AĞAÇ KAKMACILIĞI (MARKETRİ)

AĞAÇ KAKMACILIĞI (MARKETRİ)

Çeşitli kaplama, fildişi, bağa, kemik, sedef, formika, seramik, mermer ve metal levhalarından elde edilen kompozisyonların masif ağaç veya kontra tabla üzerindeki yuvalarına yerleştirilmesine kakma diyoruz. Bu işi yapana kakmacı, işlemin kendisine de kakmacılık denir.

Kelimenin Almanca’sı olan intarziye ve Fransızca’sı marketridir, Fıransızcası olan marketri dilimizde Türkçe’si kadar çok kullanılmaktadır.

Kakma işlemi yukarıdaki tanımlamada belirtildiği gibi çeşitli gereçlerden yapılabilir. Bu işleme, yapılış şekline göre, masif kakma, röliyef kakma, dökme, zemin döşeme (bir çeşit parke), blok mozaik, filato, formika kakma, metal kakma vs. gibi adlar da verilebilir. Konumuzda kaplama ve ince ağaç levhaları ile yapılan kakma işlemini inceleyeceğiz. [7]

3.1. Kakmacılığın Tarihçesi

Kakmacılığın tarihi çok eskidir. Hemen her millete ait eski devirlerde yapılmış kakmalı eşyalara rastlamaktayız. Bunların bir kısmı eşyaları süsleme ihtiyacından doğmuş, diğer bir kısmı dinî tesirler altında kalınarak sihirli veya görünmeyen varlıklara sahip olduğu inancanı varmak için yapılmışlardır.

Eski Peru’da tapınaklar ve Tanrısal figürler renkli taşlardan yapılmıştır. Mısır’da MÖ. 3000 yıllarında, kabuklar veya parlak böcek kanatları ağaçtan yapılmış tabla üzerine yapıştırılmak suretiyle kakma elde edilmiştir. Eski Yunanistan’da mobilyalar ince fildişi plakaları ile süslenirdi. Birçok milletlerin eski eserlerinde İtalyanların Scoglıola tekniği dediği taş, ağaç, kemik veya metalden yapılmış süs parçalarını alçı vb. maddeler içinde dondurarak yapılan kakmalara rastlanmaktadır.

Kakmacılık İlk ve Orta Çağlarda genellikle taş, ağaç, kemik ve metal parça veya levhalarının masif ağaç üzerine oyulmuş yerlerine gömülmesi ile yapılıyordu. Kakmacılık hakkında yazılmış en eski eser M.S. 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın indifaında ölen, Romalı bilgin Plinius’a aittir. Ağaçtan yapılan kakma işleri 1550 yılına kadar omuz bıçağı, düz kalem ve oyma kalemleri ile yapılmıştır. İtalya’da Rönesans Devri en kıymetli kakma işleri ince testerelerle değil, omuz bıçağı ile yapılmıştır ( Şekil 3.1 ). Ağaç kakmacılığında ilk gelişme 1450 1550 yılları arasında Yukarı İtalya’da olmuştur. O zamanlar kakma aletleri hayret edilecek kadar çoktu. 1478 yılında sadece Floransa’da en azından 84 kakma vs. oyma atelyesi olması ve bu sanatın devletin teşvik ve himayesi altında bulunması, kakmacılığa verilen önemin en açık örneğidir.

Kakma işlerinde 1462 yılına kadar tabi renkli ağaçlar kullanılmıştır. Bu tarihte Venedikli Lendinare Kardeşler ağacı kaynayan yağ içinde boyamak ve sıcak kum içinde yakmak suretiyle gölge verme tekniklerini bulmuşlardır.

Kakmacılığın ikinci gelişme çağı, ince testerelerin kakmacılıkla kullanılmaya başladığı, 1560 yıllarında başlar. Rokoko ve daha sonraki devirlerde kıl testeresi kullânılarak yapılmış çok değerli mobilyalar bugünkü Avrupa memleketlerinin müzelerini süsleyen ve turist çeken birer şaheserdir.

Kakma işleri 1800 yıllarına kadar ince masif parçalardan yapıldığı için bunlar rendelenip temizlenebiliyordu. Bugün ise 0.6 – 0.8 milimetre kalınlığındaki kaplamalarla yapılan kakmaları değil rendelemek biraz fazla sistirelemek ve zımparalamak bile mümkün değildir [7].

Bugün Amerika Birleşik Devletlerinde el işçiliğinin çok pahalı olması dolayası ile, bazı büyük firmalar modern dekupaj makinaları ile seri halde marketri işleri yapmaktadır ( Şekil 3.2.) . Almanya ve diğer Avrupa memleketlerinin birçoğunda ise kakmacılık yeniden değer kazanmaya başlamıştır. Çok sayıda kaplama kesebilen dekupaj makinaları geliştirilmiş ve özel kakma takımları yapılmıştır ( Şekil 3.3, 3.4 ) .

