Dünyadaki Ormanlar

Dünyadaki Ormanlar

Gezegenimizde karalar, yaklaşık 149 milyon kilometrekarelik bir alan kaplar. Çok önceleri bu karaların bir bölümü ağaçlık alanlar ya da ormanlarla kaplıydı. Orman, gelişken ağaç ve fundalıklardan oluşan ve genellikle geniş yer kaplayan alanlara denir.
Yeryüzünde çok eski çağlardan beri ormanların olduğu bilinmektedir. Günümüzdeki ağaç türlerine benzeyen bitkiler ise, yaklaşık 200 milyon yıl önce ortaya çıkmışlardır. Ama 300 milyon yıl kadar önce bile, sıcak ve nemli ovalarda dev eğrelti ormanlarının var olduğu bilinmektedir. Günümüzdeki, yapraklarını dökmeyen küçük eğreltiler aslında şimdi soyu tükenmiş olan bu eski dev eğreltiler ailesindendir.

100 milyon yıl kadar önce, bu ağaçlık alanlar, günümüzdeki ormanlara çok benzeyen bir görünüm kazandılar. Yeryüzünde o zamandan beri önemli sayılabilecek yeni ağaç türleri ortaya çıkmamıştır.
Yeryüzü, milyonlarca yıl boyunca birçok iklim değişikliği geçirmiştir. Bu değişikliklerden biri de bundan yaklaşık 65 milyon yıl önce oluşmuş ve yerkürenin büyük bir kesimine sıcak ve
nemli bir iklim egemen olmuştur. Tropikal bitkiler Kuzey Amerika’da Kanada’ya, Avrupa’da Britanya adalarına dek yayılmışlardır. Ancak yaklaşık 15 milyon yıl önce, bir iklim değişikliği daha olmuş; bunun sonucunda da çok kuru bir iklimle birlikte, ormanlar Ekvator’a doğru bir gerileme göstermişlerdir.

Bir başka büyük iklim değişikliği de Buzul Çağında olmuştur: Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın büyük bir bölümü buzullarla kaplanmış, çok soğuk bir iklim yaygınlık kazanmıştır. Günümüzden 10.000 yıl önce son buzul da çekildiğinde, yeryüzündeki karaların hemen hemen yarısı ormanlarla kaplıydı.

Bugün ormanlık alanlar yeryüzünün üçte birinden daha az bir alanı kaplarlar. Bunlar, Kuzey Yarıküredeki ılıman bölgelerde ve Güney Yarıkii renin değişik kesimlerinde yaygın bir biçimde yer alırlar .

Yeryüzünde ormanlarla kaplı olmayan yöreler de vardır. Her ilçi yarıkürede doğal ot bitkisiyle kaplı ovalar, çöller, Kuzey Yarıkürede ağaçsız tunduralar, Kanada, Grönland ve Antartika’da buzullar bulunmaktadır.

Dünyanın birçok yerinde ormanlık alanlarla düz alanlar arasında geçiş bölgeleri bulunur. Buralarda yüksek otlar ve bazı ağaçlar yetişebilir.

Ormanlar, insanlar için her zaman önemli olmuşlardır. Yakacak odun, yapılarda kullanılan kereste ve hatta kâğıt bile ormandan sağlanmaktadır.

Ormanların insanlar için çok önemli olmasının çok basit bir nedeni de, güzel görünümleridir. Her yıl milyonlarca insan dinlenmek için ormanlık yörelere giderler.

Ormanların önemli olmasının diğer bir nedeni de yeryüzünde yaşam için gerekli olan oksijenin ağaçlar ve diğer bitkiler tarafından sağlanmasıdır. İnsanlar da dahil olmak üzere, bütün canlılar her solukta oksijen alır, karbondioksit gazı verirler.

Herhangi bir yerde karbondioksit gazının yüzde 10’dan daha fazla olması baygınlığa yol açtığı gibi, sürenin uzaması halinde oksijen yetersizliği ölüme yol açabilir. Bitkiler ise havadan karbondioksit gazını alıp, dışarıya oksijen verirler. Bu olaya fotosentez adı verilir.
Fotosentez olayını şöyle açıklayabiliriz: Yeşil bitkiler güneşten aldıkları enerjiyle, havadan karbondioksit, topraktan da su emerek bunu şekere dönüştürürler. Şeker bitkinin temel besinidir. Bitkinin emdiği su, oksijen ve hidrojen atomlarına ayrılır. Bu kimyasal değişimi bitkinin yapraklarında bulunan ve klorofil adı verilen yeşil madde sağlar. Oksijen ve hidrojen atomlarının bir bölümü yeniden suya dönüşür ve bitki bunu saklar. Diğer hidrojen atomları ise karbondioksit ile birleşerek tüm canlılar için önemli bir şeker türü olan glikozu oluştururlar. Bitki tarafından kullanılmayan oksijen havaya geri verilir.

