bölümü şimdi ağaçsızdır. Yine de büyük sıradağlar üzerinde çok geniş ormanlık alanlar vardır. Kuzeydeki iğne yapraklı ormanlar, çam, ladin ve köknar gibi ağaçlardan oluşurlar. Avrupa’nın en tanınmış ormanları; Çekoslovakya’da Bohemya Ormanı Fransa’da Ardennes Ormanı ve Batı Almanya’da ki Kara Orman’dır. Kara Orman’ın uzunluğu 15 kilometredir, genişliği 15 ile 45 kilometre arasın da değişir. Kara Orman’ın güney ve batısını Ren Nehri sınırlar. Orman, adını köknar ağaçlarını koyu renginden almıştır. Oysa meşe ve gürgen ağaçları da vardır.Kış mevsiminde ünlü bir turizm merkezi olmasının yanı sıra, önemli bir kereste ve kağıt hammaddesi kaynağıdır.

Güney Amerikadaki Ormanlar
Yedi kıta içinde dördüncü büyük kıta olan Güney Amerika yaklaşık 17.720.000 kilometrekarelik bir alan kaplar. Kıtanın büyük bir bölümü Ekvator’un güneyinde kalır. Bu büyük kıtada farklı coğrafi özellikleri bir arada görmek mümkündür. Bir yanda, kuzeydeki Kolombiya’dan Şili’nin güney ucuna kadar uzanan And sıradağları yer alırken, öte yanda Arjantin’in pampa adıyla bilinen kurak düzlükleri bulunur.
Güney Amerika’nın hemen hemen yarısı tropikal ormanlarla kaplıdır. Ancak, Güney Şili’de iğne yapraklılardan,Güney Brezilya’da ise bazı çam ve yayvan yapraklıdan oluşan küçük ormanlık alanlar bulunur.
Güney Amerika’daki tropikal ormanlar üçe ayrılır: Tropikal bölgenin çalı ya da dikenli toplulukları, yapraklarını döken ve dökmeyen ağaçlardan oluşan karışık ormanlar ve burada “selva” adını alan yağmur ormanlarıdır.
Bu üç orman türü içinde en kuru olanı tropikal bölgenin çalı ya da diken ormanlarıdır. Bu tür daha çok Arjantin, Paraguay ve Bolivya ülkelerinde yer alan düzlük alanlarda bulunur. Bu ormanlara Kolombiya’nın alçak kıyı kesimlerinde de rastlanır. Bu yörelerdeki ağaçların küçük yaprakları ve kalın kabuklu gövdeleri nem kaybını bir oranda önleyerek kuraklığa karşı bu ormanları dirençli kılar.
Tropikal bölgeye özgü, yapraklarını döken ve dökmeyen ağaçlardan oluşan karışık ormanlar kıtaya dağılmış durumdadır. Bunlar, Bolivya’nın güneydoğusunda, Brezilya’nın doğu ve güneyinde, Venezüella’nın kuzeydpğusunda ve başka küçük alanlarda yer almaktadırlar. Bu ormanlardaki
ağaçların bir bölümü sürekli yeşil kalırken bir bölümü her yıl yapraklarını döker. Bu yörelerde ısı genellikle yüksek olup, diğer yörelere oranla daha çok yağmur almaktadır.
Üç orman grubu içinde en yüksek sıcaklık ve en bol yağmur alan, yeryüzündeki en büyük tropikal bölge yağmur ormanı selva ormanlarıdır. Amazon havzasını içine aldıktan sonra Brezilya’nın dağlık bölgelerine ve Guyana ülkelerine dek uzanır. Ayrıca Ekvator ve Kolombiya’da da bulunmaktadır.
Bu yağmur ormanındaki ağaçların yaprakları yayvandır ve sürekli yeşil kalır. Yapraklar öylesine sıktır ki, güneş ışını onların arasından geçip orman tabanına hemen hemen hiç ulaşamaz. Bu yüzden ormanın tabanında çok az bitki yetişmektedir. Geçilmesi hemen hemen olanaksız olan bu selva ormanlarında, maun, abanoz, kauçuk ve Brezilya fıstığı ağaçları yetişir.
İlkel bir topluluk olan Guaica yerlileri yağmur ormanlarında yaşarlar. Orinoko nehrinin kıyılarında yerleşmişlerdir. Pamuk ve tütün yetiştirirler. Tatlı patates yetiştirmesini de son zamanlarda öğrenmişlerdir. Bu yerlilerin ormanın içine sürülüşleri çok eski zamanlara dayanmaktadır.
Guaica yerlileri ilkel olmalarına karşın Afrika’da yaşayan pigmelerden daha ileri bir düzeydedirler. Dalları birbirine sürterek ateş yakmasını, sepet örmesini bilirler; avlanmak için palmiye ağacından yaptıkları uzun yayları kullanırlar. Erkekler ava giderken kendilerine uğur getirsin diye yüzlerini boyarlar. Kulübelerini ormandaki ulu ağaçlara yaslayarak yaparlar .