Memleketimizde de Osmanlı İmparatorluğu devrinde yapılmış mücevher ve tuvalet kutuları, rahle, masa, sehpa, taht, bağlama ve santurlarda kakmacılığın güzel örneklerini görebiliriz. Gaziantep ve Kilis gibi güneydoğu şehirlerimizde sedef kakmacılığı çok yaygın bir haldedir.

3.2. Kakma İşlerinin Hazırlanışı

Kıl testeresi ile hazırlanan kakma işlerde iki türlü kesme tekniği vardır. Bunlar:

a) Dik kesme.
b) Eğik kesme adını alırlar. [6]

3.2.1. Dik kesme

Çalışma esnasında kıl testeresi ile kaplama yüzeyi arasında 90° lik bir açı bulunur. Üst üste bulunan iki parça böyle kesildikten sonra yan yana getirilince aralarında testere kalınlığı kadar bir aralık kalır. Hassas olmayan çalışmalarda bu teknik çok kullanılır. çok sayıda renkli kaplamaları bir defada keserek alıştırmak ve aralarından lüzumsuzları çıkararak diğerlerini kullanmak en kolay kakma hazırlama tekniğidir.

3.2.2. Eğik kesme

Kıl testeresi belirli bir açı altında eğik tutularak kullanılır. Eğik kesme tekniği ile iki veya daha fazla sayıdaki kaplamaları bir defa da yan yana alıştırmak mümkündür. Ancak bu teknikle çalışmak, dik kesmede olduğu kadar kolay değildir çok sayıda temrin yapmak sabırla ve dikkatle çalışmak gerekir. Şekil 3.5.’de görülen süsleme ayrı renkte 3 kaplamadan yapılmıştır.

Kıl testeresinin çalışma yönü ve eğimi şekil 3.6.’da ki kesitten anlaşılmaktadır. Eğim açısı tayin etmek önemli bir husustur. Fon (zemin) olarak kullanılacak kaplamanın altındaki ve üstündeki kaplamalar kesildikten sonra aynı ara kesit üzerinde birleşmeli ve aralarında açıklıklar bulunmamalıdır. Eğim açısı; kaplamaların kalınlıklarına ve sayısına göre değişir açı büyük olursa ek yerlerinde açıklıklar olur. Çok yatık kesmelerde ise, üst kaplama yuvasına girmeyen bir kama halini alır. Yapılan temrin sayısı arttıkça doğru eğim açısı ile çalışmak kolaylaşır ve zamanla bir alışkanlık haline gelir.

Kesilmek üzere üst üste yapıştırılan kaplamaların sayısı arttıkça kesme işlemi de güçleşir. Şekil 3.5.deki süslemeyi kesmek için kaplamaları şekil 3.6. da gösterildiği gibi tertip etmek gerekir. buradaki kesme açısı bütün parçalarda aynı değildir.

Aynı iş şekil 3.7.de görüldüğü gibi de kesilebilir. Bu defa, süslemedeki eğmeçli şeritler kesitte seyrek taranmış olan üstteki kaplamadan ve küçük yuvarlaklar da alt kaplamadan kesilerek asıl kaplamaya gömülmesi süretiyle elde edilir. Şekil 3.7. de kesme açısı aynı kalmakta fakat yön değiştirmektedir. Bu noktaya bilhassa dikkat etmek gerekmektedir.

3.3. Ağaç kakmanın yapılışı

Bugünkü ağaç kakmacılığı masif ağaç ve kaplama ile yapılan kakma olmak üzere iki gruba ayrılabilir:

3.3.1. Masif kakma

Son yıllarda kontra tabla yapma tekniğinde ulaşılan merhale masif konstrüksiyonlu mobilya yapımının büyük ölçüde azalmasına sebep olmuştur. Bununla beraber bazı kimseler bilhassa masif ve tabi ağaç renklerini tercih etmektedir. Masif ağaç kakmacılığı, kaplamalarla yapılan kakmadan daha zor ve zaman alıcıdır. Bu iş için önce kakma parçalarının 1/1ölçekli iş resimleri çizilir (Şekil 3.8.). Kakma için seçilen ağaç cinsinden parçalar 4 – 5 milimetre veya daha kalın plâka haline getirilir. Sonra, ağacın elyaf yönü de dikkate alınarak kakma yapılacak parça resimleri hazırlanan bu plâkalar üzerine yapıştırılır (Şekil 3.9.). Üzerine resim yapıştırılmış masif levhalar dekupaj makinaları veya kıl testere koluna bağlanmış uygun bir testere ile çizgilere teğet olarak kesilir. Sonra yerleştirileceği masif tabla üzerine konur ve sivri uçlu bir kalemle kakma parçasının yeri çizilir. Parçanın yeri budak (Forstner) matkapları ile çürütülüp düz kalem oyma kalemleri ile kenarları düzeltilir (Şekil 3.10.) . Oyulan kısmın dibi de bir düz kalem veya özel kanal rendeleri düzgün hale getirilir. Tutkal sürülüp yerine oturtulan kakma parçası üzerine bir kâğıt ve takoz konularak işkence veya presle sıkılır. Presten sökülüp yeteri kadar bekletilen kakmalı tabla perdah edilir ve son yüzey işlemi yapılır.