Canlıları oluşturan hayvanlar ve bitkiler, birlikte varolarak havayı yaşanabilir kılarlar. Bitkiler olmasa, bir süre sonra havanın da oksijeni kalmazdı.

Havadaki karbondioksit oksijen dengesinin sağlanmasında ormanların payı büyüktür. Beş dönümlük bir alana yaygın sağlıklı ve genç ağaç yılda yaklaşık olarak dört buçuk ton taze kereste verir, havadan altı ton kadar karbondioksit çeker ve havaya dört ton kadar taze oksijen verir. Böyle sağlıklı bir ormanın hava kirliliğini ne denli önleyeceğini bir düşünün.

Yeryüzündeki ormanlar, yapraklarım döken ve dökmeyenler olarak ikiye ayrılabilir. Yaprak dökenlere sert ağaçlar, dökmeyenlere yumuşak ağaçlar da denilebilir. Karaağaç, akçaağaç, meşe yapraklarını döken ağaçlardandır. Çam türleri ise yapraklarını dökmeyenlerdendir.

Yapraklarını döken ağaçların yaprakları yayvandır ve bunlar her yıl dökülürler. Ancak yaprakları yayvan olduğu halde her yıl yaprak dökmeyen ağaçlar da vardır; palmiyeler gibi.
Yaprakları dökülmeyen ağaçların yaprakları iğne gibi olup, tohumları kozalaklarının içindedir. Dünya ormanlarının yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan yaprak dökmeyen ormanlar genellikle sürekli yeşil kalırlar. İğne yapraklı ağaçların yaprakları döküldüğünde yerine hemen yenileri yetişerek yeşillikleri korunmuş olur. Ancak kural dışı iğne yapraklılar da vardır. Sözgelimi, kuzey çamı da bir çam olduğu halde, yapraklarını her yıl dökmektedir.

Orman türlerinin oluşmasında en büyük etken iklimdir. Ilık ve nemli yörelerde yayvan yapraklılar, kuru ve soğuk alanlarda ise iğne yapraklılar daha iyi yetişir. Kuzey Yarıkürenin kuzey kesimleriyle , Güney Yarıkürenin dağlık alanları daha çok iğne yapraklı ağaçların oluşturduğu bu ormanlarla kaplıdır. Tropikal alanlardaki ormanlarda yayvan yapraklı ağaçlar yoğundur. Soğuk ve kurak iklim ile sıcak ve nemli iklimin kesiştiği yerlerdeki ormanlarda her iki türden ağaçlara rastlanabilir.

Ormanlar türleri açısından yediye ayrılırlar; dikenli ormanlar, sert yapraklı ormanlar, tropikal bölge dağ ormanları, tropikal bölge yağmur ormanları, tropikal bölge yaprak döken ormanlar, ılıman bölge yaprak döken ve karışık ormanları, yaprak dökmeyen (iğne yapraklı) ormanlar.
Dikenli ormanlar: Kuzey Avustralya, Güney Amerika’nın bazı kesimleri, Hindistan ve Meksika’da bulunur. Bu tür ormanları oluşturan küçük ve yaprak döken ağaçlar sıcak ve kuru iklimleri severler. Böyle yörelerdeki yıllık yağış ortalamaları genellikle 62 santimetrenin altında olup, buralarda akasya gibi büyük ağaçlar görülür. Bunlar gerçek yaprak döken ormanlarla çöller arasında geçiş alanlarıdır.

Sert yapraklı ormanlar: Şili, Kaliforniya, Akdeniz çevresi, Güney Avustralya ve Güney Afrika’da bulunur. Bu alanlardaki yıllık yağış ortalaması 75 santimetre dolayında olup, iklim yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer.

Bu ormanlar çoğunlukla geniş yapraklı ağaç ve çalılardan oluşur. Zeytin, Akdeniz ikliminin, okaliptüs ise Avustralyanın tipik ağacıdır.