Kuzey Amerikadaki Ormanlar
Kuzey Amerika kıtası Asya ve Afrika’dan sonra üçüncü büyük kıtadır. Yüzölçümü 23.490.000 kilometrekare’den çoktur. İklim ve coğrafi özellikler açısından çok farklılıklar gösterir. Bu nedenle bitki türleri de oldukça çeşitlidir.
Kuzey Ormanı adı verilen orman Alaska’dan Kanada’nın doğu ucuna, aşağıda Appalachian dağlarına dek uzanır. Orman büyük ölçüde iğne yapraklı ağaçlardan oluşmuştur. Bunlar, karala- din, peyesenk (balsam) ağacı, aksedir ve akçam- dır. Balsam ağacı yumuşak ve açık renkli olduğundan, kâğıt yapımında kullanılır. Ayrıca kesildikten sonra yaprakları uzun süre yeşilliğini koruduğu için, göze hoş gelen görünümüyle noel ağacı olarak evleri süsler.
Kuzey Ormanında yapraklarını döken ağaçlar da vardır. En yaygın olanı sarı huş ağacıdır. Ayrıca çeşitli tür ceviz ağaçları ve meşeler yetişir.
Orta Ormanı da çok geniş bir alanı kaplar. ABD’deki New England’dan Minnesota’ya, güneyde Teksas’a dek uzanır. Çoğunluğunu yapraklarını döken doğal sert ağaçlar oluşturur. En yaygın olan ağaç ak meşedir. Öteki ağaç türleriyse, çınar, tatlı sakız, çam, meşe, ceviz, gürgen ve akçaağaçtır.
ABD’nin güneydoğusunda Güney Ormanı yer almaktadır. Bu ormanda uzun, kısa, sarkık, tombul yapraklarıyla çok çeşitli çam ağacı bulunur. Ayrıca meşe, karaağaç ve isfendan gibi sert ağaçlar da vardır. ABD’nin güneydoğu Teksas ve Florida burnunda ise Tropikal ormanlar yer alır. Bu ormanlarda maun ve mangrov ağaçlan yetişmektedir.

Kayalık Dağlar Ormanı yine ABD’de batıya yayılmış durumdadır. Bu bölge çok az yağış alır. Başlıca ağaç türleri; Ponderosa çamı, Douglas köknarı, Batı akçamı ve Engelmann ladinidir. Ponderosa çamı adını ululuğundan almaktadır. Üçyüz yıldan fazla yaşayan bu ağaç önemli bir kereste kaynağıdır.
Pasifik Ormanı ise Alaska’dan Kaliforniya’ya kadar 4800 km’lik bir alana uzanır. Kozalaklı ağaç türleri genellikle, Sitka ladini ve Douglas köknarıdır. Orman tabanı eğreltiotları ve çürüyen ağaçlarla kaplıdır. Toprak son derece nemlidir. Douglas köknarı dünyanın en iyi kereste ağacıdır.
Dünyanın en büyük ağaçları Kuzey Kaliforniya’da bulunmaktadır. Bunlar dev sekoyalar ve kızılağaçlardır.
Bu dev ağaçlar düşmanlarına karşı iyi korunmuş olduklarından oldukça uzun yaşarlar. Dev bir sekoyanın kabuğu 60 sm. kalınlığında olabilir. Bir kızılağacın kabuğu ise- 30 sm. kadardır. Böylesine kalın bir kabuğa böcekler zarar veremedikleri gibi, çok aşırı ısı olmadıkça kolay kolay yanmamaktadır. Kökleri ise öylesine yaygın ve derindir ki, en sert rüzgârlar bile kızılaağaçları yıkamaz. Ama, bu görkemli dev ağaçların tek bir düşmanı vardır: İnsan.
Kızılağaçların kesim sınırı genellikle 400 – 800 yaş arası olarak saptanmıştır. Bu ağacın kerestesinin rengi açık vişne ile koyu maun arasında değişir. Ağacın kendisi gibi kerestesi de ateşe ve böceklere karşı dayanıklıdır. Bu nedenle değerli bir yapı malzemesidir. Çatılarda dayanıklılık süresi 40 yıldır. Tek kusuru, tam kurutulmasının çok zor ve uzun süren bir işlemi gerektirmesidir.

Söyleşine dev ağaçların kesilme, devirme ve taşıma işlemleri de ilginç olduğu kadar beceri ve dikkat isteyen bir iştir. Kesim işlemi için usta ve deneyimli kesiciler ağacın düşeceği yönü çok iyi hesap ederek düşmesini sağlarlar.
Ağaç yerden 2,5 metre yüksekliğe kaldırılmış bir tabanın üzerine düştükten sonra 4-5 metrelik aralarla dilimlere ayrılır. Sonra bunların 60 sm. kalınlığındaki kabukları soyulur. Bu işlem de bitince ağacın bazen büyük çınar ağaçları kalınlığında olan dalları gövdesinden ayrılır. Nihayet ağaç kaldırılıncaya kadar geçen süre içinde yangına karşı bir önlem olarak gövde .çatlakları kille iyice sıvanır.
Arizona’da ise tümüyle değişik bir orman türü karşımıza çıkar. Burası Taşlaşmış Orman Ulusal Parkı’dır. Bu ormanda bulunan ağaçlar, milyonlarca yıl önce yetişmiş ağaçların taşlaşmış kalıntılarıdır. Ağaçlar milyonlarca yıl önce volkanik bir külle örtülmüşler ve volkan külünde bulunan demir, manganez ve silis gibi mineraller ağacın içine girmiş,böylece onu hem korumuş hem de taşlaştırmıştı. Milyonlarca yıl sonra, büyük ölçüde toprak kaymaları ile bu ağaçlar yeniden ortaya çıkmış, manganez ve demirin neden olduğu parlak renkleriyle gözalıcı bir görünüm kazanmışlardır.

Yorum yazın