3.3.2. Kaplamalardan yapılan kakmalar

Kaplamalardan yapılan kakma işleri sayılarının tek veya çok olmasına, iki veya daha çak ağaç cinsinden meydana gelmesine göre değişik usullerle yapılır. Buna göre kıl testeresi de dik kesme veya eğik kesme usullerinden birine uygun olarak kullanılır.

Kıl testere kolları ile çalışırken özel olarak hazırlanmış marketri tezgahları kullanılır. Bunlar ihtiyaca göre çeşitli şekillerde yapılırlar(Şekil 3.11.).

Testere koluna testere, dişleri aşağı doğru çekerken kesecek şekilde ve gerdirilerek bağlanır. Testereyi tutan kol dirsekten hareket ettirilerek ve testerenin dikey konumu hiç değiştirilmeden bütün kesimler yapılır. Bilhassa iki renkli kakma işlerinde kaplamalardan fire vermeden bir kesmede iki tane kakmalı iş elde etmek için dik kesme usulü kullanılır. Bu ve benzeri işleri yapmak işçin, iki çeşit kaplama aralarına kaba kağıt konarak kola ile üst üste yapıştırılır. Kola kuruduktan, sonra şekiller çizgilerden kesilir. Şekillerin kesilmesi bittikten sonra kaplama şerit testeresinden yapılmış kaplama bıçağı ile birbirinden ayrılır. Sonra açık renk kaplamalar koyu renk (fon); koyu renk kakmalar da açık renk zemin üzerindeki yerdeki yerlerine konur, kola sürüldükten sonra bir kâğıtla yerlerine tutturulur. Kakmalı kaplamanın altındaki kâğıtlar bilinen usulle temizlenir ve kakmalı kaplama tablası üzerine tutkallanır.

Üç çeşit kaplamadan meydana gelecek kakma işleri bir tane veya daha çok sayıda yapılacağına göre değişik usuller uygulanır. Üç renkli kenar suyu bir tane yapılacaksa:

Kakma parçaları; uygun kaplamalar üzerine yapıştırılan resimlerin çizgileri dışından dikey olarak kesilir. Bu parçalar fon kaplaması üstüne yapıştırılmış iş resmi üzerindeki yerlerine yapıştırılır. Daha sonra kakma parçalarının dış çizgilerine teğet ve eğik kesimle fon kaplamasındaki kakma parçalarının yerleri boşaltılır. Fon kaplamasından çıkan parçaların yerine kakma parçaları yerleştirilerek üç renkli kakmalı işin kaplaması hazırlanmış olur. Kakma parçalarının bazılarına gölge vermek gerekli ise yan yana yapıştırmaya başlamadan önce aşağıda açıklandığı gibi gölge verilir.

Yakarak gölge verme: Gölge, vermek için bir gaz veya ispirto ocağına, küçük ve sivri uçlu maşalara, bir tatlı kaşığı ile ince kum konarak madensel bir kutuya ihtiyaç vardır (Şekil 3.12.) . Kullanılacak kum, döküm kumu veya yıkanmış ince kum olmalıdır. İspirto veya gazocağı yakılarak kum ısıtılır. Kakma parçalarının gölge verilecek kısımları sivri ise Şekil 3.13. de görüldüğü gibi sıcak kum içine sokularak hafif kömürleşmesi sağlanır. Kakma parçası kum içine dikine sokulursa yanık rengi üstten dibe doğru koyulaşır. Kakama parçasının takılan yerinde resimdeki koyuluk elde edilince başka bir parçanın yakılmasına geçilir.

Kakmalı yüzeyler de kâğıtları temizlendikten sonra sistirelenip zımparalanarak son yüzey işlemlerine hazırlanır. Yalnız kakma parçalarının elyafı değişik yönlerde olabileceğinden kullanılacak sistire çok keskin olmalı ve ince talaş çıkarılmalıdır. Diğer taraftan paduk ağacı gibi renk verecek ağaç kaplamaları da kullanılmışsa, yüzey sadece sistirelenmeli; fakat zımparalanmamalıdır. Çünkü fon bu, renk veren kakma parçasının tozları diğer kakma parçaları ile fon kaplamasını da boyayabilir.

Kakmalı yüzeyler gomalâk cilası ile cilâlanacak veya cilâ topu ile çalışarak selülozik vernikle verniklenecekse renk vermeyen kaplamalardan meydana gelen kakmalı yüzeyler normal usullerle cilâlanır. Fakat iş üzerinde renk veren kaplama varsa (paduk gibi) önce fırça ile vernik sürülür veya tabanca ile bir kat vernik atılır. Daha sonra yüzey gomalâk cilâsı ile cilalanır veya verniklenir. Renk verecek kakma parçaları bulunan yüzeylere vernik atılırken ve verniğin kuruması sırasında tabla yüzeyinin yatay olması şarttır. Aksi halde yüzeyden akacak vernik, renk verecek kaplama parçasının kenarına akarak diğer kaplamaları boyayabilir. [7]

Yorum yazın