Tropikal bölge dağ ormanları: Afrika, Asya, Orta ve Güney Amerika’nın geniş alanları tropikal dağ ormanlarıyla örtülüdür. Yayvan yapraklı, sürekli yeşil bitki örtüsü,ısının 35°’ye çıktığı, ortalama, 100-200 sm. yağış alan bu bölgede hızlı bir gelişim süreci içindedirler.
Tropikal bölge yağmur ormanları: Orta ve Güney Amerika, Orta ve Batı Afrika, Hindistan, Asya ve Avustralya’da bulunur. Yıllık yağış ortalaması bu yörelerde yüksektir, 500 sm’yi bulduğu olur. Yılın büyük bir bölümü sıcak geçer. Bu ormanlar genellikle yüksek, yayvan yapraklı, sürekli yeşil ağaçları, bambuları (çok çabuk büyüyen büyük otlar, Hint kamışı) ve ayrıca çok değişik eğreltiotu ve sarmaşık türlerini içerirler.

Tropikal bölge yaprak döken ormanlar: Genellikle yağmur ormanlarında bulunanlardan daha küçük, yayvan yapraklı ağaçlardan oluşurlar. Sıcaklık yağmur ormanlarındakiyle aşağı yukarı aynı olup, yıllık yağış ortalaması en çok 250 sm’- dir. Güney Asya’daki bu tür ormanlarda tik ağacı yetişir. Bu ormanlara ayrıca Orta ve Güney Amerika, Asya ve Afrika’da rastlanmaktadır.
Ilıman bölge yaprak döken ve karışık ormanları: ABD’nin doğusunda, Avrupa ve Asya’da bulunur. Bu ormanlarda, bazı çam türlerine rastlansa bile, çoğunlukla ceviz, akçaağaç ve meşe gibi sert ağaçlar görülür. Yazları sıcak, kışları soğuk olup, yıllık yağış ortalamaları 75 sm. ile 150sm. arasında değişir ve yağmur genellikle yılın her mevsiminde yağar.

Yaprak dökmeyen (İğne yapraklı) ormanlar: En yaygın olarak bulunduğu yerler Kuzey Yarıkürededir. Dünyadaki iğne yapraklı ormanların yüzde 45’i SSCB’de, yüzde 36’sı da Kuzey Amerika’dadır. Bu ormanların ağaç türleri genellikle köknar, çam ve ladindir. İğne yapraklı ağaçlar, kışların çok soğuk ve kısa, yazların serin olduğu en kuzey bölgelerde bile yetişirler.

ABD’nin doğusunda ve Kanada’nın güneyindeki ormanlar, belki de dünyanın en büyük mevsim değişikliklerini yaşamaktadırlar. Bu ılıman bölgelerde kışlar aşırı derecede buzlu ve soğuk, yazlar ise tropikal bölgelerdeki kadar sıcak geçer. Bu iklim farklılıkları nedeniyle ormanlar da iklimle birlikte büyük ölçüde değişirler. Ne var ki, bu değişiklik, ormanların yakınlarında yaşayan insanlara oldukça doğal gelmektedir.

Bu ormanlara bahar, orman tabanını bir halı gibi örten parlak küçük çiçeklerle gelir.Kuşlar kışın gittikleri yerlerden dönerek,toprağı delip dışarı çıkan solucanları kapışırlar. Top kuyruklu tavşanları, bol tüylü orman ördekleri dünyaya gözlerini bu ormanda açarlar. En bodur çalıdan en yüksek meşeye dek tüm ağaçlar yeşilin her tonundaki yapraklarını sergilerler. En geç yapraklanan ağaç meşedir. Meşe yapraklandığında artık ormana yaz gelmiş demektir.

Yazın, binlerce böceğin gürültüsü ormanı doldurur. Bu böcekler, yaz boyunca ağaçların yapraklarıyla beslenirler. Öyle ki, yaz sona erdiğinde böceklerin dokunmadan bıraktığı bir yaprak görmek hemen hemen olanaksızdır. Ağaçların diplerinde mantarlar fışkırır. Yeşil bir kubbe görünümündeki ağaçların gölgesinde orman serinliğini sürekli korur.
Sonbahar yaklaştıkça yapraklar teker teker düşmeye başlar. Ağaçlar kırmızıya, altın sarısına dönüşmüş yapraklarını dökerler, meşe palamutları ve kozalaklar yere düşer. Bunlar orman hayvanları tarafından ya yenir ya da kış için saklanırlar. Uzun kış aylarında uykuya yatan hayvanlar barınaklarına, kaplumbağa ve kurbağalar da nemli yuvalarına çekildikten sonra, ormandaki canlılık ve gürültü giderek azalır ve nihayet tam bir suskunluğa bürünür.
Kışın, uykuya yatmış orman hayvanları ve çıplak ağaç dalları karla örtülür. Artık herşey durgun ve sessizdir. Orman, yeniden canlanmak için baharı beklemektedir.

Yorum yazın